|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sayfamızda bugün gördüğünüz ikinci çizimi ise, "Ağlaya ağlaya bunları anlattı" manşetiyle çıkan 28 Haziran tarihli Hürriyet'in birinci sayfasından aktardık. Gazetenin Ergün Gündüz'e ısmarladığı bu resmin ne ifade ettiği, gazetenin 16. sayfasında yer alan daha geniş tutulmuş versiyonunda daha iyi anlaşılıyor... Yüzkarası bir yayının okurları daha bir etkilemesi için çizimindeki gölgelere kemer çözdüren Gündüz, olayın kurbanı kız çocuğunun yaşıyla oynamayı da unutmamış...
Kadın Hakları Uygulama Merkezi adına açıklama yapan Av. Candan Arın, "haber yapma uğruna, pornografik derecede detay verilmesini" eleştirerek, ifadeleri yayınlayan gazeteleri "yayınlarını durdurup özür dilemeye" çağırmış. Arın, açıklamasını şöyle sürdürmüş: "Yayımın 'korumaya çalıştığı'nı iddia ettiği kişiye vereceği zararla hiç ilgilenmemesi, basın ahlakına uygun olmadığı gibi, amacın, 'reyting mi olduğu' yoksa 'bir dramın açıklanarak, çaresinin bulunmasının istendiği mi olduğu' konusunda kuşkular uyandırmaktadır. Gazete satma; evet. Ama, bunu, başka insanların yaşamları pahasına yapmak; hayır." Gazetenin yayını hakkında ne düşündüğünü aktarmaya geçmeden önce, bir uzman görüşü daha aktaralım. Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da şöyle diyor: "Hep beraber, bu basın yayın organlarını teşhir etmek ve yargılamak zorundayız. Mahkeme kayıtlarının deşifre edilmesi, çocuğun iyileşme sürecini uzatır. Maalesef bu gazetenin yaptığı haberle, N.Ç.'nin haklarına bir kez daha tecavüz edildi." Siz bakmayın "Bizi bir günlüğüne affedin, mazur görün" diyerek yazısına başlayan Hürriyet genel yayın yönetmeninin, bizi, kız çocuğunun mahkemede verdiği ifadeyi okumamız gerektiğine inandırmaya çalışmasına... Herşeyden önce bu ifade, "kapalı" cereyan eden bir duruşmada verilen ve hiçbir şekilde açıklanmaması gereken bir ifadedir. İkinci ve çok daha önemli olarak, çocuğun verdiği bu ifadenin olduğu gibi gazeteye taşınması tabii ki "porno yayın", hem de "çocuk pornosu yayını" çerçevesinde değerlendirilmesi ve cezalandırılması gereken bir yayın türüdür. Dolayısıyla, Prof. Fincancı'nın açıklaması çok yerindedir: "Hep beraber, bu basın yayın organlarını teşhir etmek ve yargılamak zorundayız." Evet, sadece "teşhir etmek"le yetinilmemeli, Hürriyet gazetesi bu yayınından dolayı yargılanmalıdır da. Eğer bu ülkede de (az da olsa) bir hukuk düzeni geçerliyse, hiçbir gazete "Bu sözleri midenizi tutarak okuyun" diyerek okurlarına 13 yaşındaki bir çocuğun ağzından bir "tecavüz öyküsü" sunamaz... Hukuk düzenimiz bu meselede de -her zaman olduğu gibi- konuyla ilgili hiçbir sivil toplum örgütüne davacı olabilmek hakkını tanımadığı için, bu yüzkızartıcı yayın süratle bir "kamu davası"na konu olmalıdır... Bu türden bir yayın "medeni ülkeler"de, AB ülkelerinde ağır bir suç olduğuna göre, "uyum paketleri" çerçevesinde Hürriyet'in bu yayını da bir "örnek" olarak yargılanmalı ve hakettiği cezayı görmelidir. Yok öyle "utangaç" çocuk pornosu yayınlarıyla okur toparlamaya çalışmak! Çok meraklıysanız, yasal olmayan yoldan ele geçirdiğiniz mahkeme zabıtlarını siz kendi aranızda okuyup, tartışın... (K.B.)
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |