|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye, Nisan ayının son günlerine, ilk bakışta birbirleriyle ilgisiz ama yol açacakları sonuçlar itibarıyla, 2001'in bundan sonrasını etkileyecek ilginç ve önemli gelişmelerle girdi. Bunların başında, hiç şüphesiz, Washington'da elde edilen 10 milyar dolarlık "dış kaynak" geliyor. Buna, daha önceki programdan arta kalan ve Türkiye'nin bir anlamda hakkı bulunan IMF'nin elinde tuttuğu 4.2 milyar doların da serbest bırakılacağın taahhüdü eklenince, rakam, 14.2 milyar dolara yükselmiş oluyor. Kemal Derviş'in bir ay önce sözünü ettiği ve adeta ekonominin rayına oturtulabilmesi için "olmazsa olmaz" şart gibi sunduğu 10-12 milyar dolarlık hedefe erişilmiş olduğu sonucuna varılabilir. Bu gelişmenin "siyasi anlamı"var ve 2001'in geri kalan döneminde "siyasi sonuçlar" yaratacak nitelikte. Kemal Derviş'in "dış kaynak başarısı"nın yanısıra ortaya çıkan diğer "üç önemli gelişme"yi sıralayalım: 1. Cumhur Ersümer'in istifası; 2. Cavit Çağlar'ın beklenenden önce bir sürede (ve tabii Amerika'nın 'dikkat çekici' işbirliği sonucunda), Türkiye'ye getirilmesi; 3. Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan'ın da Kartal'daki önemli "tutuklular kervanı"na dahil edilmesi. "İlk bakışta" bunların arasında herhangi bir irtibatı kurmak kolay gözükmüyor. Oysa, bir hayli var. En önemlisinden, "dış kaynak"ın bulunmuş olmasından başlayalım… Bu para, IMF ve daha küçük ölçekte Dünya Bankası'ndan çıkıyor. Doğrudan doğruya Amerika'nın cebinden değil. Ama, "Amerikan onayı", bir başka deyimle Amerikan Hazine Bakanı Paul O'Neill'in bir tür "talimat"ı olmadan çıkabilmesi ise söz konusu değildi. Paul O'Neill, daha önce de defalarca vurguladığımız gibi, IMF'nin bir "uluslararası borç itfaiyecisi" gibi çalışmasına, "kriz"e düşen ülkelere yönelik "kurtarma paketleri" hazırlamasına şiddetle karşı çıkan bir zihniyeti temsil ediyordu. Paul O'Neill'e göre, IMF, bundan böyle, "kriz"e doğru ilerleyen ülkeleri gözleyen önceden "düdük çalacak" olan bir "uluslararası mali denetleme kurulu" gibi çalışmalıydı. Bu çerçevede, "Türkiye krizi"ne takınılacak tavır, uluslararası boyutta önem taşıyan ekonomik krizlere ilişkin Amerikan tavrı bakımından da bir "emsal" niteliğinde olacağı için önemliydi. Şimdi olan nedir? Olan şu: Avrupalılar'ın da bastırması üzerine, Amerika, Türkiye'ye "istisnai" ve "bir sefere mahsus" muamele uyguluyor. Ve, diyor ki, "Bu son. Programdan saptığınız anda, bir daha gelmeyin"! Söz konusu "para", sadece Türkiye'nin "jeopolitik önemi"nin ifade ettiği "kara kaşı, kara gözü"nden ötürü de verilmiyor. IMF'nin temel amacıyla, yani üye ülkelerin "borçlarını ödeyebilir hale getirilmesi" amacıyla ilgili olarak veriliyor. Verilecek bu para ile, Türkiye'nin 2001'e ait "dış borçları"nı ödeyebilir hale gelmesi ve iç borç ödemelerinin de kolaylaşması amaçlanmış oluyor. Şöyle de denebilir: "Böylece, Türkiye'nin uluslararası ekonomiye borç takmasının önüne geçiliyor…" Bunun yanısıra, "Programdan sapma. Yasa değişiklikleri ve bankalar sisteminin tepeden tırnağa düzenlenmesine devam et" uyarısı… Dış destek, Kemal Derviş'in yüzü suyu hürmeti sayesinde olduğu için, o, kendiliğinden Türk siyaset sahnesinin en azından 2001 yılı için "sabit değeri" haline gelmiş durumda. Kemal Derviş, "içteki krizle büzülmüş" Türkiye ile "dış dünya" arasında, şu sıradaki yegane "transmisyon kayışı"… Bu "kayış" kesildiği anda, gökkubbe, "siyaset sınıfı"nın başına yıkılacaktır. Dolayısıyla, kesin bir "dış mali denetim" altına girmiş olan Türkiye'de, bu "denetim"in her aşamasında, kaçınılmaz olarak, "siyasi yeniden yapılanma süreci"ne de girilecektir. Cumhur Ersümer'in gitmeye mecbur kalmasını bu "mecburi istikamet" ile anlamak gerekiyor. Tabii, işin bir de, "stratejik enerji havzaları"nı da kapsayarak sürecek olan "Amerikan-Rus çekişmesi" boyutu da mevcut. Türkiye'nin kasasını denetlemekte olan Amerika'nın, ülke yönetimindeki "Rus lobisi"ni ekarte etmek isteyeceğini bir kenara kaydedin. "Rus lobisi"nin gücü küçümsenmeyecek oranda. O yüzden, bu, adım adım yürüyecek bir süreç. Ve, ilk ve önemli adımı, Ersümer'in Enerji Bakanlığı koltuğunu bırakmasıyla atılmış oldu. Cavit Çağlar'ın ismi çevresinde hareket geçecek gelişmeler, "siyaset sınıfı"nın ıskartaya çıkartılması ve dolayısıyla "yenilenmesi" operasyonunun en büyük hamlelerinden birini ifade ediyor. Merkezinde Cavit Çağlar isminin yerleşeceği herhangi bir "şey"; bir ucunda Süleyman Demirel, diğer ucunda 28 Şubat paşalarından ve eski MİT müsteşarlarından Teoman Koman'ın; bir ucunda Dinç Bilgin'in (ve medyanın) bir diğer ucunda Hazine bürokrasisi ve bankalar sisteminin bulunduğu "1990-2000 episodu"… Siyasette ve ekonomide "yenilenme", ancak "eski"nin "defin töreni" ile mümkün olabilecek. Parola, "yolsuzluk"! Bu parola ile Gürbüz Çapan üzerinden, "siyasi sonuçlar"a gidilmesi tasarlanıyor. CHP'den kopan bir zamanların "büyük ve ünlü isimleri"nin ortaya çıkaracağı "yeni oluşum"un ufku kararıyor. Kemal Derviş'in "yeni bir orta sol ittifakın kurulmasını umut ettiğini" söylediğini unutmayın. Devlet rantının paylaşılmasından başka bir anlama gelmeyen ekonomi ile siyaset ilişkisini ortadan kaldırmaya ve bunları birbirinden ayırmaya yöneldiğini hatırlayın. Amerika'nın sapılmasını yasakladığı "program" tüm ruhu itibarıyla bunu öngörüyor. 2001 Nisan sonuyla birlikte, ekonomik yeniden yapılanma sürecinin yanısıra siyasetin yeniden dizayn edileceğinin de ipuçlarını farkediyoruz…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |