T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Hukukun üstünlüğüne alışmak

Hukukun üstünlüğüne alışmak kolay değil. Çünkü o, sizde var ve sınırsız olduğunu düşündüğünüz bir gücü sınırlıyor.

Ama sağlıklı bir toplum hayatı için hukukun üstünlüğünden başka çare yok. Değilse, ülke ve toplum, cangıl hukukuna tâbi hale gelir ve huzursuzluk alır başını gider.

İslam tarihinde, Hazreti Peygamber (s.a.) zamanında yaşanan ve "hukuk"un en zor şartlarda dahi öncelik kazanması gerektiğini çok çarpıcı biçimde vurgulayan iki hadise var.

İkisi de savaş anında yaşanıyor.

Birinde bir Müslüman asker savaş sırasında düşman saflarında bulunan ancak "kelime-i şehadet" getirip "Müslüman olduğu"nu bildiren kişiyi öldürüyor. Buna savaşa katılan diğer Müslümanlar "Müslüman olan birisini neden öldürdün" diye tepki gösteriyor. Öldüren kendini savunuyor: "Ama o, diyor, korktuğu için Müslüman olduğunu söyledi." Kimse ikna olmuyor. Olay Hazreti Peygamber'e kadar geliyor. Hazreti Peygmaber de Müslüman olan birisini neden öldürdüğünü soruyor. Öldüren kişi aynı savunmayı yapıyor: O korktuğu için Müslüman olmuştu.

Hazreti Paygamber, üç kere şu sözü tekrarlıyor:

-Kalbini yarıp da mı baktın, kalbini yarıp da mı baktın, kalbini yarıp da mı baktın!?

Yani tutacaktın kendini... Kılıcı gelişigüzel savurmayacaktın... Hukuk seni sınırlıyordu.

İkinci hadise Hazreti Ali iyle ilgili.

Savaşta, Hazreti Ali düşmanı altına alıyor ve kılıcı çalmak üzere. Tam o sırada altta kalan adam öfkeyle Hazreti Ali'nin yüzüne tükürüyor. Hazreti Ali duralıyor, kılıcı vurmaktan vazgeçiyor. Adam şaşırıyor.

-Neden vurmadın, diye soruyor. Beni öldürebilirdin, hatta öldürecektin.

Hazreti Ali'nin cevabı bütün çağlara bir hukuk ölçüsü gibi sesleniyor:

-Evet seni öldürecektim ve öldürebilirdim. Ama bizim savaşımız Allah içindir. Oysa sen yüzüme tükürdüğünde işin içine kendi nefsim karıştı. O zaman seni öldürseydim kendi nefsim için öldürmüş olacaktım.

Oysa nefsi için öldürmek, savaş hukukunun dışına çıkmaktı. Orada, kılıcı havaya kalkmış inecekken durdu Hazreti Ali'nin...

Zor olanı yaptı Hazreti Ali...

Ve Hazreti Peygamber, önceki olayda zor olanı hatırlattı İslam mücahidine...

Gücü sınırlamak zordur.

İslam bir nefis terbiyesi ister onun için her inananından... Çünkü gerçekten de nefis terbiyesi gerekir gücü sınırlamak için... Yoksa baba eşine karşı güç kullanır, anne çocuğuna karşı güç kullanır, devlet reisi halka karşı... Onun için Hazreti Ebubekir devlet reisi seçildiğinde ilk olarak halka;

-Ben hukuk içinde kaldığım sürece bana tâbi olunuz. Değilse emrime uymanız gerekmez...

Bu da kendini hukuk çerçevesi ile bağlamaktır.

Bugünkü toplumlarda nasıl sağlayacaksınız hukukun üstünlüğünü, belirleyiciliğini, herkesin ancak bir hukuk çerçevesi içinde yetki kullanacağını?

Evet bunun için bir hukuk çerçevesi var. Belki ağır cezalar var. Ama o çerçevenin en kritik zamanlarda hayata geçirilmesi için bile devletin ve toplumun dokularına işlemiş bir kişilik terbiyesi gerekli. Çünkü her an güçler arası ittifaklar vs. gerçekleşip altta kalanın canı çıkabilir.

Bunun için de insanın prensip olarak onurlu olduğunu... onurla yaratıldığını...

Ve her insanın, suçu kesinleşinceye kadar suçsuz olarak kabul edilmesi gerektiğini içselleştirmiş olmak gerekiyor.

Belki, hukuk duyarlılığı zaafa uğramış toplumlarda, her insana peşinen suçlu gibi bakılmaması gerektiğini de öğretmek gerekiyor.

Türkiye'de çok ciddi bir "hukukun üstünlüğü" eğitiminin gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum.

Fiili yetkilerin hukuk içine alınması ve ancak hukukun izin vermesi ölçüsünde kullanılması yönünde bir terbiye...

Polis kendisine emanet edilen silahı ve copu kullanırken...

Hakim yargıda bulunurken...

Amir, emri altındakileri ödüllendirir veya cezalandırırken...

Hükümet iktidarını tasarruf ederken...

Askeri hiyerarşi, astlarına karşı yaptırım uygularken...

Avrupa babanın-annenin çocuklarına karşı iktidarını bile hukuk çerçevesi içine almış... "Çocuğumdur döverim", diyemiyorsunuz.

İslam hayvan haklarını bile korumuş. "Hayvanımdır, döverim, dilediğim kadar yük taşıtırım" diyemezsiniz.

Hem hukuki çerçeve hem eğitim...

İktidar kolay dizginlenir bir şey değil.

Türkiye'de son dönemde hukukun üstünlüğü yönünde adımlar atılıyor ve bazı tepkiler oluşuyor. Oysa kimse tepkiye kalkışmamalı. Hukukun üstünlüğünden herkesin insanlığı kârlı çıkacak. Çünkü hukuksuzluk bir gün gelir, ondan yararlandığını düşünenleri de vurur.


3 Ocak 2003
Cuma
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED