Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Siyaset hayata dönüyor

Siyasetin itibar kaybettiği konusunda hiç bir ihtilaf yok. Bu toprakların insanının neyi sevdiğini göremeyen, bu toprakların insanını tanıyamayan, anlayamayan, sevemeyen siyaset, itibar kaybetti.

Demokrasi dışı 'tavsiye'lere direnemeyen, hatta o tavsiyeleri 'nimet' telakki eden, zaman içinde o tavsiyelere 'müptela' olan siyaset, itibar kaybetti.

Aile fotoğraflarındaki oğul'ların, yeğen'lerin, birader'lerin, arkadaş'ların ricasını kıramayan, ricasını kırmak ne kelime, milletin kesesinden onlara verdiği her şeyi 'hizmet' sayan siyaset, itibar kaybetti.

Bunları yapa yapa ülkeyi krize sürükleyen, sonra IMF'yle ortak olan ve ülkeyi IMF'yle birlikte krize sürükleyen, sonra IMF'den 'teknokrat' transfer eden ve ülkeyi onunla birlikte yeniden krize sürükleyen siyaset, itibar kaybetti.

Milletle arasında sevgi bağı, fikir akrabalığı, 'ülkü' birliği olmayan, milletle ortak paydası kalmayan, bu yüzden milleti hiç bir sözüne inandıramayan; kendisi de hiç bir zaman milletin sesine kulak vermeyen siyaset, itibar kaybetti.

Milletin 'siyaset yasağı' kaldırılınca...

Anayasa Mahkemesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasaklı olmadığını, siyasetin 'sıfır noktası'na indiği bir zamanda 'tescil' etti.

Erdoğan'ın yasağının kalkması, 'sıfır noktasındaki siyaset' için yepyeni bir umuttur.

Anayasa Mahkemesi'nin, bir başka 'gerçek siyasetçi', Hasan Celal Güzel hakkında verdiği bu karar, sadece Hasan Celal Güzel'in ya da Recep Tayyip Erdoğan'ın değil, aynı zamanda siyasetten ümidini kesen Türkiye'nin siyaset yasağını (büyük ölçüde) kaldırmıştır.

Erdoğan'ın yasağının kalkmasıyla, siyaset de bir anlamda hayata dönmüştür.

Türkiye, kendi siyasetçisine siyaset yaptığı için siyaseti yasaklayan benzersiz bir ülkedir.

Siyasetin üzerindeki 'yasak gölgesi' azalmış da olsa, hala mevcuttur. Milletin seçme hakkı, bir başka deyişle milletin oy verme hakkı, diğer yasaklıların siyaset yasakları kaldırıldığında tamamlanmış olacaktır.

Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasete dönüşüyle, ülkeye yayılan 'pozitif hava'yı, insanların yaşadığı her yerde gözlemlemek mümkündür.

Bu havadan rahatsız olanlar elbette vardır.

'Rahatsız'ların başında, Türkiye'deki 'hortum zinciri'nin, 'kriz abidesi'nin mimarları gelmektedir.

İmparator ve adamı...

Bugünlerde, 'bayat bir oyun'un yeniden sahnelendiğine hep birlikte tanık oluyoruz. Türk siyaseti yeniden 'nefes alma' imkanı ararken, 'yıldızı sönmeye yüz tutan' bir zümre, daha önce denenmiş, başarılı olamamış çirkin 'numara'yı yeniden üretmek için çırpınıyor. Siyaset üretemediği için, 'kirlilik' üretmeyi tercih ediyor.

Kendi seçim bölgesinden oy alma şansı kalmamış bir politikacı ve o politikacı ile ikbal günlerinde bile eli cebinde, laubali bir tarzda muhatap olan bir medya patronu...

Hükümete, kişiye özel (Ya da bir kaç kişiye özel) bir RTÜK kanunu çıkarttırmak için yazarlarını seferber eden... Kanun köşkten geri dönünce sıkışan... Siyasetteki müttefikiyle kafa kafaya verip çare arayan... Bula bula, yalan olduğu yargı kararlarıyla sabit bayat iftiraları bulan...

Milletin kendilerini tanıdığını, onlar da biliyorlar.

Milletin tek bir ferdini bile, yalanlarına inandıramayacaklarını onlar da biliyorlar.

Bugüne kadar milleti çok üzdüklerini, çok yaraladıklarını, milletin onları unutmayacağını, onlar da biliyorlar.

Bildikleri için, telaşlanıyorlar.

Yeni Şafak


23 Temmuz 2001
Pazartesi
 
EDİTÖR'DEN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED