|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Yüksek faizler AB'ye uyumun önündeki en büyük engel. Maastricht kriterleri'ne göre Türkiye'de faiz oranlarının yüzde 3.16'yı geçmemesi gerekiyor. Oysa Türkiye'de reel faizler yüzde 12 civarında bulunuyor.
Avrupa Birliği'ne girişte Türkiye'nin yerine getirmesi gereken Maastricht kriterleri, Türkiye'de reel faizlerin ne kadar yüksek düzeyde olduğunu bir daha ortaya koydu. Sözkonusu kriterlere göre, AB'ye üye olmak isteyen bir ülkede faizler, üye ülkelerin fiyat artışı en düşük üçünün yıllık enflasyon oranı ortalamasını en fazla 2 puan geçebilecek. Avrupa Birliği'nde enflasyon oranları ortalama yüzde 2,3 iken, üye ülkelerde en düşük enflasyon oranlarına Danimarka, Hollanda ve İsveç'te sahip bulunuyor. Danimarka'da enflasyon oranı yüzde 1,1, Hollanda ve İsveç'te ise yüzde 1,2 düzeyinde bulunuyor. Bu üç ülkenin faiz oranları toplamı yüzde 3,5, ortalaması ise yüzde 1,16 düzeyinde bulunuyor. Buna göre Maastricht kriterleri'ne göre Türkiye'de faiz oranlarının yüzde 3,16'yı geçmemesi gerekiyor. Türkiye'de dört kat reel faiz Oysa halen Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) uyguladığı faiz oranı yüzde 20, piyasada oluşan faizler de yüzde 23 - 25 düzeyinde bulunuyor. Türkiye'de bir yıllık enflasyon oranının yüzde 9 olduğu hatırlanırsa, yüzde 13'lere varan reel faizlerin AB'nin belirlediği en fazla yüzde 2'lik reel faiz oranından, yaklaşık 13 puan ve neredeyse 5 kat fazla olduğu ortaya çıkıyor. Ayrıca TCMB faiz oranını yüzde 20 olarak açıklarken, Avrupa Merkez Bankası'nda bu oran (AMB) yüzde 2, İngiltere Merkez Bankası'da ise yüzde 4,75 olarak uygulanıyor. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan bir süre önce yaptığı açıklamada, cari açık ve devlet borçlarının önümüzdeki 5 yıl içinde Maastricht Kriterleri'ne uygun hale getirileceğini açıklamıştı.
Babacan: Faizlerde kriteri belki en son yakalarız
AB ile pazarlık ekonomide yoğunlaşacak
Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin daimi temsilcileri tarafından görüşülecek Türkiye ile ilgili ikinci taslak bildirgede, tam üyelik müzakerelerinin, 2005 yılının Ekim ayında başlaması eğilimi ağırlık kazandı. Taslakda siyasi kriterlerin yanısıra, ekonomik kriterler de öne çıkıyor. Müzakere sürecinde uygulanacak ekonomik kurallar, daha da sıkılaştırılıyor. Bugüne kadar sadece siyasi kriterlerin gündeme geldiği Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde artık ekonomik kriterler de ön planda yer alacak. Avrupa Birliği, her aday ülke için "müzakere çerçevesi" olarak adlandırılan bireysel müzakere şartnamesi oluşturmayı hedefliyor. Burada da ekonomik ve idari kriterler ağırlık kazanıyor. Avrupa Komisyonu'nun müzakere kurallarının güncelleştirilmesi önerisi üye ülkeler tarafından tamamen bensimsendi ve ekonomik kıstaslara ağırlık verildi. Bundan sonra, "asgari yükümlülük" olarak adlandırılabilecek bir kriter sistemi oluşturacak. Bu sistemde, aday ülkenin, müzakere edilen bir müktesebat başlığını tamamlaması için bu müktesebatın belirli bir miktarını uygulaması gerekecek. Uygulama oranı da sektörlere ve konulara göre değişecek. Serbest dolaşıma geçiş modeli Müzakerelerin bireysel kaidelerinde, üye ülkelerin veya AB'nin bütününün, aday ülkeden, kişilerin serbest dolaşımı, ortak ziraat politikası veya yapısal politikalar konusunda geçiş dönemleri talep edebilmesi planlanıyor. BRÜKSEL
|
|
|
|
|
|
|