T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Hatadan dönmek sevap da...

Kişinin hatasından dönmesi şüphesiz övünülecek bir davranış. Ancak hatasını itiraf edip aynı yolda yürümeye devam etmenin ahlak kitaplarında yeri neresidir, doğrusu bilmiyorum.

Mesut Yılmaz son zamanlarında alışkanlık haline getirdi. Duruyor duruyor, özellikle başı iyice sıkıştığı dönemlerde çıkıyor, halkın hoşuna gidecek bir iki laf ediyor. Bundan önce temel hak ve hürriyetler, demokrasi konularında dikkate değer şeyler söylemişti. Bu sözlerin arkasından bu teorik doğrulara uygun bir icraat geldi mi? Asla!.. Şimdi de çıkmış diyor ki "Yanlış bir- takım korkularla yurt dışından sermaye akışını önledik. Bunu yapmasaydık şu anda içinde bulunduğumuz krize girmezdik." Sayın Yılmaz'ın "yeşil sermaye" veya "irticai şirketler" denilen ve yurt dışındaki kaynakların Türkiye'ye akmasına sebep olan holdingleri kastettiği aşikar. Gerçekten de bu holdingler kanalıyla Türkiye'ye gelmekte olan dövizler bütünüyle durmuş durumda. Bunların durumlarını bilen bir dostum geçenlerde bir tek holdingin 1999 yılında yurt dışından bir milyar mark döviz getirdiğini, geçen sene ise bu rakamın sıfır olduğunu, bunu öngöremeyen holdingin şimdilerde nakit sıkıntısı çektiğini söylemişti.

Bu holdinglerin içinde vatandaşın parasını kötü niyetle yiyenler var, bilgisizlik sebebiyle işletemeyip batıranlar var. Ama bu kaynakları iyi yönlere kanalize edip Türkiye'ye önemli ölçüde döviz kazandıranlar, ülkede ciddi yatırım yapanlar da var. Şimdi devlete düşen kötü niyetlileri sıkı bir denetim altına almak, bilgi ve tecrübe eksiklikleri olanlara yardım yapmak, ama dürüst ve liyakatla çalışanları desteklemek değil miydi? Basiretli bir yönetimin yapacağı buydu. Pekala yöneticilerimiz ne yaptı? "İrticai sermaye" diye hepsini aynı kefeye koyup topunun üzerine giderek bu kaynağı kurutma yolunu seçti. Bir süre yurt dışındaki vatandaşların devlete tepki olarak iyisini kötüsünü ayırdetmeden bu şirketlere yönelmelerine sebep oldu, sonra bu kaynak bütünüyle kuruma noktasına geldi. Şimdi "yanlış yaptık, bu kaynağı kuruttuk" diyorlar.

Yanlış yaptıklarını anlayıp hatalarından dönüyorlar mı? Ufukta öyle bir çaba da görünmüyor. Tam tersine geçtiğimiz MGK toplantısında irticai sermaye yine önemli bir gündem maddesiydi. Pekala Sayın Mesut Yılmaz'ın bu toplantıda "yanlış yapıyor, gereksiz yere kendi kaynaklarımızı kurutuyoruz" dediği konusunda bir belirti var mı? Buna hatadan dönme denmez, buna bizim kültürümüzde ve inançlarımızda olmayan günah çıkarma denir.

Hiç şüpheniz olmasın, bu günlerin ateşi söndüğünde daha ne günah çıkarmalara şahit olacağız. Geçenlerde bir ilköğretim müfettişi dostum da: "İlköğretimin birleşik olarak sekiz yıla çıkarılması çok yanlış oldu. Orta kısımdakiler küçüklerden etkileniyor, çocukluktan kurtulamıyorlar. Çocuklar da büyüklerden yanlış telkinler alıyorlar. Keşke mecburi eğitim yine 8 yıl olsaydı da 5+3 şeklinde olsaydı" dedi. Bunun neden böyle yapıldığını biliyorsunuz: İmam Hatip Liseleri'ni ortadan kaldırmak için böyle yapıldı, pedagojinin sesine kulak verilmedi. Belki üç beşyıl sonra bir başka siyasetçimizden bu alanda bir günah çıkarmaya şahit olacağız: "Birtakım korkulara teslim olarak ilk ve ortaokulları birleştirmekle yanlış yaptık" diyecek. Onu başkaları izleyecek: "Şubat 2001 krizinden çıkamayışımızda toplumsal uzlayışı sağlayamamış olmamızın rolü var. Dünyada bu tür krizlerden hep toplumsal uzlaşıyla çıkıldı. Bu gerçeği gözardı edip, hâlâ milletle kavgayı sürdürmemiz yanlış oldu."

Dini kültürümüzde yok ama bu gidişle günah çıkarma siyasi kültürümüze bütün hızıyla girecek, ne faydası olacaksa!..


6 Nisan 2001
Cuma
 
M.AKİF AYDIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED