T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bir ömrün son günü gibi eğlenin...

İyi ya da kötü bir şekilde eğlenmeye çalışan insanların bir kısmına, New York belediye başkanının sözleriyle bakıyorum bu sene.

Gullianı, İkiz Kuleler'e yapılan saldırının hemen ardından, bütün eğlence merkezlerini dolaşarak, hayatın normal akışı içinde akması gerektiğini, bundan vazgeçilirse, terör karşısında mağlup olunacağını söylemişti.

Hem hoş, hem de trajik bir şey bu. Bir belediye başkanının insanların yeterince eğlenip eğlenmediğini "denetlemesi" anlamında da matrak.

Düşünebiliyor musunuz, binlerce insanın hayatına malolmuş bir felaketle mücadele etmek için en etkili yöntem, eskisine oranla daha çok eğlenmek...

Gulliani'yi tüm dünyanın gözünde müthiş bir devrimci ve gerçek bir lider olarak işaretleyen bir dizi çıkışın en çarpıcılarından biriydi bu.

Eğlenmeyi bir pasifizm, siniklik ya da düşüklük gibi gören kültürlere çok uzak bir yaklaşım.

Eğlenmeyi, hayatın sıradanlaştırıcılığına karşı bir "hamle", yerinde saymaya itiraz eden bir "meydan okuma" ve başkalarını önceleyen yükümlülüklere karşı bir "isyan" gibi konumlandıran kültürler, eğlenceyi kendi halinde, doğal ve anında üretilebilen bir etkinlik olarak yaşıyorlar.

Buna karşılık, bizde belli kesimlerde olduğu gibi, eğlenmeyi muhakkak acının alternatifi gibi algılayan ve toplumda yaşanan herhangi bir olumsuzluğu öne sürerek insanların eğlenmesini bu olumsuzluk karşısında duyarsız olmak olarak niteleyen yaklaşımlar da çok çabuk üretilebiliyor. Üstelik bunun için de sık sık din ya da milliyet duygusu öne sürülüyor.

Peki acı karşısında gerçek bir duyarlılık hangi yaklaşımda daha anlamlı üretiliyor?

Gözlemlerim, eğlenceyi aşağılamayı kendi kimliklerinin bir parçası gibi görenlerin, acı karşısında da gerçek bir duyarlılık üretemedikleri yönünde.

Eğlenceyi aşağılamayı bir öne çıkma biçimi olarak ele alanlar, hayat karşısında herkesin davranışlarını "hizalamayı" çok seven bir ideoloji kalıbı içinde hareket ediyorlar.

Acının sabitleyen ve tutuklaştıran karakterini toplumun tümüne yaymaya çalışıyorlar. Bu nedenle acıya da, toplumdaki derin hüzünlere de hiçbir zaman insan sıcaklığı ile dokunamıyorlar.

Oysa, hem hüzün, hem de neşe insana ait mucizenin birbirine bakan yüzleridir.

Acıya duyulan saygı kadar eğlenceye de saygı duymak gerekir.

Birini diğerinin yerine koymak, "insana ait olan"ı sürgüne göndermek demektir.

Acının ve neşenin dansettiği yerde, insanın yeryüzünü yücelten duyarlılığı ve isyanı vardır.

Eğlencenin insanları sömürmenin bir yolu olduğunu söyleyenlerin, eğlenceyi aşağılama üzerinden kurdukları sömürü çok daha derinlerde ve çok daha tehlikeli...

Gerçek ve özümsenmiş kültür havzalarında eğlence, bir mücadele ve düşünme biçimidir.

Ya da mücadeleye ve düşünceye bedenin ve ruhun "disiplinsizliğinin" katılmasıdır.

Bedeni ve ruhu daha kolay kontrol etmek isteyen iktidar odakları eğlenceden ürkerler.

Ya da insanlar üzerinde mutlak iktidar kurmak isteyenler, kendi iktidarları adına varettikleri "disiplin"i bozucu bir şey olarak görürler eğlenceyi.

İşte bu yüzden eğlenmek kendimizle yüzleşmenin bir yoludur. İktidar ve gelenek tarafından "sahteleştirilmiş" taraflarımızla "hesaplaşmaktır"; disiplini bozmaktır, yılbaşı ya da başka bir günde, yeni bir zaman dilimine kendi çapında bir "itiraz"la yürümektir.

Kafanıza ne zaman ve nerede eser bilemem, ama bazı günleri bir ömrün son günüymüşçesine eğlenerek geçirmek, insanoğluna acı veren tüm iktidar odaklarına yardım ve yataklık etmekten vazgeçmenin en çarpıcı yoludur.

Disiplini bozun; eğlenin; hayatı anlamsızlaştıran sahte taraflarınızdan boşanın. Belki, içinde bulunduğunuz görünmez hapisaneden "eğlenceli halinizden dolayı şartlı tahliye" olursunuz...

Yeni yılınız kutlu olsun...


31 Aralık 2001
Pazartesi
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED