|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Seymenler'in yayla toplantısı
Hafta sonu şenlikleri ve hasret toplantıları ise birbirini takip ediyor. Özellikle herkes kendi köyü, yaylası veya dağ başlarını tercih ediyor. Yapılan organizasyonların bazen ilmi bir özellik kazandığı görülüyor. Sıcakların çoğaldığı, serinlemek için çeşitli çarelerin arandığı bu günlerde en kârlı çıkanlar yaylaları, dağları ve ormanları tercih edenler oluyor. Geçen hafta Ankara'nın en son köylerinden Yukarıkeseköy'lülerin organize ettiği bir yayla gezisine katıldım. Ankara ile Karabük ve Çankırı hududunun yer aldığı Kiseköyyaylası'nda serin havadan etkilenmemek için kazak giydiğimi söylersem sanırım havanın önemini arz etmiş olurum. İçtiğim su ise sanki saatlerce buzdolabında soğutulmuş gibiydi. Ya reçine kokulu çam ağaçları ve yemyeşil tabiat güzellikleri ile bezeli yeryüzünden söz edersem ne dersiniz?..
TARİHTEN GELEN HASLETYıldırım Beyazıt ve Timurlenk'in orduları arasında yapılan manasız "Ankara Meydan Muharebesi"nin yapıldığı dönemde yenik düşen Osmanlı Padişahı'nın aile-i efradını İstanbul'a ulaştıran o yörenin delikanlılarına "seğmen" adı verilir. Bu tarihi oluşum nedeniyle buranın büyük bir özelliği vardır. Ayrı bir dikkatimi çeken husus ise, bu köyün hududunun yaklaşık 25 kilometre olmasıdır. (Bilmem böylesine geniş hududu bulunan bir başka köy var mıdır?) Bugün itibarıyle gençlerinin büyük bölümünün üniversiteyi okumuş veya okumaya devam etmekte olduklarını öğreniyorum. Belli ki ilim ve irfan sahibi olmak bu köylüler arasında ezelden beri bir haslet. Bunun bir nedeni olmalı diye araştırdığımda enteresan bir gerçek ortaya çıkıyor... Bu köyde eskiden medrese varmış.. Bir taraftan medresede ilim ve bilimin her çeşidi öğretilirken, diğer taraftan ünlü hocalar hafız yetiştirirlermişti ki rahmetli Hafız Hakkı Hoca Efendi'ye gelen talebelerin çokluğu, bu talebelerin çoğu zaman yatılıya kaldığı ve ihtiyaçlarının köylüler tarafından karşılandığı söyleniyor. Yukarıkese köyü'nün mahallesi konumundaki Seyhamamı'nda üç katlı muhteşem bir bina mevcut. Bu yurtta kalan talebeler ortaokul ve liseye devam ederken boş zamanlarında dini tedrisat ve kültürel çalışmalar yapıyorlar. Yurt talebelerinin ihtiyaçlarının büyük bir bölümünün çevre köylüler ve hayırsever insanlar tarafından karşılanması ilginç bir tesbit olarak karşımıza çıkıyor. Ancak öğrencilerin servis araçları ile Kızılcahamam'daki liseye taşınma işlemleri oldukça masraflı ve zaman alıcı bir işlem. Bunun için de Seyhamamı'nın hemen yanında Güvem Nahiyesi'ndeki orta okulun liseye çevrilmesi gerekiyor. Bu konuda bazı girişimlerin olduğunu sevinerek öğrendim.
ÖNEMLİ İSİMLER YETİŞİYORBir başka dikkate şayan husus ise, bu köylülerin eskiden beri kızların okutulmasına önem vermeleri... Tabii böyle olunca da, öncelik ilme verildiğinden kaliteli insan yetiştirme özelliği olan bir köy çıkıyor karşımıza. Zaten bu köyden yetişmiş mevcut idareci, bilim ve ilim adamlarının çokluğu da bunu gösteriyor. Memleketindeki hocalardan ders alıp hafız olduktan sonra İstanbul'da tekâmül yapan ve makam dersleri alan, bilahare Mısır Ezher Üniversitesi'ni bitiren, sonra Bağdat Üniversitesi İslam Dini ve Arap Dili Bölümü'nü bitirerek yurda dönen Ali Aras'ın bu köyden olduğunu söyleyebilirim. Ancak Ali Aras'ın modern bir kafa yapısına sahip olması, ilerici ve çağdaş bir zihniyetle pervasızca hareket etmesi maalesef bazı çevreleri rahatsız etmiş, görev aldığı bazı kurum ve kuruluşlar tarafından kadr kıymeti bilinemeyerek memleket ve millet adına gerektiği gibi kullanılamamış, değerlendirilememiştir. Bugün bu ilim ve irfan sahibi insanın emekli olduğunu ve yakalandığı parkinson hastalığının verdiği elemle yaşamaya çalıştığını üzülerek öğreniyorum.
YARIN: Tam bir şifa kaynağı: Sey Hamamı
|
|
|
|
|
|
|