|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Washington'a yolu kırk yılda bir düşen bizler, Amerikan başkentinde yaşayan meslektaşlarımızla konuşurken, birbiri ardına sıraladıkları isimlerden baygınlık geçirecek duruma düşeriz. Herbiri dünyadaki gelişmeleri bir biçimde etkilemiş olduğu varsayılan insanlardır andıkları... Bir kentte yaşanılır da herkes tanınır mı? Washington'daki Türk gazeteciler tanınması gereken herkesi tanır... Bu sebeple, TOBB heyetinin CSIS ile imzalayacağı mutabakat anlaşmasını izlerken, "ABD'nin yeni büyükelçisi de burada" dendiğinde masanın etrafındakilerin yüzlerine baktım. "Şu mu, bu mu?" derken, bir oda dolusu insan arasında fazla dikkat çekmeyecek biri içeri giriverdi. Yeni büyükelçiyi uzaktan bana göstermeyi üstlenmiş dostun gözlerinden anladım beklenen konuğun geldiğini... Ankara veya Washington değişmiyor, Türk gazetecisi her yerde aynı. Dikkat çekici olmaktan kaçındığı her halinden anlaşılan ABD'nin yeni Ankara büyükelçisi Eric Edelman'ı, Washington'daki meslektaşlar, karakter filmlerinin beğenilen aktörü William Hurt'e benzettiler... Övülmekten kim hoşlanmaz? Edelman, önce, "Bugün duyduğum en güzel şey" diye teşekkür etti, sonra da, "Finlandiya'da görevliyken de, ünlü bir şarkıcıya benzetmişlerdi" demekten kendini alamadı... Amerika'da büyükelçi atanması bayağı uzun bir süreç. Bizdeki gibi en tepedeki kişinin dışişleri bakanlığınca hazırlanan listeyi onamasıyla başlayıp bitmiyor. Atamak istediği kişinin adını, başkan, Kongre'ye bildiriyor. Aday, Senato Dışilişkiler Komisyonu üyeleri önüne çıkıp yapmak istediklerini anlatıyor, senatörlerin sorularını cevaplıyor. Senato onayladığında atanmış oluyor büyükelçi... Seçimlerden sonra, "Ak Parti'nin iktidara gelişi Washington tarafından tezgâhlandı" iddiaları ortalığı sarınca, bunun doğru olmadığına dair iki gerekçeyi burada okurlarla paylaşmıştım. İlki, ABD'nin Ankara'daki büyükelçisi Robert Pearson'un, ısrarlı dâvetlere rağmen, Ak Parti genel merkezini ziyaret etmemesiydi. Ankara'daki büyükelçilerin "Hayırlı olsun" ziyaretleri bittikten sonra bile Pearson gelmeye yanaşmadı. İkincisi de, geçen yıl ocak ayında Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ikilisinin de aralarında yer aldığı Ak Parti heyetine Washington'da gösterilen ilgisizlikti. ABD, ilk seçimde iktidara geleceklerini tahmin etmediği için, onları alt düzey memurlarla muhatap etmek istedi... Benim kanaatim şu: ABD'nin birinci tercihi AKP iktidarı değildi; üç veya dört partili Meclis'ten Ak Partisiz bir hükümet çıkacağına inanıyordu Washington... Geçenlerde görüştüğüm Türk solunun önemli bir ismi, "Meclis farklı bir kompozisyona sahip olsaydı, hiç kuşkunuz olmasın, Türkiye bu saçma savaşın içine düşmüştü" dedi bana... Geçmişi açmamın bir sebebi var: Neden AKP'nin Washington'un ilk tercihi olmadığını anlattığım yazım üzerine, kulağı delik bir dosttan, "Pearson gidiyor, yerine de Beyaz Saray'ın önemli isimlerinden Eric Edelman geliyor" mesajı ulaştı... Bilgi bana ocak ayında geldi; Beyaz Saray, Edelman'ın büyükelçilik sürecini şubat ayında başlattı... Araya bildik gelişmeler girmeseydi onayı daha erken çıkacak ve belki de savaşın kaderi çok farklı olabilecekti... Kimbilir? Beyaz Saray, "Türkiye'ye Eric Edelman'ı büyükelçi göndermek istiyorum" duyurusunu 24 Şubat 2003 tarihinde yaptı, Senato'dan onay 11 Nisan 2003 tarihinde çıktı. Robert Pearson bu ay içerisinde Ankara'dan ayrılacak, Eric Edelman da bir sonraki ay göreve başlayacak... 1952 doğumlu bir diplomat Edelman. Anne-babası Rusya'dan çıkıp bir süre Türkiye'de kaldıktan sonra ABD'ye yerleşmiş... Cornell Üniversitesi'ni 1972 yılında bitirip 1981'de Yale Üniversitesi'nden 'tarih doktoru' unvanını almış Edelman… Akademisyen olmak istediği halde 1980'de dışişlerine intisap etmiş ve ilk işi Filistin-İsrail konusuyla ilgilenmek olmuş… En son, başkan yardımcısı Dick Cheney'in dış politika danışmanlığı görevini yürütüyordu… Aslında, ABD'nin yeni Ankara büyükelçisinin 'kimliği' ile ilgili bütün ipuçları yukarıdaki özet paragrafta yer alıyor. Amerika'yı ve karar alma mekanizmasında yer alan kişileri tanıyanlar açısından her cümle bir anlam taşıyor. Bush'la aynı nesilden, Yale'den doktoralı, esas güç odağı bilinen Cheney'in sağ kolu ve ilgi alanı Ortadoğu… Özel bir zamanda, özel bir ülkeye gönderilen, özel bir büyükelçi Eric Edelman… Washington'da ipleri ortalıkta fazla görünmekten hoşlanmayan Dick Cheney elinde tutuyor. Finlandiya'da büyükelçi Edelman'ı, henüz görev süresini tamamlamamışken, yanına alan o olmuştu. Edelman'ın göze girmesinin vesilesi ise, büyükelçi olarak görev yaptığı sırada, Kosova krizini çözmeyle görevlendirilen eski Fin Cumhurbaşkanı Martti Ahtasaari'yle Washington arasındaki ilişkileri çok düzgün yürütmesi oldu. Cheney kendi özel güvenlik konseyini kurarken Edelman'ı göreve çağırdı. Cheney'in adının geçtiği pek çok ihtilâfta Edelman kritik roller oynadı... Türkçeyi Türkiye'ye gelmeden öğrenen diplomatlar kervanında o da yer alıyor. CSIS'teki törende, "Türkçe'yi öğrendiniz mi?" sorusuna, "Çok iyi konuşamıyorum maalesef, henüz iki haftalık öğrenciyim" cevabını Türkçe verdi Eric Edelman... Bakalım, yeni büyükelçi yeni Ankara'nın İngilizcesini anlayabilecek mi?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |