T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 21 NİSAN 2006 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mehmet OCAKTAN

28 yalanı...

Türkiye'de ne zaman 'terör'le ilgili yasalar gündeme gelse, garip bir şekilde OHAL dönemlerini çağrıştıran sert tedbirler içeren yasaların çıkarılması konusunda neredeyse bir seferberlik başlatılıyor. Sanki ülkenin kaderi hiç değişmiyor. Ve bütün bu gayretler tam da ülkede 'demokratikleşme baharı'nın başladığı dönemlerde aniden hız kazanıyor.

10 yıl, 15 yıl önce terör konusunda ne tür sert yasal tedbirleri konuşuyorsak, şimdi de aynı şeyleri konuşuyoruz, tartışıyoruz. Her seferinde en sert yasaları çıkarıyoruz, hemen arkasından terör biraz daha azıyor. Ara ara 'demokratikleşme dönemleri' oluyor, ülke biraz olsun nefes alıyor, toplumda yeni bir 'barış havası' esmeye başlıyor.

Ancak 'bahar havası' fazla sürmüyor, sanki hiçbir şey olmamış, demokratikleşme adımları atılmamış, barış ve huzur hiç yaşanmamış gibi film yeniden başlıyor. Önce Güneydoğu'da terörün yeni 'kalkışma' denemeleri başlatılıyor, ardından da otoriter talepler...

Yani hep aynı kısır döngü. Burada özellikle bir noktanın altını çizmekte yarar var. Nasıl bir tesadüfse, Türkiye'nin demokratikleşme adımlarını büyük oranda tamamladığı dönemin hemen ertesinde bazı 'ulusalcı' çevreler, "güvenlik güçlerinin eli kolu bağlandı, yeni terör dalgası gelebilir" şeklinde sistemli bir kampanya başlatıyor. Ve çok geçmeden, terör değişik bölgelerde kıpırdanmaya başlıyor.

Türkiye'yi 'demokratikleşme rotası'ndan ayırmak için sanki bütün gerekçeler arka arkaya geliyor. Ve süreç başlıyor, önce askerler 'terörle mücadele'nin kararlılıkla sürdürülebilmesi için daha sert yasaların çıkarılmasını istiyor. Tabii ki, şehit cenazelerinin gelmeye başladığı bir dönemde, 'siyasi irade'nin sessiz kalması, talepleri görmemezlikten gelmesi düşünülemez. Kısacası, toplumdaki hassasiyetlerin kanatıldığı bir dönemde, bu sert rüzgarların önünde kimsenin dik durması hiç de kolay olmuyor.

Daha geçen yıl çıkarılan yeni TCK'da terörle mücadele konusunda bütün önlemler alınmış olmasına rağmen, hükümet ülkedeki yeni hassasiyetleri dikkate alarak Terörle Mücadele Kanunu'nda değişiklikler yapıp parlamentoya sunmak zorunda kalıyor. Kuşkusuz, bugüne kadar çıkarılan demokratikleşme yasalarının uygulamalarında önemli sıkıntıların yaşandığı dönemde, yeni bir TMK'nın hazırlanması bazı endişeleri de beraberinde getirdi. Ya demokratikleşmede geri adım atılırsa, ya düşünceye yeniden hapis yolu gözükürse...

Şimdi en önemli soru şu, neden böyle bir noktaya geldik?

Demokratikleşmenin akıbetinden endişe ediyoruz çünkü, 'ulusalcı' güçlerin başlattığı, ne yazık ki medyanın sürdürdüğü bir 'yalan kampanyası'nın peşine takıldık. Günlerdir, yeni 'baskı yasaları'nı mazur göstermek için bazı gazetelerin birinci sayfalarında, "İngiltere terörü böyle önlüyor", "İngiltere'de gözaltı süresi 28 gün, bizde ise sadece 4 gün" manşetleri atılarak, 'baskı yasaları'nın faziletlerinden bahsediliyor.

Öncelikle, bu haberler koca bir yalan. Bir kere, İngiltere'deki son 'terör yasaları' İngiliz halkı için değil, sadece yabancılar için çıkartıldı. Ayrıca, diğer Avrupa ülkelerindeki, Amerika'daki terör yasaları da yabancılara yönelik. Mesela, İngiltere'de yeni 'Terör Yasası' yürürlüğe girdiği günden bu yana tam 647 yabancı gözaltına alınmış ve bunlardan sadece 4'ü için soruşturma açılmış. Geri kalanların ise, boşu boşuna gözaltında kaldıkları günler yanlarına kar kalmış!..

Türkiye'de toplumun 'özgürlük alanı'nı daraltmak için, kimlerin ne tür ve nasıl 'yalan kampanyaları' yürüttüğünü görüyor musunuz? Bütün bu kampanyalar sürdürülürken, ülkedeki bir tek sivil toplum örgütü, barolar ya da medya kuruluşu çıkıp, "Bu bir yalandır, İngiliz halkı için böyle bir yasa çıkarılmamıştır" demiyor, diyemiyor. Ve hep birlikte bir yalana mahkum oluyoruz...

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi