|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Beni izleyen okurlarım hatırlayacaktır. Geçen hafta bu köşede, "Bankada başıma gelenler" başlıklı bir yazı yazmıştım. Ana fikir, banka şubesinde yaşanan bir dizi olumsuzlukların sergilenmesiydi. Konuya ilişkin okurlarımdan çok sayıda telefon ve e-mail aldım. Herkes dertliydi. Meğer bir yaraya parmak basmışım. "Paramızla rezil oluyoruz" diyen diyene. Sayın okurum... Bu ülkede bankalar hortumlandı. Bankalar battı. Ancak hakkını da yemeyelim. Bu sektör genelde AB standartlarına yakın hizmet verir. Çağdaş gelişmeleri yakından izler. Ama demek ki insan kaynakları açısından değişim ve gelişim tamamlanamamış. İşte size bir başka olumsuz örnek. Durumu pek de iyi olmayan bir bankada numara aldım, bekliyorum. Üçüncü sıradayım.. Zaten başka müşteri de yok. Numaröter takıldı kaldı. Bir türlü dönmüyor. 3 veznede 3 kız var. Biri para sayıyor, diğer ikisi sohbet ediyor. Yarım saat oldu hâlâ sıra gelmedi. Bu arada, sonradan gelen birkaç kişi doğru veznelerden birine giderek işlem yaptırdı. Odasının kapısında müdür yardımcısı yazan bir görevliye gittim. -Onlar hatırlı müşteri, her bankada olur böyle şeyler dedi. Bu arada bir vatandaş, aniden bağırıp çağırmaya başladı: -İki saattir bekliyorum. 800 milyonu çekemedim. Bir bankada nasıl bu kadar para olmaz. Benim acelem var kardeşim. Müdür odasından çıkarak karşılık verdi: -Ne olmuş yani biraz beklediyseniz. Bağırmaya ne hakkınız var. Paranızı vermeyeceğiz mi dedik. Sonuçta, bir saat bekledikten sonra işlemimi yaptırabildim. Bankadan sinirim bozulmuş, zamanım kaybolmuş olarak çıktım. Bu bankaları el birliği ile düzelteceğiz.
Ertuğrul Özkök, Fatih Altaylı karşı karşıya
Yer: Hürriyet Gazetesi. Olaya karışan kişiler: Ertuğrul Özkök: Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Fatih Altaylı: Hürriyet Gazetesi köşe yazarı. Ertuğrul Özkök: Son 6 ay içinde hakkımdaki iftira ve hakaret yazılarından 30 milyara yakın tazminat kazandım. Fatih Altaylı: Çünkü yasalar bu duruma göz yumuyor. Türkiye'de en kolay sey dava açmak. Hele hele tazminat davası. Git harcı yatır, davayı aç. Kazanamazsan harcın iade. Ertuğrul Özkök:15 yıla yakındır yazı yazıyorum, hakkımda açılmış çok az tazminat davası var. Bunların çoğu da rakip medya kuruluşu tarafından açıldı. Fatih Altaylı: Yazılarım nedeniyle su anda 2 bini aşkın davayla uğrasıyorum. Bunların yüzde 99.9'u aynı kişi ve grup tarafından açılmış davalar. Benden istenen tazminat miktarı 30 küsur trilyon. Ertuğrul Özkök: Şimdi bazı arkadaşlar tazminat cezalarının ağırlığından şikayet etmeye başladılar. Bu noktaya gelinmesinde onların sorumsuz ve ölçüsüz yazılarının payı var. Fatih Altaylı: Gazeteciye düşen doğru bildiği yolda ''davadan'' korkmamaktır. Yazdığın doğruysa, yazdığına inanıyor ve güveniyorsa tazminattan, davadan ürkmemeli. Ertuğurul Özkök: Hakaret ederek, iftira, çamur atarak yazı yazmak kolaydır. Fatih Altaylı: İbrahim Tatlıses, Almanya'da bir kadına tecavüz ettiği iddiasıyla aranıyordu. Bunu bir dizi haber yaptık. ''Yalaaan'' diye bağırdı ve 500 milyar liralık tazminat davası açtı. Ertuğrul Özkök: Kendi kendinize hukuk üstü bir paye vermeye kalkarsanız karşınızda adaleti bulmanız gerekir. Fatih Altaylı: Ama yazmaktan geri kalmayacağım. Yazdıklarımın doğruluğuna, belgelerime ve Türk adaletine güveniyorum. Ertuğrul Özkök: Sizin köşeniz varsa insanların da onurları var. Adalet çalışıyor diye kimsenin kızmaya hakkı yok. Fatih Altaylı: Ama yine de Hıncal Uluç haklı. En azından yerli yersiz dava açmanın önüne geçmek için davayı kaybedenin dava harcını iadesini önlemek lazım. (NOT: Yukarıdaki diyalog iki yazarın köşe yazılarından aynen alınmış ve tarafımdan monte edilmiştir.)
Magazincilerin ödül ayıbı Geçen hafta Magazin Gazetecileri Derneği'nin ödül gecesi vardı. Mavi boncuk politikası izleyenler tam 90 kişiye ödül verdiler. Eften püften işler bile takdir gördü. Hatta yalan haberler bile ödüllendirildi. Bir örnek vereyim. Hani, Kaya Çilingiroğlu'nun kendisine tecavüz ettiğini ileri süren Q Kızı Reyhan diye birisi vardı ya. Kanal kanal dolaşıp bu sayede kendi reklamını yapmıştı. İş savcılığa intikal etti. Savcılık iddiaları ciddi bulmadı ve takipsizlik kararı verdi. İşte bu kızla röportaj yapan muhabire Magazin Gazetecileri Derneği tarafından Altın Objektif Ödülü verildi. Yani yalanlara ve reklama alet olmak ödüllendirildi. Bu kafayla, magazinciler kötü imajlarını zor düzeltirler.
Alexander Bell 1876 yılında telefon adını verdiği aracın patentini aldı. İlk telefon şebekesi 1878 yılında ABD'nin Connecticut eyaletinde kuruldu. 1927'de Londra ile New York arasında radyo vericileriyle telefon haberleşmesi sağlandı. Avrupa ile Amerika ilk kez okyanus altı kablolarla 1956 yılında birbirine bağlandı.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |