|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şimdi oturup tartışmayalım. "Zenginliğin ölçüsü ne?" diye. İçinden çıkamayız. Adam asgari ücretle geçiniyorsa, onun için bir milyar lira geliri olan zengindir. Kimine göre ise zenginliğin ölçüsü, katlar, lüks arabalar, villalardır. Kimine göre ise trilyonerlik. (Siz de önemli olan gönül zenginliğidir diyebilirsiniz.) Şöyle bağlayayım: Gelir dağılımı araştırmalarına göre, ülkemizde 3 milyon dolayındaki aile zengin. Bir de isterseniz banka cüzdanlarına bakalım. Orada manzara şu:
Yani bunların herbiri trilyoner. (Lotoya, totoya ihtiyaçları yok.) Bunun dışında 6 bin 650 şirket de trilyonluk hesaplara sahip. Toplamda trilyonluk hesapların sayısı 16 bini geçiyor. 50 milyar liranın üzerinde parası olanların nüfusu ise tam 408 bin kişi. Bankalarda ne kadar mevduat var diye merak ediyorsanız onu da söyleyeyim: *131katrilyon lira. Yılbaşına göre, banka mevdutalarında gerek döviz bazında gerekse lira bazında azalma oldu. Özellikle döviz hesaplarındaki azalma dikkat çekici. Bankacılar bunu, paranın dövizden bonoyo kaçmasına bağlıyorlar. Ayrıca tüketimdeki artış da toplam mevduatlarda bir düşüşe neden olmuş. Zenginin parası bugün çenemizi değil ama kafamızı yordu. Sağlık olsun.
Dalan'ın miras bıraktığı büyük kazıklar Yazık ki ne yazık bu ülkeye. Paraların çoğu, taşa, betono gitti. Plansız, pogramsız projelere milyarlarca dolar harcandı. İstanbul'un her yanı, işyeri mezarlığı gibi. Çoğu boş, çoğu yarım kalmış. "Türkiye'nin ikinci GAP'ı olacak" diye 19 yıl önce temeli atılan İkitelli Organize Sanayi Bölgesi, bugün hem İstanbul'un hem de esnafın başına bela. Yapımı tamamlanan 30 bine yakın işyerinden yarısı boş. Buralara zorla gönderilen esnaf iş yapamıyor. Çoğu şehrin içine geri döndü bile. Böylesine yanlış bir yatırım dünyada görülmüş şey değil. 10 binlerce işyerini aynı mekanda toplamak. Bunun altyapısı, trafiği ne olacak diye bile düşünülmemiş? Esnafa göre, bu site allahtan ki tam kapasite ile çalışmıyor. Çalışsa, işyerlerine ait ve buraya iş için geleceklerin binlerce aracı trafiği bir anda kilitleyebilir. Kimse saatlerce yerinden kımıldayamaz. İkinci fiyasko Okmeydanı'ndaki PERPA Ticaret Merkezi. 13 katlı 45 bin metrekarelik bu merkez sinek avlıyor. 4500 dükkandan yarısı boş. Perşembepazarı esnafı bu izbe yere gitmemek için direniyor. Gidenler de zaten perişan. Bunlar, 1984 sonrası Belediye Başkanlığı yapan Bedrettin Dalan'ın İstanbul'a hediyesi. Şehre büyük hizmeteleri dokunan Dalan, maalesef büyük kazıklar da attı. Sonunda yanına, belediye arsaları üzerine kurulmuş, İstek Vakfı'na ait okulları alarak gitti. Sonra da bu okullardan kazandığı para ile üniversite kurdu. Umarım bu okullarda şehircilik uzmanları da yetiştiriyordur. Mezun olup İstanbul'daki yanlışlarını düzeltsinler diye.
Sabancı bu cezayı hayatta ödeyemez!
Rekabet Kurulu aslında çok yararlı bir kurum. Adından da belli olduğu gibi ülkemizde rekabeti sağlamayı amaçlıyor. Haksız rekabet ve tekelleşme ile mücadele ediyor. Tutmuş, ülkemizde Marlboro'yu üreten Sakıp Sabancı'ya "Sen rekabet kurallarına uymuyorsun" diye çok ağır bir ceza vermiş. Çünkü Sabancı, sigara verdiği bazı satış noktalarına başka marka satamazsın şartını koşmuş. Cezalık bir durum. Ama ceza biraz ağır kaçmış gibi. Bence Sabancı asla bu parayı ödeyemez. Çünkü ne zaman görsem hep cebinde 5 kuruş olmadığını söyler. Yanında para taşımaz... Ceza mı ne kadar?.. Bir milyar dörtyüzellidört milyon yirmiyedi bin lira. Yazı ile yazdım ki daha dehşetli görünsün. Dedim ya, Sabancı'nın cebinde bu müthiş para ne arar! Akrep ile para cepte hiç yanyana durur mu?!.. Sayın Rekabet Kurulu yetkilileri, böyle ağır cezalar vererek, Türk özel sektörün canına ot mu tıkamak istiyorsunuz? Sizi kınıyorum!!!
Okul yaptırmaya bir itiraz
Başbakan Tayyip Erdoğan, Karadenizli işadamlarına seslenirken, okul yapımına ilişkin tüm harcamaları vergiden düşeceklerini açıkladı. İlk bakışta müjde gibi görünüyor. Ama benim aklıma takılan bir konu var: Okul yaptırmak ülke insanına hizmet için olur. Bu da biraz fedakarlık gerektirmeli. Şimdi çoğu işadamı vergi vermek yerine okul yaptıracak diyelim. Fedakarlık bunun neresinde? Sonuçta bu okullara onların ismi de veriliyor. Şu işin bir ortası bulunamaz mı?
BİLGİ DAMLACIĞI
Bu yılın ilk 5 ayında 1 milyon 707 bin vatandaşımız yurtdışına çıktı. Bunların bir milyonu havayolu, 587 bini de karayolunu tercih etti. Yurtdışına çıkışlarda geçen yıla göre yüzde 3,7 lik artış oldu.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |