Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Her dedikoduya inanmayın

İngiliz Financial Times (FT) gazetesi muhabiri Leyla Boulton Türkiye'de ülkesinden daha ünlü. Aydın Doğan'ın Demirbank'ı almaya hazırlandığını ilk o duyurmuştu. "Türkiye'nin en büyük medya patronu" unvanını fazlasıyla hak eden Aydın Doğan kapılarını ona açtı, düşüncelerini FT okurlarıyla paylaştı... Son karşılaşmamızda, FT muhabiri, "Hürriyet, Milliyet gibi gazeteler patronlarının bana söylediklerini okurlarına duyurmadılar" hayreti içerisindeydi... Sormuş, "Öteki gazeteler sataşır diye..." demişler.

O görüşene kadar Aydın Bey'in Demirbank'ı alma niyetinden haberdar değildim; bilgiyi buraya taşıdım, kimseler şaşırmadı. Aydın Doğan'ın yakından ilgilendiği bir konuda başarısız olması, Demirbank'ı İngiliz HSBC bankasına kaptırması da mı şaşırtıcı değil yoksa? Benim bildiğim, Aydın Doğan bir şeyi istedi mi onu elde eder... Demirbank'ı o kadar zamandır istediği ve FT aracılığıyla duyurduğu halde neden alamadı Aydın Bey?

Aydın Doğan'la özel olarak uğraşan birileri var şu sıralarda. "Türkiye'nin en büyük medya patronu" diye bilinen birine ait şirketlerin hisse senetleri borsada diplerde dolaşmaz; oysa bir süredir, DMG, Hürriyet, Milliyet gibi hisseler büyük darbeler yedi. Meraklıyım ya, sorduğumda, "Büyük aracı kurumlar uğraşıyor" cevabını aldım... Gelin de şaşırmayın: O büyük aracı kurumlardan birinin patronuyla akrabalık bağı bulunan bir siyasi Aydın Doğan'ın en yakını biliniyor çünkü...

Bir dostum, "Medya grubu Aydın Doğan'ın, ama gazete ve televizyonlar sanki Mesut Yılmaz sahibi imiş gibi yayın yapıyorlar" dedi bana. Kast ettiği, grup gazetelerinin son zamanlardaki yayınları... Yeni Şafak'a manşetten saldırı, Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağının kalkmasından hoşnutsuzluk Aydın Doğan'dan çok Mesut Bey'in tercihlerini yansıtıyor gibi... Ben yine de o kadar emin değilim. Aydın ve Mesut beyler dosttur, birbirlerini severler, ama o kadar; bir parti lideri, bir medya patronuna, hükmünü nasıl geçirebilir ki? Mesut Yılmaz kongre kaybetmek, siyasette ciddi rakiplerle karşılaşmak istemez, bunun için de dostlarından yardım almaya çabalayabilir; iyi de, Aydın Doğan niye gazetelerinin itibarını iki paralık etsin ki?

Mesut Yılmaz ile Aydın Doğan arasına birkaç kere kara kedi girdi. Biri büyükçe bir kediydi, adı da Berrin Cankat... Milliyet'te 'dedikodu.com' başlığı altında duyduklarını yazıyordu Berrin Bey ve bir keresinde, Mesut ve Berna Yılmaz çiftinin Ankara'daki ilk günleriyle ilgili bir anekdot nakletmişti. Anlattığına göre, çift, Ankara'da Pembe Köşk Sitesi'nde bir daire beğenmişler, kira rakamını duyunca, "Bizde o para ne gezer?" deyip hüzünlenmişlerdi 1983 sonunda. Bu yazının çıktığının ertesi günü, Mesut Bey'in kardeşinin sert açıklamasıyla karşılaştı Milliyet okurları... Sonunda olan oldu, Milliyet Berrin Cankat'ın sütununu geçen hafta kapatıverdi.

Borsada hisse senetleri üzerinde oyun oynanması, Aydın Doğan'ı, SPK'ya başvurmaya sevk etti. SPK aracılığıyla, hisse senetlerinin düşmesini gerektiren önemli bir olay yaşanmadığını açıkladı Aydın Bey... Bir gün sonra da bir başka dedikodunun hedefi oldu grup; birileri, "BBDK Aydın Doğan'ın Dışbank'ına yönetim kurulu üyesi atadı" haberini yaydılar... Ertesi gün, Aydın Doğan, "Böyle bir şey yok" açıklamasını yapmak zorunda kaldı...

Birileri Aydın Doğan'ı zayıflatmak için borsayı ve bankasını kullanıyorlar. Aydın Bey ve grubu ortalıkta dolaşan dedikodulardan tabii olumsuz etkileniyor. Demirbank'ı alamaması, belki de, bu özel ilgi sebebiyledir. Borsada değeri düşen hisse senedi, o senedi çıkartan şirketin piyasa değerini de düşürür. Dolar cinsinden borcu olan her şirket, TL değerindeki düşüş yüzünden, müthiş kayba uğruyor zaten; aynı şirketin borsa değeri de düşüyorsa, patron niyetlerini hayata geçirmekte zorlanır tabii...

Türkiye'nin en çok satan gazetelerinin patronu olan insan, şu sıralarda, dolar-TL paritesi sebebiyle bir başka sıkıntıya daha muhatap: Gazete fiyatları sabit, giderleri ise dolar cinsinden ve hızla artıyor; bu arada reklâm girdisi de durdu. 150 bin TL fiyatla hergün 400 bin adet satan bir gazete, neredeyse o iki rakamın çarpımının birkaç katı zarar demek patron için... Ben o durumda olsam müthiş canım sıkılırdı...

Borsada zarar görsün diye, ya da rakipleri karşısında kötü duruma düşmesi amacıyla Aydın Doğan ve şirketleri için dedikodu üretenler hiç iyi bir iş yapmıyorlar. Ülke ekonomisine zarar verdikleri gibi, grubunda çalışan insanlara da kötülükleri dokunuyor... Bir ciddi dedikodu daha çıksa koca medya grubu ne yapacağını şaşırabilir...

Bereket, dedikodular fazla inandırıcı değil; insan duyduğunda duralıyor. Sözgelimi, bunca yatırım yapılmışken, CNN-Türk gibi itibarlı bir kanalın kapatılacağına kim inanır? Oysa, birileri, "Amerikalı ortaklar mutlu değil" ve "Çok masraflı' olduğu varsayımları üzerine CNN-Türk'ün kapatılacağı dedikodusunu uyduruyorlar. İnanmadığım bir başka dedikoduya göre ise, Aydın Doğan, Dışbank'ı Paris Bas adlı bir yabancı bankaya satmaya çalışıyormuş... "Demirbank'ı alacağım" diyen, "Hazine Dışbank'a yönetim kurulu üyesi atadı" dedikodularına sert cevap veren bir patron, bankasını neden satsın ki?

Kendi yazarı kesmiyor; keşke bir yabancı gazeteci daha Aydın Doğan'la görüşüp bizleri aydınlatsa...


23 Temmuz 2001
Pazartesi
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED