YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Spor'dan

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

 

Spor ve inanç

Son günlerde bir "irtica"dır gidiyor. Sporumuzun geleceğini teşkil eden pırıl pırıl gençlerin "irtica" karalamasıyla önü kesiliyor. Bu karalamalar artık dinsin ve geleceğe, yalnızca Türk sporunun geleceğine dönelim.

Güreş ve boks, ağır ve zor sporların başında gelir. Ülkemizde bu sporları da yalnızca Anadolumuzun muhafazakar, örf ve adetlerine sımsıkı bağlı, bayrağını-milletini canı gibi seven, milli değerlerine sahip çıkan ailelerin çocukları yapıyor.

Bir sporcunun, inancının gereklerini yerine getirmesi suç mudur? Bu işin irticayla ne ilgisi var? Farkında olmadan irticacı diye suçladığımız bu gençleri gün be gün sporun dışına atıyoruz. Kendi ellerimizde güreşin, boksun ve birçok sporun kaynığını da kurutuyoruz...

Efendim, güreşte elbette "irtica" yok ama, bir "irtica ya da "meshep" saplantısıdır gidiyor...

Ülkemizde pekçok konuda olduğu gibi atasporumuz da sütten çıkmış ak kaşık değil. Bu gerçeği de yazımızın bir kenarına koyalım.

Bu spor dalı sosyete sporu değil. Ferdi yarışmalarda fizik kadar maneviyatın da payı vardır.

Bu yüzden minderlere çıkan değerler fiziki gıdalarının (antrenman) yanında manevi gıdalarını da almağa çalışırlar. Namaz kılıp, dua ederler. İnançlı kişilerden kurulu bir kadronun başına Rus asıllı antrenör getirmek motivasyonu bozar. Çünki, motivasyon ödül ve maneviyatla olur.

Basınımızın, adını Sergeyeviç olarak yazdığı Rus antrenörün esas adı Vladimir'dir. Bu zat, 1977 yılında Bursa'da düzenlenen Avrupa Şampiyonası sırasında el-kol hareketleriyle tribünlerdeki izleyicileri çileden çıkartmasıyla tanınıyor.

O'nun "Sydney Raporu" diye yazıp ilgililere ulaştırdığı "karalama" yazısı, kalitesini de ortaya çıkardı zaten.

Türkiyemize güreşçilerimiz bugüne kadar Avrupa, Dünya ve Olimpiyad şampiyonalarında tam 313 madalya kazandırdı. Aynı tür yarışmalarda Rusya 938 madalya aldı. Ruslar'ın ulaştıkları 983 madalyanın 298'ini Türk asıllı Rus vatandaşları elde etti. Demek ki, bir hedef için Ortodoks Ruslar'la Müslüman Türkler aynı kampta, ayın kadroda yer alabiliyor.

Almanlar adına güreşen Rıfat ve Fuat Yıldız kardeşler, Sydney'e Romanya'yı temsilen gelen Mehmet Ender, Bulgar ekibinin 97 kilosu Ali Molla ve Avustralya'yı temsil eden Musa Aslan örneğini unutmamalıyız. 1948 yılında Peşte'de Macarlarla milli maç yapan Bulgaristan'ın bütün elemanları Türk asıllıydı.

"Sept" diye adlandırdıkları Cumartesi'leri ellerini hiçbir şeye sürmeyen Museviler, yıllardır Birleşik Amerika'yı temsil ediyorlar. 9 olimpiyad altın madalyalı yüzücü Mark Spitz ve güreşçi Mark kardeşler buna örnektir.

Çeşitli inanışlara mensup sporcular "tek ülkü" için bir araya gelip çalışırlarken, bizdeki yöneticilerin "meshep ayırımına" gitmelerine akıl erdirmek zor.

Serbest güreş gibi dünyaya teknik ihraç eden Türk takımının başına bu ülke insanını koymayıp, Rusya'dan çalıştırıcı ithal etmek de ayrı bir yanlıştır. Bu yanlış da düzeltilmeli. Evet, güreş sosyete sporu değil. İnançlı olmak da bu yarışmacılar için çok önemli. Artık yöneticilerin ve sporcuların, birbirlerini olduğu gibi kabul etmeleri ve meshep kavgalarını bu camianın dışına atmaları gerekir.


14 EKİM 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ali GÜMÜŞ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...