T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 5 NİSAN 2006 ÇARŞAMBA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mehmet OCAKTAN

Terörün hedefi, demokratikleşmeyi durdurmak...

Son derece hassas ve kritik bir dönemden geçiyoruz. Türkiye özellikle son üç yılda, hem demokratik alanda hem de ekonomide önemli bir rüzgar yakaladı. Avrupa Birliği sürecinde, önemli demokratik atılımlar yaptı, yenileri de yolda... Ekonomide ise, tarihinde görülmemiş bir şekilde enflasyon düşüyor, ihracat yeni rekorlara imza atıyor. Elbette ekonomik alanda, daha atılması gereken ciddi adımlar var. Özellikle de, işsizlik konusunda sorunlar büyük ve bu konuda yeni bir rüzgar gerekiyor.

İşte tam da, Türkiye'nin yeni umutlara yelken açtığı bir dönemde, terör örgütü özellikle Güneydoğu'da yer yer 'kalkışma' denemeleri yapıyor ve Türkiye'nin ekonomide ve 'demokratikleşme'de yakaladığı rüzgarın önünü kesmeye çalışıyor.

Dün, önce sabah kahvaltısında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün gazetelerin Ankara temsilcilerine yaptığı açıklamaları, ardından da Başbakan Tayyip Erdoğan'ın partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmayı dinledim. Gerek Başbakan Erdoğan, gerekse Dışişleri Bakanı Gül, Türkiye'nin ekonomide ve demokratikleşmede 'yükseliş rüzgarı'nı yakaladığı bir dönemde terörün özellikle bir 'kıpırdanma' içerisine girdiğine dikkat çektiler.

Kulağındaki bir rahatsızlık yüzünden bir süre hastanede kaldıktan sonra ilk kez gazetecilerle buluşan Dışişleri Bakanı Gül, Türkiye'nin yeni fotoğrafı ile ilgili önemli bir tespitte bulunuyor: "Hastanede yattığım süre boyunca, Türkiye'ye yeniden bakma imkanı buldum. Bir kere daha gördüm ki, Türkiye büyük bir güç. Galiba bu yönünü biraz ihmal ediyoruz.

Mesela, Türkiye'ye en son yatırım yapması gereken ve bunu yaparken de kırk kere düşünmesi gereken Yunanistan ülkemizde yatırım yapıyor, Finansbank'a ortak oluyor. Kimbilir kimlere sormuşlardır. Bu açıdan bile baktığımızda, Türkiye'nin ne kadar büyük bir ülke olduğunu görüyoruz."

Bakan Gül özellikle iki noktanın altını çizdi. Bunlar, 1- Terörle mücadelede kararlılık, 2- Demokratikleşmede kararlılık. Terör belası ile sonuna kadar mücadele edileceğini, birinci önceliklerinin terörü bir tehdit olmaktan çıkarmak çıkarmak olduğunu belirten Gül, "Demokrasi terörü yok etmez ama, izole eder. Terör, demokrasiden geri adım atmayı ister. Demokrasiden geri atmayız, ama güvenlik güçlerimizin kararlı mücadelesinden de geri adım atılmasına izin vermeyiz. Önemli olan, problemlerimizin çağdaş demokrasi içinde çözümünü sağlamaktır. Hükümet olarak bunda kararlıyız. Terörle mücadelede, en ufak bir tereddüde mahal bırakmadan devletin imkanlarını seferber etmekte kararlıyız" dedi.

Artık hepimiz biliyoruz ki, Dışişleri Bakanı Gül'ün de işaret ettiği gibi, bu ülkede terörün istediği, demokratikleşme ve istikrar sürecini inkıtaa uğratmak, istikrar ortamını bozmak, ekonomik ve demokartik gelişmeyi durdurmaktır.

Çünkü ne zaman, ülkede terör kıpırdanmaya başlasa, "demokratikleşme yasaları yüzünden bunlar oluyor, dolayısıyla yasalarımızı daha otoriter hale getirelim" sesleri yükselmeye başlıyor. Kısacası terör, 'antidemokrasi'nin güçlenmesini istiyor. Ama hükümet, bu konuda son derece kararlı. O kadar kararlı ki, Dışişleri Bakanı Gül, önümüzdeki günlerde yeni bir 'reform dalgası'nın başlayacağı müjdesini veriyor.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi