T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ölüm beni bulmadan meleklere hazır olmalıyım

Her gün beni bin parçaya bölen bu şehirde sabaha yalvardım: Bana öpebileceğim bir yer sakla yüzünde... Yorgunum, rüyalarda suların sesini dinlemek de dindirmiyor acılarımı. Işıklar görünmüyor artık, küllendi içimdeki köz...

Günler boyu, suskun bir iç kanamanın yalnızlığında göz kapaklarımdan içeri sızan kan, zamanı inciterek içime akıyor.

Kara düşler görüyorum uykuyu aşan gecenin kollarında. Akşamın sonunda aşklara ölmek de yetmiyor. Çünkü, çiçek açmış aşkların kıyısında çoktan yolumuzu yitirdik. Bir engeller ağının içine düştük,

Kokuların ve gecenin toprak kadar derin akşamına kan dolarken bile suskunuz. Bazen, bir geçit çıkıyor engellerin arasından, bazen de kalleş bir labirent...

Gecenin kara dehşetinin altında boğuluyorum. Parçalanmış hayallerden, suskun telefonlardan feryad ediyorum ama, kimse beni duymuyor... Kullanılmış evlerin çekmecelerinde kilitli kaldı gençliğim.

Güpegündüz içi boşaltılmış, susturulmuş bir şehrin sokaklarında tek başımayım şimdi...

Bu suskun şehirden korkuyorum, karanlığı çağırıyorum ve üzerime çöküyor uzun ince bir çığlık...

Ay ışığına bulanmış bir dünyada tek başıma uykusuzluğu düşlüyorum, aşkın şarkısı bir gün gelip gecenin korkularını dağıtır diye bekliyorum.

Çünkü, sadece aşağılanmışların ve ezilmişlerin solgun rengi dolaşıyor sokaklarda, ben de onlardanım, kimse için bir şey gelmiyor elimden.

Her şeyin çözüldüğü, aşklardan umut kesildiği bir çağda, üstüme bir kapı kapanmış gibi sönüyor sesim.

Tek umut, güzel yalanlar söyleyen çiçeklerde kaldı..

Öyle bir umut ki, sonuna kadar inanacağım... Baharın kollarında bıkıp usanmadan, her gece bin kere çiçeklerin avucunda yazgımı okuyacağım...

Biliyorum, umut da yalan, çiçeklerde...

Çünkü, hayatımızda hayatımızdan daha kıymetli bir şeyi yok hiçbirimizin.

Çünkü, kimse "aklından vazgeçmek" pahasına aşklara ve isyanlara inanmıyor artık.

Çünkü, hepimizin hayatla mukavelesi var, çıldırmanın kenarında dolaşacak kadar, uğruna ölecek kadar büyük değil umutlarımız...

Ayrılığa hazır olmadan ayrılıyoruz, uykusunda sayısız melekle vedalaştığımız şehirlerden. Tıpkı, kaybetmeye hazır olmadan kaybettiğimiz karanfiller gibi...

Tıpkı ateşe hazır olmadan yandığımız "baharın son bahçesi" mayıstaki trajik aşklar gibi...

Melekler bu şehirde boş yere beni arıyor, ayrılık gülümü koparmadan sızlayan bir ruhla bu şehre veda etmeliyim.

Ölüm beni bulmadan aşka ve meleklere hazır olmalıyım...


29 Nisan 2001
Pazar
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED