YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Yılmaz'ın duruşu

 
Mesut Yılmaz'ın, 28 Şubat sürecinde Başbakan olmasına, başlangıçta 28 Şubat operasyonu ile bütünleşmiş bir tavır sergilemesine rağmen, zaman içinde bir açı geliştirmeye çalıştığını söyleyebiliriz.

 

Bir süredir ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın tavırları dikkat çekiyor. Meselâ bu tavrın Demirel'in duruşundan oldukça farklı olduğu hemen görülüyor. Eğer o da, Demirel gibi Cumhurbaşkanlığına adaysa, bu yolda Demirel'den farklı bir imaj vererek yürüdüğü söylenebilir. Ve eğer 28 Şubat süreci hâlâ etkili ise, riskli bir yol tuttuğu da söylenebilir.

Demirel'in "rutin dışı" işlere meşruiyyet tanıyan tutumu, aslında 28 Şubat sürecinde aldığı tavrın bir uzantısı. O, genellikle, devlet kaynaklı herşeyin üzerine kapanıyor ve koruma söylemi oluşturuyor. Bu noktada, halka yansıyan acıları görmezden geliyor. En azından onlarla ilgilenmeyi erteliyor. Onun için Cumhurbaşkanlığı tartışmalarında 28 Şubat iradesinin aradığı adam oldu.

Buna karşılık Mesut Yılmaz'ın, 28 Şubat sürecinde Başbakan olmasına, başlangıçta 28 Şubat operasyonu ile bütünleşmiş bir tavır sergilemesine rağmen, zaman içinde bir açı geliştirmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Meselâ Anasol-D hükümetini bir "normalleşme hükümeti" olarak nitelemesi, aslında "anormal bir süreç"ten geçildiğinin not edilmesi olarak düşünülebilirdi.

Sonra "irtica ile mücadele"nin "hukuk kuralları içinde ve samimi dindar vatandaşları tedirgin etmeyecek çerçevede" yürütülmesi söylemi geliştirildi. 27 Mart 1988 tarihli MGK kararlarına bu çerçevenin girmesi, ANAP'ın katkıları ile oldu. Muhtemel ki burada, Ecevit'in "inançlara saygılı laiklik" yaklaşımının da etkisi vardır. Ecevit'in Fethullah Hoca ile ilgili takibat projelerine her şeye rağmen karşı çıkması görmezden gelinemez.

Hatırlanacaktır, ANAP lideri, 2000 yılı bütçe görüşmelerinde, görüşme çerçevesini aşan ve özel bir tavrı sergieyen çok çarpıcı değerlendirmeler yapmıştı.

O konuşmadan şu paragrafları hatırlayalım:

19. yüzyılın başından itibaren cumhuriyet dönemi de dahil olmak üzere sayısız reform yaptık. Sonuçta ise olağanüstü büyüklükte ve sürekli genişleyen bir devlet aygıtı yarattık.

Böyle giderse yarın, öbür gün soluduğumuz havanın da devletin tapusuna geçmesi ve vatandaşa fiziki manada nefes alma imkanı dahi kalmama tehlikesi vardır.

Devleti kurtarma anlayışı, cumhuriyet döneminde, devleti kendi vatandaşına karşı koruma söylem ve icraatıyla kurumlaşmıştır.

Devletin asıl görevi vatandaşını korumaktır. Onun huzur, refah ve mutluluğunu sağlamaktır. Halbuki devlet, bizde kendi vatandaşını neredeyse tehlike olarak görme eğilimindedir.

Siyasi alanda, 1946'dan sonra çok partili demokrasiye geçilmiş olmasına rağmen, tek partili bir yapı korunmaya çalışılmıştır. Siyasi yelpaze, farklılıkları tanınmaz hale getirmeyi amaçlayan bir tek parti zihniyetiyle sürekli yeniden düzenlenmeye çalışılmıştır. Toplumu jakoben yöntemle tepeden biçimlendirme gayretine yüz vermeyen tüm oluşumlar, güçsüzleştirme ve tasfiye sürecine tâbi tutulmuşlardır.

Sonunda devlet antik mitolojideki Prokrustes'e benzemiştir. Bilindiği gibi, Prokrustes, öldürdüğü kurbanlarını yatağına yatırıp; uzun olanları keser, kısa olanları çekiçle uzatır, hepsini aynı boya getirirdi.

Türkiye'de otoriter devletçi zihniyet, oy mekanizmasından, siyasi rekabetten ve muhalefetten daima korkmuştur. Siyasete yönelik bu korkunun temelinde, aslında vatandaş korkusu, millet korkusu vardır.

Milletin devletle muhatap olduğu her yerden, milletin feryadı yükseliyor. Millet kurtuluşunu aramaktadır.

Siyaseti zincirlerinden kurtarıp ülkenin kaderine hakim kılmak zamanı gelmiştir."

Mesut Yılmaz, son olarak, devletin "rutin dışı" alanlara çıkması konusunda tavır koydu. Devletin acze düştüğü zamanlarda hukuk dışı olarak kurtarıcılar türemesini 'komitacılık' olarak gören ANAP lideri, 'Bu yanlış, devletten temizlenmeli' dedi. Yılmaz, Susurluk, çeteler, Hizbullah ve Batman olayını bu çerçevede değerlendirdi. Yılmaz, "12 Eylül öncesinden başlayıp, ayrılıkçı terörle, bölücü terörle mücadele döneminde cereyan eden, daha sonra günümüze kadar gelen bütün bu yanlışlıklar, olumsuzluklar mutlaka sorgulanmalıdır." dedi.

Yılmaz ayrıca, bir kere daha dinine tertemiz duygularla bağlı, terörü her zaman lanetleyen bir dinin mensubu olduğunu unutmayan insanların Hizbullah'tan ayrılması gerektiğini belirterek şunları söyledi: "İnsanlarımızın yarın bu tip organizasyonlar tarafından yeniden kandırılmaması için, onların daha iyi aydınlatılmasını, gerçek İslam'ın onlara daha iyi anlatılmasını sağlamamız lazım."

Bütün bunlar, "fark"ını vurgulamak isteyen bir Mesut Yılmaz-ANAP çizgisinin işaretlerini veriyor. "Farkını" dediğimiz şey, 28 Şubat'la bütünleşmemeyi, o dönemle kurulan ilişkinin açtığı yaraları görmeyi, FP'nin "kuşatılmışlık" içindeki zaafını ve MHP'nin "umulanı vermeyiş" gerçeğini dikkate almayı kapsıyor. Yılmaz ve ANAP, bu çerçeveyi bir büyüme alanı olarak görüyor.

Bizim tesbitimize göre bu tavır farkı, halk zemininde algılanıyor. Dindar kimliği ile tanınan bir ilimizde, inanç özgürlüğü alanındaki daralma ile ilgili bir sorun söz konusu olduğunda "Bu alanda şu an hangi siyasi partinin bir girişimde bulunabileceğini düşünüyorsunuz?" diye sorduğumda, "MHP bu meselelere sahip çıkmaktan korkuyor, FP'nin ilgisinin faydadan çok zarar vermesi endişesi söz konusu, DYP etkisiz... Şu an sadece ANAP'ın ilgisi fayda sağlayabilir, biraz da, eski sol fanatizmden kurtulduğu ölçüde DSP'nin..." değerlendirmesini aldım.

Daha önce de yazdım, bu noktada Yılmaz'a yönelik iki rezerv var: TUTARLILIK VE SAMİMİYET sınavı...


17 ŞUBAT 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ahmet Taşgetiren

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri [email protected] adresine bildiriniz...