|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 21 NİSAN 2006 CUMA | ||
|
|
Türk siyasetine son dönemlerde "ANAP'laşmak" diye bir kavram girdi. Aktüel konularda "ANAP'laşma riski"nden bahseden yorumlar yapılıyor.O halde bu kavramı biraz irdeleyelim. Öncelikle şu tespiti yapmak gerekir: Özal, vefatından çok sonra bile rahmet ve övgüyle anılırken, dönemin ANAP'ı hiç de o kadar iyi anılmamaktadır. Özal'a atfedilen olumlu imaj kadar ANAP'a olumsuz imaj atfedilmektedir. Bu durum sadece ANAP'ın Özal sonrasında yaşadığı dönüşümle ilgili değildir. Özal döneminde de ANAP ile Özal aynı şekilde yorumlanmıyordu. Tabii, bugünkü ANAP ile 1980 sonrası iktidar olan ANAP'ı da birbirine karıştırmamak gerekiyor. ANAP'laşmaktan bahsedenler, bugünkü ANAP'ı kastetmiyorlar. Pekiyi ANAP'laşmak deyince insanlar ne anlıyor? Öncelikle zihinlerde olumsuz bir kanaat oluştuğu söylenebilir. 1980 sonrası Türkiye'nin rotasını değiştiren, önemli açılımlar ve reformlar yapan bir partinin olumsuz bir şekilde yâdedilmesi ciddi bir talihsizliktir. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nden otoyollara, toplu konuttan dış ticaret hacminin artmasına kadar önemli hizmet ve icraatlara imza atan ANAP'ın bu talihsizliği siyasi partilerin başlangıcı kadar sonunun da iyi getirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Yoksa bu millet, bir kalemde sizi çiziveriyor. ANAP, içinde muhafazakarlığı, geleneği ve dindarlığı barındıran bir hareketti. ANAP'laşmak deyince iki husustan bahsedilebilir: 1. Dünyevileşme ve konformizmin sebep olduğu sosyal dönüşüm 2. Yolsuzluk ve yozlaşmanın sebep olduğu ahlaki dönüşüm ANAP, Anadolu'nun geleneksel ve muhafazakar kesimlerini siyasal alana kanalize ederek, iktidara taşıdı. Özal döneminde siyasetin el değiştirmesi, sermaye ve bilginin de el değiştirmesi anlamına geliyordu. Yeni orta sınıfın sosyal dönüşümü aynı zamanda zihinsel bir dönüşümü de beraberinde getirdi. Hızlı modernleşen geleneksel kesimler dünyevileşmeyi tüm boyutlarıyla iliklerine kadar hissettiler. Dünyevileşmenin bu yeni şehirli kesimlerin zihin dünyalarında meydana getirdiği dönüşümün ileri adımı konformizm ve gününü gün etme, rahatına düşkünlük anlayışıydı. Konformizm, egemen durumda olan davranış modellerine, düşünce tarzlarına uyan kimsenin hareket tarzı ve "uymacılık" olarak tanımlanıyor. Protest karakterdeki hareketlerin konformist karaktere dönüşmesi sorgulama ve eleştirme olgusunu zayıflatan, dinamizmi azaltan bir durumdur. ANAP'laşmanın olumsuzluklarını ima edenlerin ikinci kastı, ahlaki çürümenin getirdiği bir yozlaşma ve yolsuzluğa bulaşma durumudur. Siyasi parti mensuplarının, teşkilatların kamu ihalelerinden haksız kazanç elde etmeleri ve maddi menfaat sağlamaları bu tür bir imajın oluşmasına zemin hazırlar. Bu yüzden siyasetin finansmanı ve siyasetçilerin mali durumları, üzerinde titizlenilmesi gereken bir konudur. ANAP'ın hızlı dünyevileşme ve yozlaşmanın olumsuz sonuçlarından kendisini kurtaramaması % 40'lı oranlardan % 4'lere düşmesinin baş sebebidir. Bu, geleneksel kitlelerin kendisini merkeze taşımasına, iktidar olmanın hazzını yaşatmasına rağmen yüzyüze kaldığı olumsuz dönüşümler sebebiyle partisinden aldığı acı bir intikamdır. Geniş halk kitleleri yine kendi içinden birilerinin yaptıkları hataların faturasını, vagonlara değil, lokomotife kesmiş, kendisini merkeze taşıyan partiyi sandığa gömmüştür. O halde ANAP'ın tarihi seyrini Türk siyasetindeki tüm partilerin iyi yorumlaması gerekiyor.
|
![]()
| |||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |