T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Başbakanı belirlemek

AKP'nin tek başına iktidar olacağı veya en büyük parti olarak parlamentoya girip hükümeti kurma yetkisi alacağı bir seçim sonrası için iki önemli soru vardı:

1. AKP'nin başbakan adayı kim olacak?

2. Cumhurbaşkanı AK Parti'nin göstereceği adayı başbakan olarak tayin edecek mi?

Birinci sorunun cevabı henüz ortaya çıkmış değil. Ak Parti lideri, "Seçimlerden sonra yetkili kurullarımız oturur, başbakan adayını belirler" diyor. AK Parti lideri, parti tarafından belirlenen adayın, Cumhurbaşkanı tarafından da görevlendireceğinden emin.

Acaba emin mi?

Bu soruyu sormak da abesle iştigal değil.

Çünkü Anayasa'nın Cumhurbaşkanı'nın Başbakan'ı belirlemesini düzenleyen "Başbakan, Cumhurbaşkanı'nca Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır" şeklindeki 109'uncu maddesinin "Başbakan çoğunluk partisinin genel başkanı olur" gibi bir sınırlama getirmediği gibi, "çoğunluk partisinden olur" gibi bir sınırlama bile getirmediği ifade edilerek, bu konuda Cumhurbaşkanı'nın tamamen özgür olacağı, dolayısıyla dilediğini Başbakan olarak atayabileceği görüşleri ortaya konuyor. Yine Cumhurbaşkanı'nın çoğunluk partisi liderini Başbakan olarak atamasının "teamül" olduğu, AK Parti'nin şu andaki problemli durumunda bu teamülü aşma ihtimalinin de akla gelebileceği, yine serdedilen görüşler arasında...

Bu mümkün olabilir mi?

Tabii bu, öncelikle Cumhurbaşkanı'nın nerede duracağı bilinmeyen derin bir gerilimi göze almasını gerektiren bir husustur.

İkincisi, Başbakan'ın atanması kafi gelmez, onun "güvenoyu alacak bir hükümet" kurabilmesi gerekir. Yani Cumhurbaşkanı'nın güvenoyu alacak bir hükümeti kurabilecek bir kişiye Başbakanlık vermesi gerekir. Değilse yanlış hesap güvenoyundan dönecektir.

Bu durumda, 29 Ekim resepsiyonunda gündeme gelen konuyu nasıl değerlendireceğiz?

Sayın Cumhurbaşkanı, "Başbakan tayini" ile ilgili soruya önce şu cevabı veriyor:

"Başbakan olarak atayacağım siyasi parti genel başkanı Anayasa'ya göre milletvekili olmalı. Eğer değilse bunu siz değerlendirin."

Bu cevaptan, milletvekili olmayan AK Parti liderini Başbakan atamayacağı anlaşılıyor ki bu zaten anayasal bir hükmün gereği. Aslında bunun söylenmesi bile anlamlı bir fazlalık.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanı'na AK Parti'nin çoğunluğu alması durumunda bir Başbakan adayı belirleyeceği ve bunu onay için kendisine sunacağı ifade edilerek tekrar kanaati soruluyor. Cevap şöyle:

"Cumhurbaşkanı seçimi yapmayacak da, milletvekili bile olmayan genel başkan mı Başbakan adayını belirleyecek?"

Sayın Cumhurbaşkanı'nın sözlerinin "anlamlı" hatta "tavırlı" olduğunun altını çizmek lazım. Unutulmamalı ki Sayın Sezer bu sözleri, gazetecilerin sorusu üzerine, bir anlamda re'sen söylüyor. "Demek ki hazırlıklı böyle bir tavra" diye düşündürecek bir cevap bu. Yani Tayyip Erdoğan çıkıp da "Ben bu partinin genel başkanıyım. Milletvekili olmasam da Başbakan adayını ben belirlerim, Cumhurbaşkanı da onaylar" gibi bir çıkış yapmış değil. Gazeteciler Cumhurbaşkanı'na bu formatta bir soru sormuş değil. Hatta Cumhurbaşkanı'nın yukarıdaki "tavırlı" ifadeleri kendisine nakledildiğinde bile "Şık olan bizim Başbakan adayımızı Sayın Cumhurbaşkanı'na bildirmemiz ve müzakere ile belirlenmesidir" diyerek, Sayın Sezer'e çok geniş bir değerlendirme alanı bırakıyor.

Peki Sayın Cumhurbaşkanı neden bu "anlamlı" hatta "tavırlı" üslubu seçti? Ya da şöyle soralım: Sayın Cumhurbaşkanı, bu sözünün içerdiği biçimde "herhangi" bir kişiyi Başbakan olarak atayabilir mi?

Teorik olarak belki, ama pratik olarak yap-ma-ma-sı lazım.

Bu, daha ilk günden Türkiye'nin olağanüstü bir sürece girmesi anlamına gelir ve bunun sorumlusu da, hangi gerekçeye sığınılırsa sığınılsın Sayın Cumhurbaşkanı olur.

Evet, AK Parti'nin genel başkanlık ve Başbakanlık meselesi, problemli bir nitelik arzediyor. Seçim sürecinde gelen yasaklar Türkiye'nin sancısı ve bu, şu an çoğunluk iradesine ulaşıp hükümeti kurma hakkı elde edecek bir partiyi sorunlu hale getiriyor. Makul olan, bunun, hukuku zorlamadan aklı selim içinde çözüme kavuşturulması.

Çözüm noktasında makul olan ise, evet, partinin geliştirdiği yöntem. Hükümeti kurabilecek bir çoğunluğa sahip olmaları halinde, partinin yetkili kurulları toplanacak, bir Başbakan adayını belirleyecek ve ilan edecek. Sayın Cumhurbaşkanı da ona hükümeti kurma görevi verecek.

Bunun ötesindeki usuller, makulü zorlamak olur ve ardında başka niyetler aranır ve hiç şüphesiz "MGK'da Anayasa fırlatmak"tan çok daha vahim sonuçlar ortaya çıkarır.

Makul ötesi usuller içinde, AK Parti bünyesinden, partinin benimsemediği bir ismi Başbakan adayı olarak göstermek de sayılabilir, "en büyük" veya "çoğunluk" partisi olmayan bir partiden Başbakan adayı tayin etmek de... Bunların hepsi, Cumhurbaşkanlığı makamını tartışma ortamına çeker ve daha olumsuzu yürümez... Türkiye'ye zaman kaybettirir. AK Parti yöneticileri, tüm bu konularda çok nazik bir üslup içindeler. (Hatta biraz fazla nazik, bile denebilir. Çünkü parti genel sekreteri Ertuğrul Yalçınbayır Sayın Cumhurbaşkanı'nın gösterilen adayı kabul etmemesi halinde bile Sayın Cumhurbaşkanı'na 'peki öneriniz ne?' diye soracaklarını söylüyor ki, bunun nasıl bir gelişmeye yolaçacağını kestirmek, dolayısıyla halkın verdiği yetkinin başına ne geleceğini öngörmek mümkün olmayacaktır.) Böyle bir sorun mesela Süleyman Demirel için olacaktı da, Türkiye, tepki nedir görecekti? Bu, oy veren insanların hukukunu korumakla eşdeğer bir husustur ve bu konuda ortaya konacak her türlü hassasiyet yerindedir. Bu noktada Başbakan Ecevit'in, Baykal'ın ve Çiller'in, Sezer'in sözlerine hak veren tutumları ise, siyasi partilerin, demokratik duyarlılık açısından ne kadar kırılgan bir tavır içinde bulunduklarının göstergesidir.

Sözün özü: Sayın Cumhurbaşkanı, hukuk hassasiyeti olan bir şahsiyettir. 29 Ekim resepsiyonundaki "tavırlı" ifadeler, muhtemeldir ki yeterince süzülmemiş duyguların yansımasıdır. O makamda olmaması gerekirdi. 3 Kasım sonrasına kadar dileriz makul noktalara gelinir. Ve dileriz o "tavırlı" sözler bile makulden öte bir yol tutulacağı ihtimalini akla getirmez. Türkiye'nin huzura ve hizmete ihtiyacı var.


31 Ekim 2002
Perşembe
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED