![]() |
|
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bir ihale, bütün balonları patlattı!..Neden, "Mesut Yılmaz cumhurbaşkanlığına aday bile olamaz" diye, sürekli vurguladığımızı anlıyor musunuz? Neden, devletin ve toplumun bütün kesimleri aynı beklentiyi seslendiriyor? -Cumhurbaşkanın üzerinde, şaibe bulutları olmamalı!.. İşte gördük.. Üçüncü GSM cep telefonu özelleştirme ihalesinde ulaşılan, 2.5 milyar dolarlık rakamı gördük.. Eğer bu özelleştirme, TÜRKBANK veya daha önceki iki GSM özelleştirilmesindeki gibi yapılsaydı, bu rakama ulaşılabilir miydi? İşte bu yüzden, herkes için doğal bir durum olması gereken "şaibesizlik", bizde, aranılan ve zor bulunan bir kimlik konumunda.. İşte bu yüzden, pekçok açıdan siyasi görüşlerine karşı olsak da, Ecevit'e saygı duyuyoruz.. Bu yüzden, tam ne olduğunu anlamasak bile, Devlet Bahçeli adı, bizde huzursuzluk yaratmıyor.. Çünkü biliyoruz ki, üçüncü GSM cep telefonu özelleştirme ihalesinden önce, malı ucuza kapatmayı tasarlayanlar, Ecevit'in veya Bahçeli'nin çevresinde, lobicilik yapamadılar.. Ecevit, gece yarısı Başbakanlık Konutu'nda sabahlayıp, onunla bununla garip pazarlıklara girmedi.. Hatırlayın 1'inci ve 2'nci GSM cep telefonlarının, 500'er milyon dolar olan özelleştirme bedellerine ilişkin tartışmaları... Bakanların birbirleri ile yaptıkları kavgaları hatırlayın.. Mesut Yılmaz'ın başbakanlığındaki, "Petrol Ofisi" ihalesinin kaderini hatırlayın.. Hem ayıp, hem yazık olmadı mı? Türkiye'nin yarınına dönük en önemli projelerden biri olan "özelleştirme", ne yazık ki Mesut Yılmaz başbakanlığında, bir "pasta paylaşımı" görünümüne bürünmedi mi? Eğer Mesut Yılmaz'ın Türk siyasetine getirdiği çarpık anlayış olmasaydı, bugün her taşın altından "medya sermayesi" çıkar mıydı? Yani sadece "serbest rekabet" ortamı yara almadı.. "Medya" da, itibarını kaybetti.. Şimdi "medya sermayesi" denilince, siyasetle haşır-neşir olmuş, milletvekili transferlerinde rol almış ve kamunun parası ile malından pay almak isteyen bir imaj gelmiyor mu aklınıza? Önceki günkü GSM cep telefonu özelleştirmesinde ulaşılan rakam, bütün bu gerçekleri, bir kez daha tüm ilgililerin yüzlerine çarptı.. Gazeteni ucuza satıp, zarar edeceksin.. Televizyon kanalın sürekli zarar ettiği için, devamlı para desteği vereceksin.. Sonra da bu zararları, devletin kapatması için, siyasete, idareye ve yargıya müdahale edeceksin.. Elinizi vicdanınıza koyun.. Bu model, Mesut Yılmaz'ın başbakanlığında başlamadı mı? Korkmaz Yiğit, Mesut Yılmaz'ın teşviki ile "Milliyet"i, "Yeni Yüzyıl"ı ve malum televizyon kanallarını almaya itilmedi mi? Medyanın bankacılıktan çekilmesi gerekirken, Mesut Yılmaz'ın başbakanlığı döneminde, medyaya yeni bankalar verilmedi mi? İşte bu yüzden Mesut Yılmaz, cumhurbaşkanlığına aday bile olamaz, olmamalıdır!.. Her özelleştirme ve her imtiyaz, bu toplumun yarına dönük ümitlerinin fonudur.. Sen bunu alıp, babanın malı gibi ona buna dağıtacaksın.. Karşılığında da, siyasi ve medyatik destek bekleyeceksin.. Bir cep telefonu özelleştirmesi, tüm balonları patlattı.. İş Bankası'na, Telecom İtalya'ya, Ulaştırma Bakanlığı'na, Ecevit'e, Bahçeli'ye teşekkür ediyoruz.. Artık herkes, sayı ile kendine gelmek zorundadır.. ŞAKA
Hangi İtalya?
"Öcalan krizi" sırasında, İtalya'ya karşı boykot ve küfür kampanyaları açanlar, acaba şimdi ne yapıyor?.. İşte, 3'üncü cep telefonuna en yüksek fiyatı, İtalyanlar'ın bulunduğu ortaklık verip, işi aldı.. Bundan ne çıkar? İç ve dış politika, sokak gösterilerine bırakılmayacak kadar ciddi işlerdir.. DEVLET
Şimdi sıra "harcama reformu"nda..
3'üncü GSM cep telefonu özelleştirilmesinde ulaşılan 2.5 milyar dolarlık rakam, Türk ekonomisinin yarına dönük beklentilerini, çok olumlu biçimde etkileyecektir. "Enflasyonla mücadele programı", eğer tüm özelleştirmeler bu çizgide giderse, "kaynak sorunu"nu halledebilir.. Bu noktada, devletin tüm kesimlerinin, "harcama reformu" konusuna önem vermesi gerekiyor.. Devlet, büyük alımlarını ve geri dönüşü olmayan büyük masraf kalemlerini, mutlaka gözden geçirmelidir.. Hazine ve Maliye, Nasreddin Hoca'nın türbesi gibi, kapısı kilitli ama duvarları yıkık ve açık bir modele benzememelidir.. Yani vergi, özelleştirme ve dış kaynak gibi yollarla, parayı toplayacaksın.. Sonra bu paraların harcanılması konusunda, hiçbir temel disiplinin ve politikan olmayacak.. Açık söyleyelim.. Türkiye Büyük Millet Meclisi, kamu adına yapılan her kuruşluk harcamayı, çok etkili biçimde denetlemeli ve gerekirse eleştirmelidir.. Türk toplumunu çok yoran "kronik enflasyon" başka türlü yenilemez.. Devlet için şu anda, "gelirler"den çok, "giderler" hayati önem taşıyor..
mbarlas@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|