|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ABD'nin Irak'ı işgal planının ardında üç neden var: 3 trilyon dolar değerindeki dünyanın 2. büyük petrol kaynağını ele geçirmek, İsrail'in bölgedeki askeri üstünlüğünü sağlamak ve Ortadoğu haritasını yeniden belirlemek.
Amerika, İngiltere ve İsrail'le birlikte Irak'ı işgal edip Ortadoğu'yu yeniden tanzim etme planlarında sona yaklaşırken, savaşa karşı olan dünya, Amerika ve müttefiklerinin petrol, doğalgaz ve silahsızlandırma ekseninde yürüttüğü politikalarını endişeyle izliyor. Hiçbir yasal meşruiyeti olmayan Irak'a saldırı planlarına destek için başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerine yoğun baskı uygulayan, hatta bu ülkeleri tehdit eden ABD, 11 Eylül'den sonra "terörle mücadele" kisvesi altında uygulamaya soktuğu küresel işgal planlarının ilk adımını Afganistan'a saldırı ile attı ve bütün Orta Asya'ya yerleşti. ABD askeri gücü, Afganistan ve Pakistan'ın yanısıra Türk Cumhuriyetleri'ne de uzun vadeli olarak yerleşti. Irak'a saldırı ile küresel savaşın ikinci cephesini Ortadoğu'da açmaya hazırlanan ABD, üçüncü cepheyi yine petrol ve doğalgaz zengini Güneydoğu Asya'da açmayı planlıyor ve buna göre hazırlıklar sürdürüyor.
ABD'nin üç hedefi
ABD'nin dünya çapında sürdürdüğü işgal harekatına karşı olanlar, Irak'a saldırıyı Saddam Hüseyin rejinin devrilmesi ya da Irak halkının özgürleşmesi gibi yalanlarla süsleyen ABD'nin gerçek hedeflerini şöyle sıralıyor: Suudi Arabistan'dan sonra dünyanın ikinci zengin petrol kaynaklarını ele geçirmek, İsrail'in Ortadoğu'daki askeri üstünlüğünü temin etmek ve Irak'ın Araplar arasındaki liderlik potansiyelini ortadan kaldırarak, Ortadoğu haritasını ABD ve İsrail'in önceliklerine göre yeniden belirlemek. Uzmanlar, bu planı, Osmanlı'nın çöküşünde bölgeyi parçalara bölen 1916 Sykes Picot Anlaşması'na benzetiyor. Uzmanlara göre, Irak'ta kendi yönetimini kurup bölgeye yerleşmeyi planlayan ABD, başta Suudi Arabistan olmak üzere, İran ve Körfez ülkeleri gibi petrol kaynakları üzerindeki yönetimleri sıkı denetim altına almayı ve ABD planlarına karşı olan bölge ülkelerini kuşatmayı hedefliyor.
3 trilyon dolarlık petrol
Irak Suudi Arabistan'dan sonra dünyanın ikinci büyük petrol rezervlerine sahip. Bilinen petrol rezervlerinin yaklaşık 112 milyar varil civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu da 3 trilyon dolar değerinde. Henüz keşfedilmeyen yataklar dikkate alındığında ise tahminler 220 milyar varilin epey üstüne yükseliyor. Bir başka deyişle, Irak bir 50 yıl kadar daha dünyaya petrol satmaya devam edecek. Dahası, özellikle Irak'ın güneyindeki Mecnun, Batı Kurna ve Nahr Umar' bölgelerinde her biri Kuveyt'in petrol kaynakları kadar potansiyeli olan muazzam petrol yataklarıyla gerçek rakamın 220 milyar varile varabileceği tahmin ediliyor. İşte ABD, bu kaynaklara el koyarak, tek kutuplu dünya sisteminin patronluğunu garanti altına alıp, kendi hegemonyasına meydan okuyan güçlerin önünü kesmeye çalışıyor. Bu güçler ise, Avrupa Birliği ve İslam dünyası.
İRAN VE SURİYE KUŞATILACAK
ABD birliklerinin sınırlarına yığıldığı İran'ın stratejik yaşam hattının kesilmiş olacağı, Körfez, Irak ve Afganistan'daki ABD varlığının İran'ı kuşatacağı belirtiliyor. İsrail de Hizbullah'ı silahsızlandırması ve zorlama bir yerleşimi kabul etmesi konusunda Suriye'ye baskı yapabilecek ki, bu Suriye'nin birliklerini Lübnan'dan çekmesine yol açabilecek. ABD'nin, Basra Körfezi ve Doğu Akdeniz'i 21. yüzyılın enerji kavşakları olarak belirlediği, bu iki stratejik bölgeyi kontrol eden kara ve deniz bölgelerini denetim altına alacağı, bu çerçevede Basra Körfezi'nden Doğu Akdeniz'e uzanan hat üzerindeki ülkeleri hedef aldığı belirtiliyor. Buna göre, İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin ABD ve İsrail'in doğrudan hedefi durumunda. Uzmanlara göre Irak'tan sonra Suriye ve Lübnan hedef haline gelecek. İran ise tam anlamıyla kuşatma altında tutulacak. Böylece hem petrol kaynakları denetim altına alınacak hem de İsrail'in etkinliği Doğu Akdeniz'den Basra Körfezi'ne kadar uzanacak. Bu hat üzerindeki Müslüman ülkeler silahsızlandırılırken dünyanın beşinci nükleer gücü olan İsrail daha da güçlendirilecek, bu hat üzerindeki devletleri baskı altında tutacak.
TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ TARTIŞILMALI
Irak'ın İsrail'in güvenliği için silahsızlandırıldığını belirten uzmanlar, Irak'tan sonra İran'ın da silahsızlandırılacağını, şu anda Irak için Türkiye'ye baskı yapan ABD, İngiltere ve İsrail'in, o zaman da İran'ın denetim altına alınması için Türkiye'ye baskı yapacağını, hatta Türkiye'nin cepheye sürüleceğini belirtiyorlar. Uzmanlar, Türkiye'nin yol ayrımında olduğunu, Avrupa Birliği ile ABD arasında seçim yapmak zorunda olduğunu, ikinciyi seçerse ABD ve İsrail'in işgal ve sömürge politikalarında taşeronluk yapmak zorunda kalacağını ve kendi geleceğini tehlikeye atacağını belirtiyorlar.
PLANLARI YAHUDİ LOBİSİ HAZIRLIYOR
Petrol ve silah sanayii tarafından Washington'a yerleştirilen George Bush-Dick Cheney yönetimi, Yahudi lobisinin belirlediği bir haritayı bütün dünyada uyguluyor. Daha önce İsrail için çalışan, şimdi ise ABD'nin işgal politikalarını şekillendirenlerin başında Pentagon'un Savunma Politikası Başkanı olan Richard Perle; Savunma Sekreter Yardımcısı Douglas Feith, Devlet Departmanı Özel Asistanı David Wurmser yer alıyor. Bu kişiler 1998'de, Donald Rumsfeld ve Paul Wolfowitz ve 21 isim ile biraraya gelerek "Bağdat rejimini değiştirmek için kararlaştırılmış program" çağrısında bulundular.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |