|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Suçıktı'da şâirler kendi şiirlerini okuyarak, hem ruhlarının vâridatını duydular, hem de diğer şâirlere ve Dursunbey halkına duyurdular. 14-15 Temmuz günleri, 30-40 şâir için, bir bahtiyarlık ve ferahlama zamanı olmuştur.. Şâirler; kendi şiirlerini okuyarak, ruhlarının vâridatını, hem kendileri bir kere daha duymuşlar, hem de diğer şâirlere ve Dursunbey halkına duyurmuşlardır. Suçıktı; Dursunbey'in 10 km. ötesinde menba' suları ve ağaçlarla, çiçekler ve çimenlerle bezenmiş bir mesire yeridir.. İlâhi kudretin yarattığı bu güzellik mekânına, insan gönlünün ve kafasının eseri olan bir başka güzelliği, yani şiiri de getirirseniz, ortaya çıkacak mutluluğun derecesini ancak orada bulunmuş olanlar anlayabilir. Birinci gün, Suçıktı'da, sabahtan gece yarısına kadar; topraktan yeni çıkmış buz gibi sulardan içerek, köy peynirleriyle kahvaltı ederek, hem şiir okudular, hem de Dursunbey milletvekilleri Hüseyin Kalkan ve İsmail Özgün'ü, Belediye Başkanı Rûhi Yılmaz'ı, Kaymakam Settar Yavuz'u dinlediler.. İkinci gün, dağdaki Gölcük mevkiine çıkıldı.. Yine topraktan çıkan bir başka suyun bulunduğu yerde, ağaçların koyu gölgeleri altında, yine şiir geldi, yine şiirler söylendi.. Edebî hatırâlar anlatıldı.. İkinci Yeni'ye, Sezai Karakoç'a, Necip Fazıl Kısakürek'e, Celâl Sılay'a, Atillâ Maraş'a, Cahit Zarifoğlu'na, Osman Yüksel'e, âit hatırâlar, Ankara'da, İstanbul'da, Maraş'ta, Bursa'da, Urfa'da cereyan eden edebî olaylara dair anekdotlar dile getirildi.. Şaban Abak, istek üzerine Sezai Karakoç'un 'Mona Roza'sını okudu.. Ne şiirmiş!.. Sezaî, bizi aşk ülkelerine götürdü.. Fazlasız eksiksiz bu aşk neşîdesi, güzelliğe ve aşka meftun edebiyatçıların ruhlarına yeni bir güzellik dalgası sevketti.. Eminim, o gün şairlerin hepsi de sermest oldular, aşk sarhoşu oldular. Ayrıca, Alâaddin Özdenören, Atillâ Maraş, Metin Mengüşoğlu hatıralarını anlattılar.. Gölcük mevkiinde yapılan toplantı, Belediye Başkanı'nın teklifi üzerine "Alâaddin Özdenören toplantısı" olarak, alkışlarla tescil edildi.. Konuşanlar ve şiir okuyanlar arasında Ahmet Mercan, Adem Turan, Ali Barskanmay, Ayşe Müşerref Kot, Nilay Özer, Cevat Akkanat, Nevzat Akyar, Nurullah Ulutaş, Ramazan Seydaoğlu, Eşfak Berkî, Ali Ural, Ali Sali, Ahmet Metin Şahin, M. Akif Tunç, Faruk Uysal, Şaban Abak, Ali Ulvi Arıkan, Mehmet Aycı, Hamdi Büyüktaş, Osman Çamur, Nurullah Güler, Aydın Işık, Himmet Karataş, Tuğba Köseoğlu, Celâl Moray, Mehmet Öğütçü, Mehmet Ocaktan ve Alâaddin Özdenören.. Bizim gazetenin koordinatörü Mehmet Ocaktan ve yazarları Mustafa Karaalioğlu ile Fadime Özkan, beklendiği halde kürsüye çıkıp konuşmadılar.. Hadi, M. Ocaktan'ın, Dursunbeyli olduğu için, ev sahibine yakışan tevâzu' tavrını tabîî karşılayalım ama, Mustafa ile Fadime'nin programları dikkatle ve sabırla takip etmelerine rağmen ortaya çıkmayışlarını nasıl yorumlayalım?
Şu bir iki gün içinde Suçıktı Şiir Günleri (veyâ akşamları) hakkında basında çıkan tenkidler ve temenniler, olayın ses getirdiğini gösteriyor.. Demek ki, hareket hedefini bulmuştur.. doğru yoldadır. İşin organizatörleri Ahmet Kot, Ruhi Yılmaz ve Ali Ulvi Arıkan'a tebrikler.. Teşekkürler!..
|
|
|
|
|
|
|