|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Her şey, birkaç uyanık tacirin, fason olarak evlere verdikleri işleri, fabrika denen tek bir üretim merkezine taşımasıyla başladı. Aynı mekanda toplu çalışma, kısa bir süre sonra iş organizasyonu gerektirdi. Verimlilik artışı için insanları üretim gayesiyle bir araya toplamanın yetmediği, bunun ancak görev dağılımı ve iş bölümü ile mümkün olabileceği görüldü. Adam Smith, bu gerçeği iktisat literatürüne sokarak kapitalizmin temeline oturttu. Onun meşhur çivi fabrikası örneğinde, bir çivinin üretimi sürecinde birkaç safha olduğu, bu safhaların her birini bir başkasının üstlenmesi durumunda verimliliğin muazzam derecede arttığı anlatılıyordu. İhtisaslaşma ve profesyonelleşme, ister maddi, ister manevi, ister mal, ister hizmet olsun tüm üretim süreçlerine artık iyice işlemiş olan bir yaklaşım tarzı. Özellikle modern çağın giderek karmaşıklaşan, daha yoğun bilgi ve eğitim donanımı gerektiren üretim yapıları içinde, insan unsuru olarak tutunabilmek için mutlaka işinizin, ama sadece işinizin erbabı olmanız gerekiyor. Tabii olarak eskinin hem çiftçi, hem asker, hem terzi, hem avcı, hem derviş tiplemesinin artık günümüzde karşılığı yok. Bugünün insanı geçmişinkine nispetle hayatını idame ettirmek için kesinlikle başka insanların ürettiklerine muhtaç. İşte piyasa ekonomisi de burada devreye giriyor. Piyasalarda bugün biz sadece elimizin altında olmayan ürün ve hizmetleri almıyoruz; aynı zamanda başkalarının ihtisası ve bilgi-beceri donanımını da satın alıyoruz. Piyasa sistemi düzgün işlediği sürece, ihtisaslaşmanın oluşturduğu bu eksik tarafımız bizi çok rahatsız etmeyecek. İhtisaslaşma, bugün hem teknolojik, hem de bilimsel alanlarda olmazsa olmaz bir noktada. Ancak bugün pekçok alanda ve bilim dalında yaşanan bunalımların kaynağında bu ihtisaslaşma olgusu yatıyor. Bu çıkmaz sokakları açmak için, ekip çalışmaları, konsültasyonlar ve disiplinler arası çalışmalar öngörülüyor. İhtisaslaşmanın bir diğer dezavantajı, eğitim sürecinin uzun sürmesi sebebiyle, belli bir ihtisastaki insanların yeri geldiğinde başka alanlara kolaylıkla sevkedilememesi olarak ortaya çıkmakta. Bu durum özellikle emek piyasalarında belli bir katılık olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan, ihtisaslaşmanın en temel hususiyeti ve bu anlamda sosyolojik açıdan belki de en probleme açık tarafı, toplumu alt kültürlere alıştırmasıdır. Bugün bir başbakan çıkıp beraber çalıştığı bürokrasi olarak tanıdığımız bir grup insandan rahatsızlığını dile getiriyorsa, bilim dünyasının her dalını istila etmiş olan iki veya üç ekolün dışında bağımsız araştırmanın önü kesiliyorsa, profesyonel gruplar, odalar ve örgütler iş kalitesi ve standardizasyonu adı altında mesleği tahakküm altına alıyor ve dış rekabeti önlüyorsa, belli bir mesleğin mensubu olmak, bir kült üyesi olmak gibi algılanıyorsa, o zaman ciddi bir meseleyle karşı karşıyayız demektir. İhtisas grupları kendilerine has bilgi ve teknolojileri umumdan saklayarak, bunu kendi hizmetlerine olan talebin daimi olması için kullanıyorsa, bu meselenin boyutu daha da büyüyecek, toplumu bir anlamda profesyonellerin ve mütehassısların insafına terkedecektir. İşte serbest piyasaları by-pass ederek, tekelci rant sağlanmasını imkan kılan mekanizmalar böyle kurulmaktadır. Tüm bunları, geçen akşam gece yarısına yakın bir saatte, yazının yüzünde, lastiği patlamış bir halde, markasını vermeyeceğim arabamın servisini beklerken düşünmeden edemedim. Basit bir lastik değiştirme işlemi, uyanık araba üreticisinin, güya teker çalınmasın diye, normal bijonlardan biri yerine yerleştirdiği şifreli bijon yüzünden iki saat süren çileli bir sürece dönüştü. İşin daha da ilginci, bu bijonu açacak olan ve arabayla birlikte gelen özel şifre daha ilk kullanımda bozulmuş, yedek parça satıcısı, şifreli bijon anahtarlarının kendilerinde bulunmadığını ve ancak özel siparişle geldiğini söylemişti. Böylece, yazının yüzünde, herhangi bir servise değil, kullandığı arabanın özel servisine mahkum kalan bir tüketici, arabaya, servisine, patlayan lastiğe, şifreli bijona, hatta kendisine söverek bir taraftan öfkesini soğuturken, diğer yandan profesyonelliğin insan hayatını nasıl bir tahakküm altına aldığını da düşünmeden edemiyordu.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |