Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

H A Y A T
Prostat kanseri

Erkeklerde görülme sıklığı açısından, cilt kanserinden sonra ikinci sırada gelmekte olan prostat kanseri, idrar kesesinin altında yer alan ve idrar yolunu çepeçevre saran bir sargı bezi olan prostat dokusunun kanseridir. Erkeklerde 40 yaşından sonra ve ilerleyen yaşla artan oranda görülen bir kanserdir. Bu yaşlarda erkeklerde iyi huylu prostat büyümesi oldukça sık rastlanılan bir durumdur. Medical Park Hospital Üroloji Uzmanı Doç Dr. Ali Nejat Eğilmez, prostat kanseri şikayetlerinin, iyi huylu prostat büyümesi ile aynı olduğunu belirtiyor ve özellikle kırk yaşını geçen erkek hastaları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor: Prostat kanseri, prostatın büyümesi ile birlikte gelişebileceği gibi büyüme olmadan da gelişebilir. Prostat genellikle iyi huylu olarak büyür ve kansere yol açmaz. Prostat kanserinde hastanın şikayetleri aynen prostatın iyi huylu büyümesinde olduğu gibidir. Zor, yavaş, ince ve kademeli idrar yapması, idrarı boşaltamama hissi, gece sık sık idrara kalkma, hafif yanma, bazen kanama gibi belirtiler görülür. Muayene ve tetkikler sonucu kanser şüphesi varsa, mutlaka iğne ile prostat dokusundan biyopsi yapılarak parça alınması ve mikroskobik tetkik ile kesin tanı konması gerekir. Tedavi edilmeyen prostat kanseri, hastalığın ilerleyen dönemlerinde, önce lenf bezlerine ve kemiklere, sonra bütün vücuda yayılır.

Diğer kanserlerde olduğu gibi, prostat kanserinin de başarılı bir şekilde tedavi olabilmesi için erken devrede teşhis edilmesi önemlidir. Bu nedenle 40 yaşını geçmiş her erkeğin senede bir defa mutlaka ürolojik muayene yaptırması gerekir.

Prostat kanserinde teşhis, doktor muayenesi, idrar ve kan tetkikleri, ultrasonografi ve biyopsi metotları kullanılarak konur. Bir kan tetkiki olan PSA( Prostat Spesifik Antijeni) prostat kanserinin erken safhada ortaya çıkarılmasını sağlayan çok değerli bir testtir.

Prostat kanseri tedavisi, yüzde seksen beş oranında başarıyla sonuçlanır. Erken teşhislerde, uygun tedavi ve devamlı kontroller ile hasta normal yaşamını sürdürebilir ve hayati bir problem yaratmaz.

Erken safhada yakalanmış, henüz hiçbir yayılma göstermeyen vakalarda, hasta genç ve sağlıklı ise 'Radikal Prostatekkomi' denilen ameliyat ile prostat dokusu tamamıyla kapsülü ile beraber çıkartılabilir. Prostat kanserinin en kesin ve en emin tedavisi bu şekilde yapılan ameliyattır. Başarı oranı çok yüksek olan bu 'Radikal Prostatektomi' ameliyatı ile hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür ancak bu ameliyat şansını kaçırmamak için erken tanı konulması çok önemlidir. Ameliyat olamayan hastalarda "Radyoterapi" yani ışın tedavisi de uygulanabilir Her erkek, kırk beş yaşından itibaren senede bir, altmış yaşından sonra ise altı ayda bir ürolojik muayene ve PSA testi yaptırmalıdır.

Prostat kanseri ilaçlara duyarlı

Prostat kanserinin diğer bir özelliği, ilaçlara özellikle hormonlara çok duyarlı olmasıdır. Ameliyat veya radyoterapi yapılamayan vakalarda, devamlı ve kontrollü ilaç tedavisi ile de başarılı olunabilmektedir. Hastanın idrar yapma zorluğu varsa, ilaç tedavisinin başlamasından bir süre sonra 'TUR- Transuretral Rezeksiyon' denilen kapalı ameliyatla hastanın rahat idrar yapması sağlanır.

İyi huylu prostat büyümesi nedeni ile açık veya kapalı prostat ameliyatı geçiren kişilerde de daha sonraki yıllarda kanser gelişebilir. Bu nedenle prostat ameliyatı olmuş olan kişilerin de yılda bir defa ürolojik muayeneden geçmesi gerekmektedir.

 
İnternetten ilk dokunuş
İnanması zor ama artık sevdiklerimizle aramızdaki mesafe devasa boyutlarda olsa bile teknoloji sayesinde onlara dokunabileceğiz. Atlantik'in iki ayrı yakasında bulunan bilim adamları, internet üzerinden el sıkışarak tarihi bir başarıya imza attı.
LİPOSUCTİON
(YAĞ EMME)

Liposuction ( yağ emme tekniği), ülkemizde ve dünyada son 20 yılda en sık uygulanan plastik cerrahi operasyonlarından biri olmuştur. Liposuction, kısa sürede vücut şekillendirmede iyi sonuçlar alınmasını sağlayabilen bir tekniktir.
Organik bir nedene bağlı olmayan adet bozuklukları
Tahlil ve testler yapıldıktan sonra adet düzensizliği problemleri yoluna konulabilir. Tedavide sorunun cinsine göre hormonal ilaçlar ve antibiyotikler kullanılabilir, biopsi yapılabilir, hatta ameliyata karar verilebilir. Adet bozuklukları (dıs fonksiyonel kanama), organik bir nedene bağlı olmayan, normal dışı uterus kanamaları olarak tanımlanır. Kadınların %10-15'inde adet bozukluğu görülür. Bu oranın genelde %50'si 40 yaşından sonra, %30'u üreme çağındadır. Normal adet düzeni yirmibir gün aralıklı olarak yedi gün sürer. Adet gününün başlaması bir önceki aya göre bir hafta eksik ya da fazla olabilir. Medical Park Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Op. Dr. Esra ÇEBİ, hastanın adet miktarında artma ya da azalma olması ya da adet günlerinin düzeninin bozulması durumunda mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor: ilk önce kanamanın myom, polip, düşük, spral, alınan bazı ilaçlar, dış gebelik, böbrek ile tiroid rahatsızlıklarına bağlı olmadığı araştırılıp tedavi protokolü düzenlenmelidir. Tedavide amaç, birinci olarak kanamayı durdurmak, ikinci olarak ta kanamanın tekrarını engellemektir. Buna uygun tahlil ve testler yapıldıktan sonra adet düzensizliği problemleri yoluna konulabilir. Tedavide sorunun cinsine göre hormonal ilaçlar ve antibiotikler kullanılabilir, biopsi yapılabilir, hatta ameliyata karar verilebilir.
31 Ekim 2002
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED