|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Ülkemizdeki sağlık sisteminin köklü, etkin ve verimli bir şekilde yeniden yapılandırılmasından vazgeçilemez. Bu, hem iktisadi hem de sosyal bir zarurettir. Genel sağlık sigortasının kurulabilmesi ve işletilebilmesi için bu altyapı da mutlaka gerçekleştirilmelidir. Zaten hükümetin Acil Eylem Planı'nda da "Bir yıl içinde; devlet hastanesi, sigorta hastanesi, kurum hastanesi ayırımını kaldırılmasına ve hastanelerin idari ve mali yönden özerkliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların başlatılacağı" belirtilmektedir. 59. T. C. Hükümeti'nin hazırlamış olduğu "Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin Sağlık Bakanlığı'na devredilmesine dair Kanun Tasarısı", bu anlamda oldukça önemli. Ancak SSK Hastaneleri ile ilgili hususlar çok daha titiz çalışmayı gerektiriyor. Hak-İş de dikkati bu noktaya çekmekte, anılan kurumlara ait sağlık tesislerine ilişkin istisnaların sağlık hizmetlerinin tek elde toplanması ilkesine aykırı olacağını vurgulamaktadır. Hak-İş Raporu'na göre, SSK'nın dışarıdan almış olduğu sağlık hizmetleri pazarlık yoluyla en ucuz fiyata satın alınmaktadır. SSK, özel sağlık merkezleriyle pazarlık yaparak ve çok sayıda hizmet alacağını belirterek çok ucuza ve kaliteli hizmet satın almaktadır. Örneğin; Tabip Odası asgari ücreti 118 milyon olan bir boyun ultrasonografisini SSK anlaşmalı özel merkezlerden 12 milyon 300 bin liraya almaktadır. Beyin MRI Tabip Odası ve piyasa fiyatı 448 milyon lira olmasına rağmen SSK bunu 61 milyon 300 bin liraya almaktadır ve tüm bu tetkikler aynı gün ya da hazırlık gerektiren tetkikler 1 gün sonra hızlı bir şekilde yapılmaktadır. Oysa aynı tetkikler devlet hastanelerinde aylarca sonraya yapılabilmekte ve çok daha pahalıya malolmaktadır. SSK toplu ve büyük miktarlarda ilaç alımı yaparak ilaç maliyetlerini çok aşağılara düşürmektedir. Örneğin; piyasa değeri 17 milyon 150 bin lira olan Ampisid adlı bir antibiyotik SSK eczaneleri tarafından 2 milyon 370 bin liraya satın alınmaktadır. Bir mide ilacı olan Lansor'un piyasa değeri 14 milyon 950 bin lira olup, SSK bu ilacı 2 milyon liraya satın almaktadır. Çalışan sigortalıdan ilaç bedelinin % 20'si emekliden % 10'u alındığına göre SSK ayaktan tedavi gören hastaların ilaç maliyetini neredeyse bu aldığı bedellerle ödemektedir. Oysa Emekli Sandığı bu ilaçları piyasa fiyatı üzerinden almaktadır. Arada 6-7 kat fiyat farkı açıkça görülmektedir. Ülkemizdeki uzun yıllar süren tedavi gerektiren kronik böbrek hastaları, dializ hastalarının % 70'i SSK'lıdır. SSK bu hastaların bütün tedavi, ilaç ve dializ masraflarının tamamını karşılamaktadır. Dializ merkezleri ile sözleşmelerini SSK kendisi yapmaktadır. Devirden sonra kronik böbrek hastaları gibi uzun ve pahalı tedaviler nasıl yapılacaktır? Bir SSK hastasının tedaviye hak kazanıp kazanmadığı, karne, ilaç ve raporların denetlenmesi, SSK hastanelerindeki ilgili birimler tarafından yapılmakta ve bu denetimden sonra hasta hastaneye yatırılmakta ve tedavi edilmektedir. SSK, Sağlık Bakanlığı'na ait hastane sayısının 1/5'inden az hastane sayısı ile 36 milyon insana hizmet vermektedir. Bugün Emekli Sandığı'nın kişi başına yıllık sağlık harcaması 317 dolar, Bağ-Kur'un 224 dolar iken, SSK'nın kişi başı yıllık sağlık harcaması sadece 134 dolardır. Bu rakamlarla SSK hastanelerinin sağlık kurumlarının Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerden daha verimli çalıştığı sonucuna varılmaktadır. Ve SSK, ülkemizde kendi sağlık hizmetini kendisi veren tek sosyal güvenlik kuruluşudur. Buna rağmen mevcut yapı devam ederken, vazgeçilemeyecek bir yeniden yapılanma unsuru olan Genel Sağlık Sigortası Sistemi'nin kurulması ve işletilmesi mümkün olmayacağından, statükonun korunmasının uzun dönemde büyük zorluklar getireceğini de gözardı etmemeliyiz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |