T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Türkiye siyasetinde İmam Gazali'nin yeri

Türkiye'de yayımlanan "çok satan kitaplar" listeleri arasında İmam Gazâlî'nin kitapları pek zikredilmez ise de biliyoruz ki Gazâlî'nin -bilhassa- bazı eserleri, gerçekte son 30-40 yılın "en çok satan kitaplar" ünvanına sahiptir. Sözgelimi İhyau Ulûm'id-Din adlı muhalled eseri yüzbinlerce (belki 'daha çok' ve fakat kesinlikle 'daha az' değil) sattı. İlk bölümü 1963'de yayımlanan Serdaroğlu çevirisi, 4 büyük cilt halinde 70'li yılların başında tamamlanırken, aynı yıllarda Ali Arslan'ın Zebidî şerhinden hareketle hazırladığı çeviri 10 cilt halinde okurun önüne çıkmış; hemen yanıbaşında da Abdullah Aydın'ın yeni (!) çevirisi belirmişti. Ayrıca Ali Özek, Kasımî'nin Zübde'sini (seçme/özet) 1969'da çoktan Türkçe'ye çevirip yayımlamış bulunuyordu. [İhyâ'nın M.A. Müftüoğlu imzalı bir başka (!) çevirisi daha vardır.]

İhyâ'nın Kimyâ-yı Saâdet adıyla meşhûr olan Farsça muhtasarının da aynı şekilde 1961'den itibaren en az 5 ayrı Türkçe çevirisi yayımlanmış olup, bu eserin yüksek tirajını da rakamlarla belirlemek hemen hemen imkânsızdır. Fakat şu kadarını söyleyelim ki 70'li, 80'li yıllarda İmam Gazâlî'nin kitaplarının -bilhassa İhyâ ve Kimyâ nüshalarının- girmediği müslüman evi neredeyse yok gibidir.

Bu konuda mübalağa yaptığımız hissine kapılacak olanlara, İmam Gazâlî'nin sadece Ya Eyyühe'l-Veled adlı risalesinin 1955'den günümüze değin farklı isimler tarafından 20'ye yakın (bizim tesbitimizce, tam 17) ayrı çevirisinin yapıldığı ve herbir çevirinin 10'larca kayıtlı baskısının piyasa sürüldüğünü hatırlatmak isteriz. (Biri devlet tarafından olmak üzere 5 ayrı çevirisi olan el-Munkızu min'ed-Dalâl'in tirajını hesaba katmıyoruz. Bu arada kitapların 5'er, 10'ar binlik baskılar halinde yayımlandığına ve yayımevlerinin yeni baskıları numaralandırmak husûsunda isteksiz davrandıklarına işaret edelim.)

Burada zikredemediğimiz 10'larca kitap ya da risalesi Türkçe'ye çevrilen İmam Gazâlî, ülkemizde acaba ne kadar tanınıyor? Felsefî ve ilmî eserleri, "göz kamaştırıcı" denilemese bile hiç değilse "yeterince" ilmî tedkiklerin konusu olmayı başarabiliyor mu?

Yukarıda adı verilen çevirilerin ve bu arada adını veremediğimiz diğerlerinin bilhassa halka hitab eden eserleri arasından seçildiğinde kuşku yok! Tehafüt'ül-Felâsife, el-Mustasfa, vb. ilmî-felsefî eserlerinden bazıları şöyle-böyle Türkçe'ye çevrilmiş olmakla birlikte birçok önemli eseri hâlâ Türkçe'ye çevrilmiş değil... Yeni yayımlanan ve ne yazık ki itimada şâyân bulmadığımız bir "bibliyografya"da, İmam Gazâlî hakkında ya da bazı görüşleriyle ilgili olarak 4 doktora tezi, 21 yüksek lisans tezi sıralanıyor. (Bu rakamları biraz daha yükseltmek kabil olsa da netice itibariyle önümüzdeki tablonun pek değişeceğini sanmıyoruz.)

Acaba niçin halk İmam Gazâlî'ye ve eserlerine bu denli teveccüh ederken, aydınlarla ilim adamlarında aynı teveccühü göremiyoruz? Batı'da Gazâlî'nin eline su bile dökemeyecek felsefeciler hakkında binlerle ifade edilen sayılarda doktora tezleri hazırlanırken, İmam Gazâlî gibi büyük bir düşünürün görüşleri, yüksek lisans öğrencilerinin henüz tekemmül etmemiş sınırlı değerlendirmelerine terkediliyor?!

Elbette bu suâllerin cevapları, bir köşeyazısı dahilinde kâmilen verilemez! Binaenaleyh sebeplerin hayli derinlerde saklı olduğuna işaret edip sizlere değerli hocamız Süleyman H. Bolay'dan küçük bir anektod aktarmak istiyorum.

- "Türkiye'de Gazâlî'nin kitapları, 1968'den beri en çok satan kitaptır hâlâ. Çünkü İnönü o zaman Meclis'te bir laf etti. Süleyman Demirel'i -Başbakan o zaman- hırpalamak istiyor. Muhalefet lideri o zaman. Diyor ki: "Süleyman Demirel'i destekleyen üç sacayak var: Birisi Said-i Nursî, birisi Konya Müftüsü, biri de Gazâlî!" Gazâlî'yi yaşayan bir adam zannediyor. Onun üzerine Gazâlî'nin eserlerine bir rağbet attı; hâlen de devam ediyor. Gazâlî'nin küçük kitapları bile parçalara bölünerek tercüme edilmeye başlandı." (İslâmî Araştırmalar, XIII/3-4, s. 538-539, 2000)

İnönü'nün İmam Gazâlî'yi "yaşayan bir adam" zannıyla zikrettiğine ihtimal vermiyorum; zaten Said-i Nursî de o yıllarda hayatta değildi. Peki İnönü, onun "fikirleriyle yaşayan bir adam" olduğunu söylemek istemiş olabilir mi? İşte bunda hiçbir kuşku yok!

Demirel'in siyasî hayatı bitmeseydi; kendisini destekleyen sacayaklarından biri bu sefer Averroes (güya: İbn Rüşd) olacaktı; kimbilir belki bir de devrin Diyanet İşleri Reisi... Gazâlî'yi savunmak ve eserlerinden feyizlenmek de yine zavallı halka kalacaktı.

Şimdi siyasetçiler arkalarında destek olarak İmam Gazâlî'yi değil, Averroes'i (güya İbn Rüşd'ü) görmek istiyorlar: Entelijansiyamızın himmetleriyle yakında (Kemal Derviş sonrasında) hepimiz -ne yazık ki- Averroes'i arkasına alacak genç siyasetçileri (!) görmeye başlayacağız. ('Demişti' dersiniz!)

Unutmayınız ki İmam Gazâlî bu halkın sadece beyni değil, aynı zamanda kalbi ve vicdanıdır da.. Mütegallibe işte bu nedenle halkın sadece cebini değil, ruhunu da soyuyor; binaenaleyh bu soygunun karşılığında bir süre sonra ceplerimizin dolar'la, ruhlarımızın da Averroes'le dolup taşacağından emin olabilirsiniz.


6 Nisan 2001
Cuma
 
DÜCANE CÜNDİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED