|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Fişek gibi sözler
Kriz Anadolu insanını da derinden yaralamış. Nereye gitsem aynı feryat: "Bizim isyanımız bu devleti soyanlara, bizim tavrımız bankaları soyup içini boşalttıktan sonra devlete teslim edenlere." Ben yazmaktan imtina ediyorum, ama onlar söylemekten korkmuyorlar... Çünkü sabır, tahammül noktasını çoktan aşmış. Oyaca'da bakkal dükkanı işleten Soner Çakır, kendini tutamıyor, başlıyor konuşmaya: "Bizim isyanımız bu devleti soyanlara, bizim tavrımız bankaları soyup içini boşalttıktan sonra devlete teslim edenlere. Biz herkesten daha vatanperver ve biz herkesten daha milliyetçiyiz. Biz bu duyguları paylaşırken, onlar har vurup harman savuracaklar da bizim söylediklerimiz isyan sayılacak öyle mi? Biz isyan bayrağını demokrasi için çekeriz, biz bu devletin bekası ve bu milletin huzuru için konuşuruz ve biz tepkisiz kaldığımız süre tepedekiler soymaya, vurgun yapmaya devam ederler." Soner Çakır'ın duyarlılığı herkesi etkiliyor. O belli ki vatanını milletini çok seviyor ve kimsenin bu devlete zarar vermesini istemiyor. Tabii Türk ekonomisini bu hale getirenlerin de cezasız kalmasına tahammül gösteremiyor. Bu müthiş iddia karşısında herkes susuyor, belli ki herkes tasdik ediyor. Belediye işçisi Ferhat Özcan belediyeden 7 yıldır doğru dürüst maaşını alamadığını söylerken vatandaşlar belediyeden genel manada hizmet alamadıklarını, belediye arazilerinin satıldığını ve durumun belediye açısından da kötüye gittiğini iddia edince orada bulunan belediye meclisi üyesi Turgut Odacı söz alıyor ve şunları söylüyor: "Belediyeyi milyarlarca lira borçla devraldık. Hükümet yardım etmiyor. Devletten alacağımız payımızı alamıyoruz çünkü borçlu olduğumuz kurumlar kesiyor. Belediye başkanı ne yapsın, hizmeti ne ile gerçekleştirsin? Her şeye rağmen dar imkanlarla birşeyler yapmaya çalışıyoruz ve önümüzdeki yaz döneminde daha güzel şeyler yapacağız." İsmail Yükseker Oyacalı ama Gölbaşında iş yeri var. Olayları iyi takip ettiği konuşmalarından belli oluyor. Hele verdiği bir örnek var ki fazla söze ihtiyaç bırakmıyor: "Özal zamanında 1 kilo buğdayla 3-4 kilo gübre satın alıyorduk, şimdi 1 kilo gübreyi 3-4 kilo buğdayla alabiliyoruz. Durumumuz bu noktada. Bu da gösteriyor ki bu ülke iyi yönetilmiyor." Seyit Ali Taşöz ise daha da hararetli... "Beyefendi sen bize 'sakin olun' diyorsun, ama sabrımız kalmadı. Traktörlere binip doğru Meclis'in kapısına dayanacağız. Bizi perişan hale getirenlere karşı hiç mi duyarlı olmayalım?" Mustafa Çınar, Pehrul Gürbüz ve Tuğrul Yalçın başta olmak üzere birçok Oyaca halkı kasabanın ve Türk halkının sıkıntılarını iletirlerken televizyonları bile doğru dürüst izleyemediklerini, telefonları olmadığını, devlet imkanlarından yoksun olduklarını, Ziraat Odası'nın hiçbir iş yapmadığı halde aidat istediğini, mallarının para etmediğini, süt fiyatlarının 150-200 bin lira olmasına rağmen kimsenin almadığını söylüyorlar.
Oyacalılar da tüm Anadolu insanı gibi yangının tam ortasında kalmışcasına feryad ederken bir vatandaş "Mehmet Bey hiç sanmıyorum ki bizim bu söylediklerimizi yazasın, çünkü siyasiler ve gazeteciler bu ülkeyi bu hale getirdi" diyerek ayrı bir serzenişte bulunuyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |