|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Irak'ta her geçen gün daha belirsizleşen ve karşısında keskin bir direnişin güçlenmekte olduğu Amerikan işgali ile Filistin'de iç savaşın tezgahlandığı yeniden yapılanma sürecini birbirinden ayırmak mümkün değil. Afganistan'dan Kızıldeniz'e uzanan yeni Ortadoğu projesinde Amerika-İngiltere-İsrail imzalı gelişmeler birbirini tamamlayan parçalar olarak görülmezse, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgenin geleceğine yönelik öngörülerin güvenilirliği ciddi şüpheler içerir. Ancak, Irak ve Filistin'deki gelişmelerin birbiriyle bağlantısını yanlış yorumlamamak gerekir. Irak ile Filistin'deki gelişmelerin bağlantısı, ABD için bir bölgedeki olumsuzluğun diğer bölgedeki olumlu gelişmelerle telafi edilmesi şeklinde değil, iki bölgede de devam eden yıkım ve hegemonyanın aynı kaynaktan beslenmesi ve aynı amaca yönelik olmasıdır.
Direnişin tasfiyesi ve iç savaş tuzağı
Hamas, İslami Cihad ve El Fetih'in İsrail'e yönelik ateşkes kararı da, ilk bakışta, "Irak'ta işler kötüye gidince işgalci görüntüsünü kamufle etmek için Türkiye'den bile asker isteyen Amerika'nın bölgenin sempatisini kazanmak için Filistin'de barış sürecini zorlaması" olarak görülebilir. Dolayısıyla ABD ve İsrail'in gerçekten barış istediği, BM, Avrupa Birliği ve Rusya ile hazırladığı Yol Haritası'nı uygulamaya çalıştığı kanaati oluşabilir. Böyle değil. Amerika ve İsrail, Filistin'de barışı değil, iç savaşı esas alan bir politika yürütüyor. Hamas, İslami Cihad, Yaser Arafat ve diğer direniş güçlerini yok etmeyi, Filistin'i savunmasız bırakmayı, Filistin halkını silahsızlandırmayı, direniş geleneğinin temsilcisi olan grup ve kadroları devreden çıkarmayı, ABD ve İsrail'in çıkarlarını önceleyecek yeni bir yönetici elit oluşturmayı ve bu ekibi ekonomik açıdan desteklemeyi öngören bu politika, İsrail için Filistin sorununu ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Bu çerçevede, Mahmud Abbas ile başlayan süreç Filistin halkının özgürlüğünü ve onurunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı bir süreçtir. ABD Başkanı George Bush'un Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice'ın Filistin yönetimine 1 milyar dolarlık yardım önermesi, Filistin halkının özgürlük ruhunu parayla satın almaktan başka bir şey değil. Yeni Filistin yönetici kadroları ABD ve İsrail'in yardımlarıyla cazibe merkezi haline getirilecek.
Avrupa Birliği, Hamas'ı neden korudu?
Direniş güçlerinin yok edilmesi göreviyle Başbakanlığa getirilen Abbas, göreve geldiği ilk günlerde Hamas ve İslami Cihad'ın silahsızlandırılması gerektiğini sık sık tekrarladı. Bush yönetimi, geçen hafta, Filistin yönetiminden bu grupların silahsızlandırılıp tasfiye edilmesini istedi. Ancak Filistin yönetimi, iç savaşa yol açacağı gerekçesiyle bu dayatmayı reddetti. Bush, Avrupa Birliği'ne de, Hamas ve İslami Cihad'a yönelik finansal destek yollarını kapatması çağrısı yaptı. AB, Amerika'nın bu çağrısını reddetti. Avrupa Komisyonu Sözcüsü Reijo Kemppinen, "AB'nin Hamas'ın askeri kanadını yasakladığını ancak grubun siyasi kanadına sınırlama getirmeyeceğini, AB'nin bu grubun askeri kanadı ile siyasi kanadını birbirinden ayrı tuttuğunu, Hamas'ı bir bütün olarak terörist örgüt olarak görmediğini ve bu konuda ABD'nin görüşlerini paylaşmadığını" açıkladı. Direniş gruplarının dağıtılması sürecini askeri müdahaleye kadar vardıracaklarının işaretlerini veren ABD ve İsrail'in Filistin direnişini terör propagandasının esiri haline getirmesine ve en önemlisi de iç savaşa kadar uzanacak bir gerginliğe engel olmak için üç grup şartlı ve tek taraflı ateşkes ilan etti. Ateşkes kararı ABD ve İsrail'in bundan sonraki uygulamaları için bir test olacak. Karar, Amerika'ya karşı farklı bir Ortadoğu politikası izleyen, Yaser Arafat'ı Filistin'in meşru lideri olarak gören, Filistin direnişini topyekun terör ekseninde görmeyen AB'nin bakış açısıyla örtüşüyor. Yani Avrupa Birliği de bir şekilde bu kararın içinde.
Ateşkes şartları: Amerika ve İsrail şimdi ne yapacak?
Ateşkes şartları kısaca şöyle:
İsrail, Filistin halkına yönelik bütün saldırıları, Müslümanlar'a ve Hristiyanlar'a ait kutsal yerlere özellikle de Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırıları derhal durduracak. İsrail, suikastlere, katliamlara ve devlet terörüne son verecek. Arafat'a yönelik baskı ve kuşatma kaldırılacak. Ev yıkımları durdurulacak. Bütün Filistinli ve Arap mahkumlar ile tutuklular serbest bırakılacak. Onların evlerine dönüşüne izin verecek. İsrail bu şartları ihlal ettiği andan itibaren Hamas ve İslami Cihad, ateşkes kararından artık sorumlu olamayacak ve gerekli cevabı verecek.
Ateşkes kararına uyan El Fetih grubunun şartları da hemen hemen aynı. El Fetih, kararın "Filistin halkının ulusal bütünlüğünün korunması" amacıyla alındığını belirttikten sonra, saldırıların durdurulması, kuşatmanın kaldırılması, Arafat'a yönelik tecridin sona erdirilmesi, mahkumların serbest bırakılması, Müslüman ve Hristiyanlar'a ait kutsal yerlere müdahaleye son verilmesi, özellikle Mescid-i Aksa, İbrahim Camii ve Doğuş Kilisesi'ne yönelik saldırıların durdurulması, işgal güçlerinin 28 Eylül 2000'den sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmesi gibi şartlar açıkladı. İsrail, son iki gündür, bu şartlara uygun olarak işgal ettiği bölgelerden çekiliyor. Çekilmemesi, ateşkesin uygulanmayacağı anlamına geliyordu. Şartlı ve üç ay süreli ateşkes kararı Filistinliler'i bir adım öne geçirdi. Bakalım ABD ve İsrail'in bundan sonraki tavrı ne olacak? İsrail ve ABD, ateşkese soğuk bakan açıklamalar yaptı. Zira ateşkes kararı, hem Filistin'de iç çatışmaların önüne geçilmesi ile ABD ve İsrail'in politikalarını boşa çıkaran son derece zekice bir karar oldu. Filistinliler bir sıfır öne geçtiler. ABD ve İsrail, ya saldırıları başlatıp süreci durduracak ya da yeni Filistin politikasından geri adım atacaklar. Çünkü, Hamas ve İslami Cihad'ı tasfiye etmeleri zorlaştı. Ateşkes Amerika ve İsrail'i son derece sıkıntıya düşürmüş durumda.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |