Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bana ne Mesut Yılmaz'dan...

83 ruhunu öldüren adamın hikayesini anlattığım bir yazım bazı ANAP'lıların hışmına uğramıştı; örneğin, şimdi parlamentoda bulunmayan bir eski milletvekili (Kendisi de sonradan 83 ruhunu öldüren adamın hışmına uğrayıp parlamento dışında kaldı; şimdilerde Ankara'da iş takibi, komisyonculuk gibi çarçur işlerle uğraşıyor) "Sana ne ulan!" diye nezih bir tepki göstermişti.

Doğru, bana ne...

Ama yanıldıklarını şimdi kendileri de itiraf ediyorlar.

"Yılmaz'la olmuyor..."

Olmuyor, çünkü Yılmaz, yüzde 35'ten devraldığı partinin oy oranını önce yüzde 25'e, sonra yüzde 19'a, ardından yüzde 14'e, son seçimlerde de yüzde 11'e düşürmüştü.

Son kamuoyu yoklamaları, ülke barajına takılacak partilerin başında ANAP'ı gösteriyor.

Hatta, baraj yüzde 5'e düşse bile, ANAP'ın aradan sıyrılma ve Mesut Yılmaz'ın Rize'den milletvekili seçilme şansı bulunmuyor...

ANAP Trabzon Milletvekili Eyüp Aşık, Yeni Şafak'tan Faruk Mangırcı'ya verdiği mülakatta şöyle diyordu:

"ANAP barajı geçemez... Benim genel başkan adaylığım, hatta genel başkanlığı kazanmam Mesut Yılmaz'ın lehine olacak. O partinin başında kalırsa, milletvekili dahi seçilemez!"

Elhak, doğru.

Muhalefet avantajıyla girdiği tüm ana, ara ve yerel seçimleri kaybetmiş, bununla da yetinmemiş, ANAP'ın çok sesli, çok renkli, çoğulcu yapısını bozup partinin varlık nedeni olan "83 ruhu"nu öldürmüştü.

Bir vakitler, "Türkiye'yi 70'li yılların karanlığına götürmek isteyenler"den bahisle, partisinin kurulduğu günden beri "demokrasi" ve "özgürlük" kavgası verdiğini, bu kavgada aynı zamanda "topyekûn sivil siyaseti müdafaa ettiklerini" söylüyordu.

Ama, 28 Şubat yaptırımlarına karşı muhalefetten destek isteyen dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ı elinin tersiyle itip "Ara rejim Başbakanlığı"na tamah eden yine kendisiydi.

Yılmaz, 83 ruhundan çok, bugün Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit'in temsil ettikleri siyasî anlayışla imtizaç ediyor.

Bundan rahatsız olduğunu sanmıyorum.

Tıpkı "kumarhane açan, okul kapatan başbakan" olarak anılmaktan, "ara-rejim" koşullarının oluşturduğu tüm "muvazaa hükümetleri"nde yer almaktan şekvacı olmadığı gibi...

Elektronik posta kutuma mesaj gönderen bir ANAP'lı (ismi mahfuz), "ANAP artık varlık nedeni olan ilkelere ihanet etmiş bir parti hüviyetinde" diyordu, "Bu apaçık ihanetin mimarı Mesut Yılmaz, devletin çatışmalardan (laik-antilaik kutuplaşmasından) beslenerek kendi meşruiyetini ayakta tuttuğu ve hakem olma hüviyetini yitirdiği bir dönemde (28 Şubat sürecinde), merkezin restorasyonuna talip bir 'mutemet eleman' portresi çizdi... 28 Şubat kararlarının uygulanması konusundaki cevvaliyetiyle de 'seçmen'in değil, kendisini orada tutan gücün taleplerini öncelediğini gösterdi. Ama yine de sisteme yaranamadı. Şimdi bir taraftan ANAP'ın kuruluş felsefesi ve Özal misyonuyla ödeşiyor, diğer taraftan Meclis'teki aritmetik dengeye yaslanarak iktidar süresini uzatmak istiyor."

ANAP'ın aleyhine olduğu halde halde, Yılmaz iktidar süresini neden uzatmak istiyor dersiniz?

Can Ataklı'nın iddia ettiği gibi, amacı, "bu süre içinde elinde tutacağı güçle" yolsuzluk soruşturmalarından kurtulmak mı?


23 Temmuz 2001
Pazartesi
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED