|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
AGB, kafa sayıyor
Televizyonla ilgili tüm zamanların en büyük tartışma konusu, 'rayting uğruna kaliteden ve seviyeden vazgeçilmesi' üzerine oldu. Biz de Türkiye'de tek rating ölçüm şirketi olan AGB Anadolu Genel Müdürü Arzu Eder'le, bu tartışmalarıyla AGB verilerinin güvenilirliği ve bu verilerin Türkiye genelini yansıtıp yansıtmadığını konuştuk. 1989'da uluslararası reklam veren firmaların isteğiyle, tv izleyici ölçümleri yapmak amacıyla kurulan AGB, özel kanalların açılması ve rekabetin başlamasıyla daha da bir önem kazandı. 1992 yılında kısa adı TİAK olan, reklamverenler, reklam ajansları ve tv kuruluşlarından oluşan 'üçlü sektör komitesi' olarak tanımlanabilecek, Televizyon İzleyici Araştırmaları Komitesi'nin açtığı ihaleyi kazanan AGB Anadolu, o günden beri elektronik ölçümlerine devam ediyor. Genel Müdür Arzu Eder, AGB ölçümlerinin kalitatif bir ölçü olmadığını, bu nedenle TV'lerin niteliksiz programlara rağbet etmelerinin AGB'den kaynaklanmadığını söylüyor. Eder, "Yaptığımız, insanların kafalarını saymak" diyor.
Kapalı kutu AGB tu AGBAGB raporlarının yalnızca abonelere ulaştırıldığını söyleyen Eder, bunu AGB'nin serbest piyasada çalışan herhangi bir araştırma şirketi olmamasıyla açıklıyor. Eder, ellerindeki dataların kendilerine ait olmadığı için müşterilerinin dışında hiç kimseye bilgi veremediklerini söylüyor. Datayı kullandırma hakkının TİAK'a ait olduğunu belirten Arzu Eder şöyle devam ediyor: "Bu, çok pahalı bir araştırma ve bunun parasını ödeyen 11 tane tv kanalı, 17 tane reklam ajansı ve buna destek veren reklamverenler var. Araştırmanın parasını ödeyen bu insanlar, bizden de belli taahhütler alıyor ve araştırmayı da kendi istekleri doğrultusunda kullanmayı amaçlıyor."
Biz de denetleniyoruzReyting ölçümlerinin daha çok alt kültür gruplarına göre yapıldığı noktasındaki eleştirilerin de popülistlikten kaynaklandığını ileri süren Eder, TİAK tarafından her sene yapılan araştırmalarda A, B, C, D adı altında sosyo ekonomik sınıfların belirlendiğini ve kendilerinin de daima bir denetim altında olduklarını anlatıyor: "TİAK tarafından yapılan anketler, ölçüm yapılan bölgede hangi sosyo- ekonomik statüden ne kadar insan bulunuyorsa, aynı oranda da AGB panelinde bulunmasını gerektiriyor. Yani, yüzde kaç A varsa, bizim panelimizde de o kadar A olması gerekiyor. Biz, hem Anadolu Üniversitesi, hem de bağlı bulunduğumuz uluslararası şirket tarafından denetleniyoruz." TV eleştirmenlerine göre, artık çok izlenen program yerine, yayın anlayışına göre izleyiciye ve görsel tüketime alışmış izleyici tipinden, seçici izleyici tipine geçiş var. Kablolu ve dijital yayıncılıkla, tematik kanalların çoğalması da bunun bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Arzu Eder de bu değişimi kabul ediyor. Dijitalin etkisini çok fazla göremediklerini ancak, tematik kanallar ve kablolu yayınların toplandığı, "diğer" adlı kolonda belli bir ölçüde artışın gözlendiğini söylüyor.
TV'ler, ailelerin peşinde olabilirTürkiye'de geçen yıl yaklaşık 500 milyon dolarlık bir reklam pastası vardı. Bunun kanallar arasındaki dağılımını direkt veya indirekt olarak AGB'nin raporları etkiledi. Dolayısıyla ölçüm yapılan ailelerin TV kuruluşları için hayati öneme haiz olduğu ortada. Eder'e TV'lerin bu ailelerin adreslerini ele geçirmek gibi çabalarının olup olmadığını sorduk. Eder, Türkiye bir çok ülkede bu tarz dedikoduların çıktığını hatırlatırken, bu tarz çabaların olabileceğini de kabul ediyor. Çok önemli bir iş yaptıklarının farkında olduklarını kaydederken de, "Söylentilerin çıkması, aileleri bulmak gibi bir takım çabaların olması doğal. Ancak sürekli denetleniyoruz. Bu tip şeyler olursa, ortaya çıkar" diyor. Ayrıca, raytingleri etkileyebilmek için çok sayıda aileye ulaşılması gerektiğini, bir iki aileyle raytinglerde bir değişmenin olamayacağını kaydediyor ve ekliyor: "2 bin aileden bin tanesini bulmuşsanız, onu bizim bulmamız muhtemel. Çünkü, ailelerle her gün gibi temastayız." SEYRİ ŞAHANE Duygularımıza tercüman oldu Kıbrıs'tan okuyucumuz Özlem Erdoğan, olayları tahlil ederken demokratik bakış açısından ödün vermeyen Gülay Göktürk'ün Siyaset Meydanı'nda yaptığı yorumu tebrikle karşılıyor. "Kendilerine üniversite ve doktora kapıları kapatılan, yurtdışında sıkıntılarla mücadele etmek zorunda bıkarılan başörtülü öğrencileri "türban göçü" tanımlamasıyla örnekleyen Gülay Göktürk'ün bu konuşmasını tebrikle karşılıyoruz. Vatanından ve sevdiklerinden ayrı biri olarak Göktürk'ün tespitlerini yerinde buluyorum."
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |