T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

H A Y A T

Anaokulu zorunluluk

Ülkemizde eğitim alanında yaşanan sıkıntılar daha okul öncesi eğitim döneminde başlıyor. Uzmanlar, ülkemizde okul öncesi eğitimden yararlanan çocuk oranının ancak yüzde 7.6 olduğunu belirtiyor.

Dünyada ve ülkemizde okul çağına gelmemiş olan çocukların sosyalleşmeleri, fiziksel ve ruhsal açıdan gelişimlerini tamamlamalarına yardımcı olmak amacıyla hizmet veren okul öncesi kurumlarımızdan ancak yüzde 7.6 oranında çocuk faydalanabiliyor.

Avrupa'da ve dünyanın pekçok yerinde özellikle 6 yaş grubu çocukların zorunlu olarak okul öncesi eğitimden geçirildiğini açıklayan uzmanlar, çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimi için son derece önemli olan bu kurumların sayılarının az olması, verilen hizmetin denetimsizliği ve ailelerin bu konuda yeterince bilinçli olmamasından dolayı eğitimdeki başarısızlığımızın daha okul öncesi dönemde başladığını ifade ediyorlar.

Ülkemizde okul öncesi eğitimin temel ilkelerinin Osmanlı zamanında atıldığını ve yüz yıllık bir geçmişi olduğunu söyleyen eğitmen Sevda Salihoğlu Dursun, "Avrupa'nın birçok ülkesinde özellikle 6 yaş çocuğunun gittiği anaokulları devlet tarafından zorunlu hale getirilmiştir. Çünkü burada oynanan oyunlarla, yapılan resimlerle çocuk ruhsal ve fiziksel açıdan okula hazırlanmaktadır. Ancak bizde her şeyden önce Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeterli sayıda okul öncesi kurumu yok. Aileler de bu konuda yeteri düzeyde bilinçlendirilmediği için anaokulları yalnızca çalışan annelerin çocuklarını gönderdikleri kurumlar olarak günümüze kadar ulaştı. Bu yaygın kanaat son yıllarda yavaş yavaş değişmeye başladı, ancak devletin çok sınırlı sayıda anasınıfları olduğu için devlet okullarında sınıflar çok kalabalık. Aileler de para vererek özel okullara göndermek istemiyor" dedi.

Anaokulları zorunlu olmalı

3 yaşını dolduran çocuğun bağımsızlığını kazanması için anne babanın çocuğa fırsatlar vermesi gerektiğini söyleyen Dursun, "Çocuk ilk sosyalleşmeye adımını arkadaşlarıyla birlikte oynamaya başlayarak atar. Oyun sırasında beklemeyi, paylaşmayı, birlikte yaşamayı öğrenir. Bu yüzden 3 yaşından sonra çocuğunuzun oyun oynayacağı alanlar sağlamanız gerekmektedir. Bu tür oyun yerleri büyükşehirlerde bulmak zordur. Apartmanda büyüyen çocuk yalnız büyüyen çocuktur. Bu yüzden özellikle büyükşehirlerde anaokulları çocuklar için zorunluluk haline geldi. Okul öncesi kurumlar yalnız büyüyen çocukların imdadına yetişiyor" diye konuştu.

Okulöncesi eğitim çocuğunuzu hayata hazırlar

Ülkemizde okul öncesi eğitimin 3-6 yaş arasını kapsadığını ifade eden Dursun, 3-6 yaşları arasında oyun arkadaşları olan çocukların ilk 3-5 yaşları arasında anaokuluna gönderilmeyebilineceğini belirterek, "Bu dönemdeki çocuk haftada bir iki gün anaokuluna gidip orada oyun oynayabilir. Arkadaşları olan çocuk okul dışında da sosyalleşmesini tamamlayabilir. Ancak 6 yaşı kapsayan hazırlık sınıfı bütün çocukların devam etmesi şart olan bir sınıftır. Avrupa'da 6 yaşın gittiği anaokulu sınıfları zorunludur. Ancak ülkemizde okul öncesi eğitim yeterince algılanamadığı için okula gönderilen çocukların sayısı çok düşüktür. Okula hazırlık sınıfı olarak görülen okul öncesi eğitimde yapılan kesme yapıştırma işleri çocuğun kaslarının gelişmesini sağlar. Dramalar çocuğun sosyal yönünü geliştirip, hayata hazırlarken, çocuk kitap sayfası çevirmeyi, kalem tutmayı öğrenir" dedi.

Sınıflar çok kalabalık

Türkiye'de resmi anaokularının Balkan savaşlarından sonra açıldığını ve Meşrutiyet'ten önce de bazı vilayetlerde özel ana okullarının bulunduğunu ifade eden Dursun, "Eğitimimiz her alanda olduğu gibi eğitim açısından da yara almıştır. Resmi anaokullarının sayısı çok düşüktür. Son bir kaç yıldır halk yavaş yavaş anaokullarına yönelmeye başladı. Ancak okullar sınırlı olduğu için sınıflar çok kalabalık. Normalde bir öğretmene en fazla 10 öğrencinin düşmesi gerekir. Çünkü öğretmen çocuklardan teker teker ilgilenecektir. Ancak biz- de 20-30 kişilik sınıflar bulunuyor. Okul öncesi eğitimde bile çok geriyiz" dedi.

Öte yandan özel olarak hizmet veren anasınıfları Sosyal Hizmetleri Kurumları'nın denetlediğini ifade eden Dursun, "Denetleme hususunda Sosyal Hizmetler Kurumu ülkemizde zayıf kaldığı için özel anaokullarında ehliyetsiz anaokulu öğretmenleri çalıştırılmakta. Bunun dışında çocuklar için oyun alanları bulunmayan sağlıksız ortamlarda hizmet veren okullar olduğunu görüyoruz" diye konuştu.

Ayşe OLGUN

 
Okul öncesi eğitim yaygın değil
  • Araştırmalara göre 1923'ten 2000'e anaokulu sayısı 123 kat, öğrenci sayısı ise 42 kat artmış. Buna rağmen Türkiye'de okul öncesi eğitim Türkiye'de okul öncesi eğitim verilerinde en çok dikkat çeken durum, anaokullarındaki sınırlılık ve bu kurumlardan yararlanan çocukların azlığı.

  • Okul öncesi eğitim konusunda ülkemiz hem AB Birliği'nin hem de Suriye dışında komşu ülkelerinin çok gerisinde kalmıştır.

  • Kız ve erkek öğrenciler arasındaki eğitim alanındaki uçurum farkı, okul öncesinde başlamaktadır.

  • 1999-2000 yılı Milli Eğitim Bakanlığı sayısal verilerine göre okul öncesi eğitime devam eden toplam 251 bin 596 öğrenci eğitim gördü. Bu öğrencilerin yüzde 47.61'ini kız öğrenciler oluşturdu.

  • Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2000 yılı verilerine göre, okul öncesi eğitimde toplam 9 bin 882 kurum hizmet verdi. Bu kurumların 7 bin 934'ü resmi, 637'si özel, bin 311'i ise diğer kurumlardı.

  • Türkiye'de yüzde 7.6 öğrenci okul öncesi eğitimden faydalanırken diğer dünya ülkelerinde ise bu oran şöyle:

  • Avusturya yüzde 80.5

  • Azerbaycan yüzde 19.3

  • Bulgaristan yüzde 62.9

  • Ermenistan yüzde 25.7

  • Hollanda yüzde 99.9

  • İtalya yüzde 94.9

  • İran yüzde 10.5

  • 6 Nisan 2001
    Cuma
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Reklam Tarifesi
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED