T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M
Özal CIA'dan önce bildi

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgal planını CIA'dan önce tahmin ederek ABD Başkanı George Bush'u ikaz ettiği öğrenildi.

İstanbul-8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal"ın 1991"deki Körfez Savaşı"nda Yumurtalık petrol boru hattının kapatılmaması halinde Amerika'nın İskenderun limanını abluka altına almayı düşündüğünü söylediği ortaya çıktı.

'Harita değişecek' derdi

Merhum Cumhurbaşkanı Özal"ın Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgal planına Amerika'nın dikkatini çektiğini belirten Engin Güner, "Özal, 1990'ın Ocak ayında Irak'ın Kuveyt'e bir şey yapabileceğini söylemişti. Irak Kuveyt sınırına askeri yığınak yapıyor, takip ediyor musunuz, vesaire gibi sorularla sürekli George Bush'u uyardı. Bir şeylerin olacağını hissediyordu, Amerika'nın müdahale edeceğini, sessiz kalmayacağını biliyordu. Bu müdahale sonucunda haritanın değişeceğini de öngörüyordu. Dolayısıyla da "Buralara yeni bir şekil verilirse Türkiye bunun dışında kalmamalı, çünkü bu Türkiye'nin menfaatlerini doğrudan ilgilendiren bir konudur" diyordu. "Özal'ın izlediği politikanın ana teması buydu" şeklinde konuştu.

Lozan'ı inceletti

Özal"ın Kerkük ve Musul hakkında ayrıntılı incelemeler yaptığını belirten Güner, "Tarihten gelen sorumluluklarımız olduğunu düşünürdü. O dönemde kütüphanelerde bölge ile ilgili ne kadar kitap varsa getirtti. Lozan anlaşmasını inceledi. Musul ile ilgili müzakereleri dikkatle okudu. Orada bazı haklarımızın olduğunu, Irak hudutlarının cetvelle çizildiğini, Osmanlı'dan sonra ortaya çıkan durumun suni olduğunu ve bunun bir gün yeniden şekilleneceğini söylüyordu. "Niçin sadece İngiltere, Amerika uğraşsın ki? Bu bizim direkt sorumluluk alanımıza girer, Türkiye masada yerini mutlaka almalıdır, nötr kalmak enayilik" derdi, dedi.

Ölçülü riskten yanaydı

Kerkük ve Musul'un 1920'lerin başında Misak-ı Milli sınırları içinde olduğunu hatırlatan Güner, Mezepotamya'da Irak diye bir devletin olmadığını, savaştan çıkmış Türkiye'nin savaşacak mecali kalmadığı için taviz vermek durumunda kaldığını ifade etti. Türkiye'nin 500 bin sterlin karşılığında Musul petrolleri üzerindeki tarihi haklarından vazgeçtiğini belirten Güner, "Irak suni olarak yaratılmış bir devlettir. Özal bu durumu ayrıntılı olarak inceledi, o günkü Türkiye'nin durumunu göz önüne getirerek, bunun bir anlamda oldu bitti anlamına geldiğini düşünüyordu. Böyle bir mevzu tekrar ortaya çıktığında da Türkiye'nin aktif rol alması gerektiğini savunuyordu. 11-12 yıl sonra Özal'ın düşündükleri tekrar karşımıza çıktı. Özal aktif politika yanlısıydı, her zaman ölçülü risk alma taraftarıydı" dedi.

Bush'u Özal yönlendirdi

Körfez Krizi döneminde Özal'ın Amerika'yı yönlendirdiğine dikkat çeken Güner, "Şimdi Amerika Türkiye'yi yönlendirmeye çalışıyor. 'Bana iki gün içinde cevap verin' diyor. Bizimkiler de haklı olarak 'burası emirlik değil, iki günde cevap veremeyiz' diyorlar. Ama ortaya çıkan tablo ortada, inisiyatif Amerika'da, Türkiye arkasında gidiyor durumda" dedi.

ABD'nin İskenderun"u abluka planı

Özal döneminde ortamın bugünkünden çok farklı olduğunu ifade eden Güner, "Özal'ın düşüncesi toprak istila etmek değildi. Üç koyup beş almak lafı gerçek değildir. Özal, "Yirminci yüzyılda kimseye başka bir devletin topraklarını istila etmesine izin verilmez, bu saçmalıktır" diyordu. Ama orada aktif bir Türk varlığının nasıl olacağını etüd etti. Türkmen varlığını güçlendirmeye çalıştı. Orada sadece kürt ve arap olmadığını anlattı. Dış dünyada nabız yokladı. Amiyane olarak ifade edersek, Musul ve Kerkük'ü, Batı'nın bize yedirmeyeceğini derhal anladı. İkincisi, içeriyi yokladı. İkinci cephe açalım gibi laf etti. Buna en başta başbakanı, genelkurmayı, dışişleri karşı çıktı. Bölge ülkeleriyle de sürekli temas halindeydi. Bugün kimse istemiyor. Kim istiyor? Amerika'nın kendi içinde bile muhalifleri var, İngiltere hükümeti de bölündü. Dolayısıyla Amerika yönetimi ve İsrail istiyor" dedi. Özal döneminde Saddam'a karşı büyük ve güçlü bir koalisyon olduğunu ifade eden Güner şunları söyledi: "BM kararları alınmıştı. Özal BM kararlarına binaen Yumurtalık hattını kapattırdı. Bush'a BM'den ambargo kararı çıkarttırmasını Özal istedi. Böylece Amerika'nın baskısıyla değil de BM'nin kararı çerçevesinde, dış dünyanın da muvafakatını alarak Yumurtalık hattını kapatmış oldu. James Baker gelmeden önce Bakanlar Kurulu ile konuşarak bu işi halletti, erken davrandı. Eğer kapatmasaydık, Amerika bastıracaktı, belki de İskenderun limanını abluka altına alarak Irak petrolünün Akdeniz'e çıkartılmasını engelemek isteyebilir diye fantezi bir düşüncesi de vardı Özal'ın. Baker geldiğinde yarı şaka yarı ciddi böyle bir cümle sarfetmiş."

Thatcher Çanakkale'de Saddam'ın topunu anlattı

Cehennem Topu meselesini ilk kez İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher gündeme getirdi. Çanakkale Savaşları'nın yıldönümü için Thatcher Çanakkale'ye gelmişti. Törenlerden sonra bir yere çekildik. Thatcher, Irak'ın elindeki cehennem topundan söz etti, Irak'ın aşırı silahlanmasından bahsetti. Havada kalan laflardı. Daha sonra Özal, bir gün beni çağırdı, şu topun menzilini bir hesaplayalım dedi. ODTÜ'den matematik hocamdı. Bir takım formüller falan çıkardı. Sanırım "400 km mesafesi var" dedi. Bir de Hüsnü Doğan"la Yusuf Bozkurt Özal'a hesaplatalım. Hüsnü askerlere hesaplatsınî dedi İki gün sonra gelen rakamlar aşağı yukarı aynıydı. Ama Özal ihtimal vermiyordu. Amerika"nın bu fırsatı vermeyeceğini düşünüyordu. "Böyle bir şey olabilir, ama bu adamı fazla abartmayın" derdi Bush'a. Hem Batı hem Doğulu devlet adamlarının mantalitelerini iyi biliyordu. Saddam için "Blöf yapıyor " derdi. Ama sonunda ne Özal tam haklı çıktı ne de Saddam Amerika'nın abarttığı gibi çıktı. İkisinin ortası çıktı. Özal, Amerika çabuk halleder diyordu, ama harekat aylar sürdü.

'Kuzey Irak arka bahçemiz'

Özal'ın Kuzey Irak'ta bir boşluk doğacağını bunun Türkiye aleyhine olabileceğini düşündüğünü belirten Güner, "Saddam gibi birinin Irak'ın başında kalmaması gerektiğini, demokratik rejimin gelmesini istiyordu çözüm yolu olarak. Düşüncesi şuydu, 'Orada Kürtler, Türkmenler, Araplar var: Bunlar Osmanlıdan kalan ve kendilerine karşı sorumluluklarımız olan topluluklar" derdi. Bunların hepsine kardeş gruplar gözüyle bakardı. Ve "niye İngilizler gelsin, yahut Amerika gelsin bilmem kaç bin kilometre uzaklıktan da bu işi çözsün, niye ben çözmeyim" havasında idi. İşin Türkçesi orayı Türkiye'nin arka bahçesi gibi görüyordu. Ama işte, girersek bataklıktır, çıkamayız, denildi. Devlet bürokrasisi karşı çıktı. Özal bunlara statükocu gözüyle bakıyordu, bu adamlarla bir şey yapılmaz diyordu. Olay o şekilde kaldı" dedi. "Şimdi, herkes o noktaya geldi. 'Niye Barzani ve Talabani ile görüşüyor' denildi. Halbuki Özal onları yönlendirmeye çalıştı. Bir ara bunlarla ilişkiler kesildi, adamlar Amerika'ya gidip, orada toplantılar yapmaya başladılar. Tabii bu bizim aleyhimize durumdur" diyen Güner, "Türkiye çok bastırıyor, haklı olarak Kürt devleti istemiyoruz diye. Amerika da buna uyacaktır. Bir yerde de bu adamlarla iş yaptığı için bunların ağzına bir parmak bal çalmaya mecbur. Özal da Irak'taki grupların bir federal yapı içinde hepsinin söz hakkı olacağı demokratik bir rejim öngörüyorduî şeklinde konuştu.

Bush'a "Bağdat'a niye girmedin?" dedi

Özal"ın Körfez Savaşı"ndan önce körfez ülkelerini gezdiğini, İranla, Libya ile Mısır'la konuştuğunu ve onların nabzını tuttuğunu ifade eden Güner şöyle devam etti: "Tabii o zaman da Arap dayanışması vesaire falan vardı ama herkes Saddam'ın ne olduğunu biliyordu. Bugün Amerika"nın çok haklı gerekçeleri yok elinde, Baba Bush"un yarım bıraktığı işi Oğul Bush tamamlamak istiyor. Özal'la hep konuşurduk, Amerika niye Saddam'ı devirmedi, Bağdat'a yürümedi? Hatta Camp David'e giderken, helikopterimiz civarda bir yere zorunlu iniş yaptı. Bush da oraya geldi, yanında ulusal güvenlik danışmanı general Scowcroft vardı. Dördümüz aynı arabaya bindik. Camp David"e gidene kadar asıl görüşme arabada yapıldı. Ben ve Scowcroft notlar aldık. Bu görüşmede Irak da gündeme geldi. Bush çok teşekkür etti, Özal'a. "Beni çok doğru yönlendirdin" dedi. Özal "ama tehlike geçmedi " dedi. "Neden Bağdat'a girmedinizî diye sordu. Bush tatmin edici bir açıklama yapmadı, amerikan kamuoyunun Wietnam"dan kalan bir psikolojiye sahip olduğunu, daha fazla Amerikan askerinin ölmesinin kendilerini sıkıntıya sokacağını düşündüklerini ifade etti."

Semra Özal: Irak konusunda Kararı Meclis verecek

8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın eşi Semra Özal, bir haftalık tatil için Afyon'a geldi. Akşam geldiği İkbal Termal Tesisleri'nde yaklaşık 5 saat boyunca kendisi için ayrılan odada dinlenen Özal, daha sonra akşam yemeği için kızı Zeynep ile birlikte restauranta indi. Semra Özal, "Rahmetli eşiniz hayatta olsaydı Irak konusunda nasıl tavır alırdı?" sorusu üzerine, "Kendi cevap verirdi. Ne yapacağını o zaman söylerdi" dedi. Özal, "Irak konusunda beklenen cevaplar Meclis'ten ve Genelkurmay'dan çıkacak. Ben karar vermeye yetkili değilim" diye konuştu. Özal, 2003 yılının tüm millete sağlık, huzur ve mutluluk, dünyaya da barış getirmesini diledi.

  • ABDULLAH MURADOĞLU

  •  
    YDK'dan 'hortum' uyarısı
    Kamu bankalarındaki usulsüzlüklerle ilgili soruşturmaların sürüncemede kalmasına isyan eden Yüksek Denetleme Kurulu, zamanaşımına uğramayan 16 dosyanın bir an önce ele alınmasını istedi.
    Eski vekil Ertuğrul Kumcuoğlu'na dava
    Aydın eski milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu hakkıda hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçundan dolayı 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
    Yollar AB'ye gitmiyor!
    Karayolları ve karayolu taşımacılığının AB standartlarına uymadığını dile getiren UATOD yetkilileri, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a sundukları raporda, sektördeki haksız rekabetin de önüne geçilmesini istediler.
    İnternet Kurulu 5 Nisan'dan bu yana toplanamıyor
    'Evlere şenlik' kültür takvimi
    Milli Kütüphane Başkanlığı, eski Bakan Talay döneminde hazırladığı Kültür Takvimi'nde, 1980 öncesinde, ülkücülerin sol gruplara yönelik saldırı olayları önemli olaylar arasında gösterildi.
    Çiçek: Ölüm oruçlarının arkasında örgütler var
    Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Meclis Başkanı Arınç'ı uyararak cezaevlerindeki ölüm orucu eylemlerinin örgütlerin olduğunu söyledi.
    'İsa benim ağabeyim'
    Rael tarikatının Rael takma adıyla tanınan lideri Claude Vorilhon, Hz. İsa'nın kardeşi olduğunu iddia etti.
    Savaş karşıtları tek yürek
    Dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşları ve bir grup gönüllü savaşa karşı tek yürek olmak gerektiği düşüncesiyle biraraya geliyorlar. Geçtiğimiz ay İspanya'da biraya gelen grup, 10 Ocak'ta Fransa'da toplanacak.
    'SAVAŞIN BEDELİNİ HALK ÖDEYECEK'
    Okulda dehşet
    "YÖK'te korsan kurullar var"
    'Evlere şenlik' kültür takvimi
    Havacılık bizden sorulur
    Uçmak, eski zamanlardan beri insanoğlunun en büyük tutkularından biri oldu. Bu engellenemez istek, ilk olarak Osmanlı topraklarında emeğe dönüştü. Herkesin bildiği Hezarfen Ahmet Çelebi haricinde pek çok Osmanlı, göklere ulaşmak için her yolu denedi. Havaş'ın katkılarıyla hazırlanan Türk havacılık tarihi uzmanı Stuart Kline'in yazdığı "Türk Havacılık Kronolojisi" isimli kitap, uçmakla ilgili tüm Türk maceralarını anlatıyor. İşte semaya ulaşmak için gerektiğinde canından bile olmayı umursamayan ilk pilotların tarihi... YIL 1010: Türk havacılık tarihinin bilinen ilk havacısı ve şehidi Türk bilginlerinden imam İsmail Cevheri oldu. Cevheri, kollarına bağladığı kanatlarla Nişabur'daki Ulucami'den atladı. Aniden çıkan sert bir rüzgarla yere çakılıp şehid oldu. YIL 1632: Hezarfen Ahmet Çelebi kendi yaptığı kanatlarla Galata Kulesi'nden atladı. 3 bin 200 metrelik bir mesafeyi uçarak Üsküdar'a indi. Hezarfen bu uçuşla, kıtalararası uçuş yapan ilk planör oldu. YIL 1633: Lagari Hasan Çelebi 64 kilo barut macunuyla çalışan yedi kollu bir füzeyle havaya fırladı. Böylece füzeyle uçan ve paraşütle yere inen ilk insan oldu. YIL 1785: Türkiye'de ilk balon uçuşu gerçekleştirildi. 2 Türk bostancıbaşı ile İranlı bir baloncu, Topkapı Sarayı'ndan havalanıp Bursa'ya indiler. YIL 1861: Sultan Abdülaziz'in tahta çıktığı gün tekniğe meraklı Atıf Bey, bugün Boğaziçi Üniversitesi'nin bulunduğu yerdeki Protestan Mezarlığı'nın duvarından kendi yaptığı bir araçla atladı. 10 metre yükseldi, ancak daha sonra düştü . YIL 1885: Dağıstanlı Seyfullah Paşa, Atina'ya askeri ataşe olarak gönderilmişti. Paşa, ava gidiyorum diyerek yer yer uçarak Yunanistan'ı gezip bilgiler topluyordu. Topladığı bilgilerden Yunan harbinde çok faydalanılmışdı. Dünyadaki ilk pilotlar Osmanlı topraklarında doğmuş olmasına rağmen, 1900'lü yıllarda gelişen modern havacılık batı ülkelerinden öğrenildi. 1929 yılında bir Türk havacılık heyeti Amerika'ya gitti. Heyetin görevi, Amerika'daki havacılık gelişmelerini incelemek ve Amerikan yapımı yedek parça satın almak için görüşmeler yapmaktı. Aynı yılın haziran ayında Türk Teyyare Cemiyeti, havacılık faaliyetlerinin dünya çapında gelişmesini sağlayan ve sportif bir kuruluş olan Uluslararası Havacılık Federasyonu(FAI)'na üye oldu. 1930 yılında ise, Fransa ve İngiltere'ye gönderilen personele ek olarak, İtalya ve ABD'ye de personel gönderildi. Aynı yılın mayıs ayında ise, Curtiss-Wright İhracat Şirketi havacılık propagandalarına başladı. Askeri pazar için yapılan hava gösterilerinden sonra iki saatlik İstanbul-Ankara uçuşu yapıldı. Amaç, 16 saatlik tren yolculuğunun rahatsızlığını ortaya koyarak, uçak yolculuğunun rahatlığını göstermekti. Uçuşa, Başbakan İsmet İnönü, ailesiyle birlikte katıldı.
    3 Ocak 2003
    Cuma
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED