Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bulgaristan'ın bölünmesini beklemek…

Bir komşu ülke daha Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerliyor. Bulgaristan…

On sene önce bir kaos ve bataklığa doğru yol alıyordu. Şimdi ikinci dalga aday üyeler arasında ve Türkiye'nin önünde AB'ye üye olması kesin gibi bir şey…

Bulgaristan, 10-15 yıl önce ülke içindeki azınlıkları, tabii bu arada ana azınlık olan Türklerin varlığını reddediyordu.

İsimlerini değiştirip, dillerini konuşmalarına bile imkan tanımıyordu. Türkçe eğitim hakkını alabildiğince kısıtlayıp, mülkiyet haklarına tecavüz ediyordu.

Ama şimdi durum tamamiyle değişti.

Azınlık durumundaki Türkler, artık ülkenin yönetiminde söz sahibi.

Son genel seçimden sonra kurulan koalisyonda, Türklerin çoğunlukta olduğu Haklar ve Özgürlükler Hareketi adlı parti de yer alıyor. 2 bakanlık ve 5 bakan yardımcığı koltuğuna oturmuş durumdalar.

Kısacası Bulgaristan, özellikle azınlıklar, sonra da bizzat kendi halkı için bir açık cezaevi görünümünden, ekonomisi çökmüş bir Sovyet imparatorluğu uyduluğundan bu noktaya geldi.

Özal döneminde, baskılara dayanamayıp Türkiye'ye göç eden yüzbinlerce Bulgaristan göçmeninin önemli bir bölümü, doğup büyüdükleri topraklara geri döndüler.

Bir kısmı ise Bulgaristan vatandaşlığından vazgeçmeyerek Türkiye'de yaşamayı tercih ettiler.

Türkiye'de devlet, özellikle Bulgaristan AB'ye aday üye kabul edildikten sonra Bulgaristan pasaportu taşıyan Türk kökenlilerin geri dönmesini teşvik etti.

Hiç olmazsa onlar, AB üyesi olan bir ülkenin vatandaşı olabilsinler diye herhalde.

Birkaç ay önce Hürriyet gazetesinin bu konuda bir çağrı-haber yayınladığını hatırlıyorum.

Türkiye'de yaşayan Türk kökenli Bulgarsitan vatandaşlarının, en yakın Bulgaristan konsolosluğuna giderek pasaportlarını yenileriyle değiştirmeleri öğütleniyordu.

Hatta, bu konuda yapacakları işlemler de anlatılıyordu.

Üstelik bu durum, bir 'fırsat' olarak değerlendiriliyordu. Bu 'fırsat'ın kaçırılmaması isteniyordu.

Aslında çok hazin bir durumdu…

Türkiye'nin de üyelik için üzerine düşenleri yapmasını savunmak, bunun için uğraşmak yerine, Bulgaristan'daki Türklerin bu 'fırsat'tan yararlanmaları istemek...

Çünkü Bulgaristan, AB'ye girebilmek için, Kopenhag Kriterleri ve ekonomisini dönüştürmek dahil olmak üzere gerekenleri büyük bir süratle yerine getirdi..

Tümüyle devletçi ve hantal bir yapısı olan ekonomi tamamen özelleştirildi, yabancı yatırımcıların ülkeye çekilmesi için cazip tedbirler alındı…

Ülkedeki azınlıklara Kopenhag Kriterlerinin öngördüğü bütün haklar tanındı, bu çerçevede Türklerin eğitim haklarının geliştirilmesi için yeni kararlar alındı ve Türkçe TV yayınlarına başlandı.

Bu uygulama, sadece nüfusları neredeyse ülke genelinin yüzde onunu bulan Türkler için değil, küçük bir azınlık grubu olan Romanlar için de gerçekleştirildi…

Netice olarak Bulgaristan, AB üyeliği yolunda kararlı bir şekilde ilerliyor.

Avrupa kriterlerini hiçbir komplekse kapılmadan yerine getiriyor.

Ülkede kimse de kalkıp, Türklerin koalisyona ortak oluşları nedeniyle ülkenin bölüneceğini ileri sürmüyor.

Bulgaristan, farklılıklarını kabul ederek ve kendisini farklı hissedenlerin haklarını tanıyarak daha da özgürleşiyor ve tam tersi, şimdiye kadar olmadığı kadar da bütünleşiyor.

Nitekim biz de bu durumu dolaylı da olsa destekliyoruz. Türklerin iktidara ortak olmaları, yakın bir gelecekte AB vatandaşlığı hakkına sahip olacak olmaları bizi mutlu ediyor.

Zaten, görünen o ki, Türkiye'de yaşayan Türkiyelilerden önce, Avrupa'da yaşayan ve AB üyesi olan ya da olacak ülkelerin pasaportlarını taşıyan milyonlarca Türkiyeli AB'ye girecek…

İşte Almanya ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde o ülke pasaportunu taşıyan yüzbinlerce Türkiyeli, batı Trakya'da yaşıyan Türkler, Bulgaristan Türkleri ve Kıbrıs'taki çözümsüzlükten umutları kırılıp AB vatandaşı olabilmek için, Rumların yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti'nin pasaportunu alan Kıbrıslı Türkler…

Sayıları nerdeyse 1,5 milyona yaklaşıyor. Ve giderek de artıyor.

Türkiye ise hala özel şartlarını ileri sürüyor. İçte ve dışta güvenlik endişeleri olduğunu söyleyip, Avrupa'nın kriterlerine uymayı bölünmeyle eş değerde görüyor.

Kendi içindeki farklılıkları kabul etmediği gibi, bu farklılıkların kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıkan sorunları yok varsayıyor.

Sonra da oradaki Türklere kültürel ve siyasal haklarını verdiği, hatta onların partisini iktidara ortak yaptığı için Bulgaristan'ı takdir ediyor.

Bu nasıl iştir demeyin…

Bunu ortalıkta, herkesin duyacağı şekilde yaptıklarını da sanmayın.

Bu önemli gelişme, gazetelere ancak tek sütun haber olarak girebiliyor.

Yetkililerden ise en ufak bir ses seda çıkmıyor.

Çünkü eğer çıkarsa, o zaman soran olabilir:

"Sen, orada Türklerin parti kurup iktidara ortak olmasını normal görüyorsun, ama burada Kürtlere nefes aldırmıyorsun, bu nasıl iştir" diyen olabilir?

Bence Bulgaristan'ın bölünmesini beklemek lazım!..


23 Temmuz 2001
Pazartesi
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED