|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayan bir "garip sansür" hareketi ile karşı karşıyayız. "Seçim yasakları" nedeniyle "yorum yapma" hakkımız elimizden alınmış durumda. "Şu parti barajı çok rahat aşıyor, onun için aynı kökten gelen ve barajı aşamayacağı belli olan şu partinin yandaşları, kendi görüşlerinin Meclis'te bulunması için mutlaka barajı aşan şu partiyi desteklemeli" diyemiyoruz. Diyemiyoruz çünkü bu yorum "bir siyasi partinin lehine, öteki siyasi partinin aleyhine" telakki ediliyor ve suç işlemiş oluyoruz. Sırf bu yüzden seçimlerin "en heyecanlı" anında, seçim yasakları ortaya çıkıyor ve okuyucularımızın "iyice görüp bilmeden, danışıp düşünmeden" oy kullanmasını emrediyor. Böyle günlerde "tehlikelerden korunmak için" daha "light" yazılar yazmak gerekiyor. Onun için hangi partinin barajı geçeceğini, hangi partinin birinci çıkacağını yazmak yerine "erkeklere neden mavi patik giydirildiğini" yazmak, yasaklara daha uygun geliyor. Bayanlar alınmasınlar ama erkeklere "mavi patik" giydirilmesi şöyle anlatılıyor: "Erkekler ağlamaz", "Erkekler korkmaz", "Erkekler karılar gibi gülmez" sözleri sürüp giderken ortalık dul kadından geçilmiyor. Zira zavallı erkekler, genç yaşta "Hakk'ın rahmetine" kavuşuyorlar. Siz hiç kapı komşusuna sabah kahvesine gidip, karısını çekiştiren erkek gördünüz mü? Fare görünce bağıran? "Bu ara sinirlerim zayıf" deyip sürekli ağlayan? Oysa erkekler de, kadınlarla aynı duygulara sahip olarak geliyorlar dünyaya. Lakin daha ilk gün ayaklarına mavi patik giydirmek suretiyle "Ağır ol bakalım!" diyoruz. "Ne alákası var mavi patiklerle?" demeyin. Mavi soğuk ve ciddi bir renktir. Kime isterseniz sorun. Ve katiyen tesadüf değildir o patiklerin rengi. Düşünülmüş, taşınılmış, seçilmiştir. Ayağa giydirildiği anda kulağa şunlar fısıldanmış demektir: "Sen erkeksin." Erkek olmanın gerekleri vardır. Ömrünün sonuna kadar bunları yerine getirmekle yükümlüsün. Ömrünün süresi ise çatlama kat sayına bağlı. İçine ata ata ne kadar yaşayabilirsen artık. Bize sorarsan pek uzun süreceği kanısında değiliz. Dikkat edeceğin husus, en dramatik hallerde bile mavi patikli olduğunu unutmamandır. Örnek, aşık oldun. Sakın belli etme. Bırak karşındaki yansın tutuşsun. "Sen ağır ol. Molla desinler" yeter ki aşık demesinler. Örnek, sevgilinden ayrıldın. Sakın ağlayıp sızlama. Yine bırak karşındaki yıkılıp sürünsün. Gözyaşı dediğin kadın kısmına yakışır. Zaten senin gözyaşı bezlerin mavi patik operasyonuyla alınmış bulunuyor. Örnek, eve hırsız girdi. Karınla yataktasınız. Tıkırtı duydunuz ya da hırsızla burun buruna geldiniz. Kim boğuşacak adamla? Bak bakalım karının ayaklarına! Patikleri ne renk? Pembe. Ya hırsızınkiyle, seninki? Mavi. Kural, "mavililer boğuşacak, pembeliler bağıracak." Herkes görevini bilsin. Ta doğumhanede yapıldı bu iş bölümü. Örnek, eşinle kavga ettin. Ne yapacaksın? Hiiiç. İşine gidip hiçbir şey olmamış gibi çalışacaksın. "Ay İsmail çok sinirim bozuk, benimki sabah sabah anneme laf etti" diyemezsin. Karın o esnada telefonun başında, bir sigara ve bir kahve eşliğinde arkadaşlarına seni çekiştiriyor olabilir. Olsun. Onun mazereti var, patikleri pembe. Örnek, evde aniden bir böcek peydahlandı. Kim gidecek üstüne? Tabii ki sen. Zira karının gitmesi hiçbir işe yaramaz. Böcek renk körü mü? Maviyle pembeyi ayıramaz mı? Ve sorarım sana, hangi böcek pembeden korkar? Tam tersine aşka gelip karının üzerine tırmanmaya bile kalkışabilir. Ama mavi... Bırrrrr. Örnek, savaşa gidilecek. Kim gidecek? Tabii ki Mehmetçik. Sen hiç "Vatan sağolsun" diye bağıran "Ayşecik" gördün mü? Benim bildiğim "Ayşecik" kameranın karşısında "Size baba diyebilir miyim amca?" diyordu ve hatırladığım kadarıyla omzunda tüfek falan da yoktu. Diyeceğim, "mavi patikli olmak zor zanaat." Evet! Gerçekten böyle bir ülkede mavi patikli olmak da pembe patikli olmak ta çok zor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |