T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Neden kamu bankaları

Kemal Derviş'e göre krizin esas sorumluları kamu bankaları. Daha doğrusu kamu bankalarının açıkları. Derviş'e göre, büyük boyutlara ulaşan kamu bankalarının açıklarını kapatamamaları ve özel bankalara olan taahhütlerini yerine getirmemeleri bankacılık sektörünü likidite krizine soktu.

Suçlu kamu bankaları olarak görülünce bu bankaların tasfiye edilmesi gerektiğine ilişkin görüşler de kabul görebilmektedir. Nitekim göreve başladığı ilk günden itibaren Kemal Derviş bu noktayı ısrarlı bir şekilde vurgulamakta ve bu konuda bilinçli bir şekilde kamuoyu desteği oluşturmaya çalışmaktadır. Bu çabasında belirli bir başarı elde ettiğinin de kabul edilmesi gerekiyor. Yapılan yayınların da etkisiyle vatandaşın büyük çoğunluğu kamu bankalarının özelleştirilmesi gerektiğini düşünüyor.

Kamu bankaları gerçekten çıkartılan gürültüyle mütenasip bir sorumluluğa sahip mi? Perde arkasında başka şeyler olabilir mi? Bir şeyler mi saklanmaya çalışıyor? Bu soruların doğru cevapları kamu bankalarının açıklarının nedenlerinin irdelenmesiyle ortaya konulabilir.

Kamu bankalarının açıklarının nedenleri

Kamu bankalarının açıklarının üç temel nedeni vardır.
Görev zararları.
Kötü yönetim.
Yolsuzluk.

Görev zararı, kendisine kanunla veya kanunun verdiği yetkiyle Bakanlar Kurulu tarafından verilen görevlerin yerine getirilmesi nedeniyle oluşmaktadır. Örneğin çiftçiyi desteklemek maksadıyla Ziraat Bankası çiftçiye, gübre, traktör, ve benzeri tarımsal girdi ve araçların alımı için piyasa faiz oranlarının altındaki bir oranda kredi aktarır. Ziraat Bankası'nın çiftçiye uyguladığı faiz oranı ile piyasa faiz haddi arasındaki fark nedeniyle oluşan tutar Ziraat Bankası açısından görev zararıdır. Oluşan görev zararının Hazine'den bankaya aktarılması gerekir. Görev zararı bankanın değil hazinenin bir borcudur. Bu husus ilgili mevzuatta açık bir şekilde belirtilmiştir.

Benzer hususlar Halk Bankası için de geçerlidir. Küçük ve orta ölçekli esnafı desteklemek amacıyla kurulan, kendisine böyle bir görev verilen Halka Bankası'nın görev zararının oluşması kaçınılmazdır ve kanun gereği olarak ortaya çıkmaktadır. Bu noktada kamu bankaları sadece hükümetlerin uyguladıkları destekleme politikalarının aracısı konumundadır. Kısacası, görev zararlarının oluşmasında kamu bankalarının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Kamu bankalarının kötü yönetildiği, özellikle aşırı istihdamın bu bankalar üzerinde ağır maliyet unsuru olduğu tartışma dışıdır. Keza siyasi otoritenin bankacılık faaliyetleri üzerindeki yönlendirici baskısı, banka kaynaklarının riskli yatırımlara plase edilmesine neden olabilmektedir. Bütün bunlar kamu bankalarının zararlarını ve açıklarını büyüten faktörlerdir.

Kamu bankası kaynaklarının dönüşü olmayan batak kredilere dönüştürülmesi, son yıllarda yoğun olarak yaşanan problemdir. Siyasetçi-bürokrat ve iş adamı üçgeninde olgunlaştırılan bu tür yolsuzluklar kamu bankalarının mali yapılarının tehdit eder hale gelmiştir.

Şubat krizi sırasında kamu bankası açıklarının ne kadarının görev zararı ve ne kadarının yolsuzluklar nedeniyle oluştuğu konusunda yeterli veriye sahip olmasak dahi esas problemin büyük boyutlu yolsuzluk dosyalarından kaynaklandığı bilinmektedir. Diğer taraftan, kriz sırasında Hazine, ödemesi gereken görev zararlarını bu bankalara aktarmamıştır. Hazine'nin kamu bankalarına borcu olan görev zararları kadar bir fon bankacılık sistemine sokabilmiş olsaydı kamu bankaları en azından krizin tetikleyicisi olmayacaktı.

Krizin sorumlusu kamu bankaları değildir

Öncelikle ortaya konulması gerekir ki krizin sorumluluğu uygulanan para ve kur politikasına aittir. Bu gerçek hem hükümet yetkilileri hem de IMF tarafından kabul edilmektedir. Kamu bankası açıkları en fazla krizi ağırlaştırıcı bir etkiye sahip olmuşlardır. İçi boşaltılarak mali yapıları bozulduğu için Fon'a devredilen özel bankaların tahribatı kamu bankalarından daha fazladır.

Bütün bu gerçekler ortada iken projektörlerin kamu bankalarına çevrilmesi ve yangından mal kaçırır gibi özelleştirilmeye çalışılmasını anlamak mümkün değildir.

Bankalar para üretir

Devletin sahip olduğu iktisadi kuruluşların satılmasına hiç kimsenin itirazı yok. Ancak bankaları bildiğimiz anlamda ticari işletme gibi düşünemezsiniz. Bankalar kaydi para yaratır.

Merkez Bankası'nın Hazine'ye kısa vadeli avans verme imkanı ortadan kaldırılmasaydı bu özelliklerine rağmen kamu bankalarının özelleştirilmesinde hiçbir anormallik olmayabilirdi.

Anormallik şu:

Hazine'nin Merkez Bankası'ndan kısa vadeli avans kullanma imkanı, bankacılık mevzuatında yapılan değişikliklerle ortadan kaldırılmıştır. Hazine, paraya ihtiyaç duyduğunda Merkez Bankası kaynaklarını kullanamayacak, bankalardan borç alacak.

Ancak, hükümetler kamu bankaları yoluyla dolaylı bir şekilde Merkez Bankası kaynaklarını kullanabilme hakkına sahipti. Bunun en ilginç örneği Refah-Yol Hükümeti döneminde yaşanmıştır. Hükümet o dönemde iç borç stokunu azaltmak amacıyla Ziraat Bankası üzerinden Merkez Bankası kaynaklarını kullanmış ve bu yolla iç borç stoku 23 milyar dolardan 18 milyar dolara düşürülmüştür.

Kamu bankaları da satılırsa Hazine'nin borçlanma politikasını sürdürme dışında bir seçeneği kalmayacaktır. Türkiye sürekli finansman açığı ile karşı karşıya kaldığı için bankalar hükümetler üzerinde inanılmaz bir güce sahip olacaktır.

Buna kamu bankalarının er veya geç yabancı sermayenin eline geçeceği gerçeğini de eklerseniz milli hükümetlerin yabancı sermayenin boyunduruğu altına girmesine engel olamazsınız. Bu durumda ülkenin para ve kur politikası büyük oranda yabancı sermaye tarafından belirlenecek, milli hükümetlerin ekonomi politikaları etkisiz hale getirilebilecektir.

Milliyetçilerin son şansı

Bugün milliyetçi olduğunu iddia edenler için sınav zamanıdır. Belki de son sınavlardan birisi. Milliyetçiliğinizi ispat etmek için muhtemelen bundan sonra bir daha fırsatınız olmayacak. Kamu bankalarının özelleştirilmesini kabul ettiğiniz taktirde yabancı sermayenin milli hükümetler üzerindeki hakimiyetinin yolunu açmış olacaksınız.


6 Nisan 2001
Cuma
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED