|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şahıslar ve kurumlar hakkında önyargılı hareket etmek gibi bir takıntım yok. Kendisinden hazzetmediğim kişi ve kurumlardan millet memleket yararına icraatlar, tutum ve davranışlar gördüğümde haklarını ketm etmem. Takdir ederim. Bu istikamette fikir beyan ettiğim için bazıları beni yadırgarlar. Yadırgasınlar.. Doğruluktan bu ülkede sahibinden başkasına zarar gelmez. Bu bağlamda birçoğunun yetersiz gördüğü Diyanet İşleri sayın başkanını geçtiğimiz netameli süreçte zaman zaman takdir etmişimdir. Kendisini takdir ettiğim konulardan biri Türkçe ibadet konusudur. O netameli dönemde doğrusunu söylemek gerekirse kendisinden beklenmeyen bir tavırla "Türkçe ibadet" konusunda ibadetin Kur'an diliyle yapılacağını açık açık söylemiş ve geri adım atmamıştı. Aynı şekilde tesettür konusunda da, başkanlığın 82 yılında yayınladığı "Başörtüsü Allah'ın emridir" kararının arkasında durmuştu. Onu bu kişilikli duruşu nedeniyle takdir ettim. Bu konudaki yazı ve konuşmalarımda kendisini örnek gösterdim. Peygamber Efendimiz'in doğum gününün miladi tarihi esas alarak Hristiyanlar'ın Paskalya tatiline denk gelecek şekilde "Kutlu Doğum Haftası" ilan edilmesine Türk basınında benden başka tepki veren oldu mu bilmiyorum, ben başkanlığı bu konuda ikaz eden bir yazı yayınladım. Sevinerek gördüm ki, bu sene Kutlu Doğum Haftası değiştirilmiş ve hicri doğum tarihinin bulunduğu haftaya taşınmış. Bu isabetli kararlarından dolayı da başkanlığı kutluyorum. Evet en zor zamanlarda en kritik konularda kişilikli tavır koyan Diyanet İşleri başkanımızı kutlamaktan kesinlikle imtina etmedim etmem de. Ancak sayın başkanımız 2000 Temmuz'unda yaptığı bir açıklama ile Din İşleri Yüksek Kurulu'na bir bayan üyenin atanacağını haber vermişti. O zaman yazdığım yazının bir yerinde, "Din İşleri Yüksek Kurulu'na bu kurulun sorunlarını cinsiyet çözüyormuş gibi bir kadın üye atayacağını ilan ediverdi. Bu kurul ilmi bir kuruldur, bu kurula girmeyi hak etmiş olan Müslüman ilim adamı ister kadın olsun ister erkek olsun rahatlıkla girebilir, bunda dinen bir sakınca da yoktur. Tersine mutlaka bir kadın üye almak demek ilim ölçüsünü ikinci plana bırakmak gibi bir izlenim bıraktığı için bu açıklama son derece yersiz ve münasebetsiz bir açıklamadır. Ama öyle anlaşılıyor ki, (...) Din İşleri Yüksek Kurulu'na kadın üye atanmasıyla ilgili açıklaması da, sayın başkanın düşüncesi değil. Mantık ölçülerinin dışına taşan bu iki açıklama da öyle tahmin ediyorum ki başkanın kendisini yapmak zorunda hissettiği açıklamalardır!"(Milli Gazete, 20.07.00) demiştim. Başkanın dediği oldu ve kurula bir bayan üye atanıverdi. Din İşleri Yüksek Kurulu'na atanan bayan üye, açılış töreninde başını kapamadan Kur'an dinlediği ve dua ettiği için Kur'an'la ve dua ile pek barışık olmayan medya tarafından alkışlandı ve bu durum bir devrim olarak nitelendirildi. Yukarda takdir ettiğim konularda başkan ya da başkanlık ne kadar isabetli hareket ettiyse, Din İşleri Yüksek Kurulu'na başı açık bir bayanı getirmekle de bana göre o kadar isabetsiz hareket etmiştir. Çünkü bu kurul, "Başörtüsü Allah'ın emridir." diye resmi fetva yayınlamıştır. Dolayısıyla "Kadınlar başı açık Kur'an dinler-dinlemez" tartışması yersizdir. O bayanın orada başı açık olarak bulunması üyesi bulunduğu kurulun fetvasıyla taban tabana zıttır. Kurula atanan bayanın tercihlerine benimsemesem de söyleyecek sözüm olamaz. Fakat bu göreve getiriliş biçimine ve ilk gün medyaya yansıyan Kur'an dinleme ve dua etme şekline itirazım var. Çünkü sıradan bir bayanın bu tavrı çok önemli değildir ama bu bayan başörtüsünü Allah'ın emri olarak kararlaştıran Din İşleri Yüksek Kurulu üyesiyse çok ama çok önemlidir! Genelkurmay Başkanı Org Kıvrıkoğlu'nun eşiyle beraber Paksitan'a yaptığı ziyaretini hatırlıyorum da, Bayan Kıvrıkoğlu Kur'an okunurken başını örtmüş ve onun bu davranışı takdir edilmişti. Bir general eşi, içinde bulunduğu toplumun değer ve geleneklerine saygı gösterirken Din İşleri Yüksek Kurulu'na atanan bir bayanın bu tavrını saygı kavramı ile bağdaştırmak mümkün müdür? İnsan bu gelişmeleri görünce haliyle "Kur'an okunurken bile başını örtmeyen bayan üyenin katılımı ile acaba kurul 'Başörtüsü Allah'ın emridir.' kararından vazgeçmeyi mi planlamaktadır? Böylece başörtüsü yasağının yaygınlaştırılmasına zemin mi hazırlanmaktadır?" diye sormadan edemiyor. Siyasilerin Din İşleri Yüksek Kurulu'na müdahil olacakları geçen sene yazıldı, çizildi ve bu hükümetin karıştırmadığı kurum kalmadı. Dolayısıyla başkanlık bu uygulamaya icbar edilmiş olabilir. Ama ben başkandan burada da diğer konulardaki şahsiyetli duruşunu beklerdim. Sarıklı cüppeli bir başkanın yanında, Kur'an okunurken dahi örtünmeyen bayan bir Din İşleri Yüksek Kurulu üyesinin bulunduğu fotoğraf, ülkemizi hem kendi vatandaşlarına hem de dünyaya karşı çok küçük düşürücü bir fotoğraf olmuştur!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |