T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"Cumhuriyet" iktidarın bir ailede veya kişide olmamasıdır...

Televizyon muhabiri elindeki mikrofonu bir kalabalıktaki kişilere uzatıyor ve "Sizin için Cumhuriyet nedir?" sorusunu soruyor. Böyle bir sorunun kendilerine sorulmuş olmasına sevindikleri yüz ifadesinden belli olan yurttaşlar düşünmeksizin birbirine yakın cevaplar veriyorlar:

Kimisi "cumhuriyet özgürlüktür" diye cevaplıyor; kimisi "çağdaşlıktır" diyor; kimisi "modernlik" diye cevaplıyor, kimisi ise "cumhuriyet çoğunluğun yönetimidir", "kendi kendimizi yönetmektir", "eşitliktir"... şeklinde farklı cevaplar veriyorlar.

Bu cevaplardan toplumumuzun "cumhuriyet"in ne olduğunun bilincinde olduklarına kanaat getirilebilir mi? Gerçekten toplumumuz "cumhuriyet"in ne olduğunu biliyor mu?

Üzerinde fazla düşünmeksizin verilen bu cevaplardan halkımızın "cumhuriyet" konusunda fazla bir şey bilmediği, sadece ideolojik ve sıradan şeyleri cumhuriyet sandığı söylenebilir.

Cumhuriyet ne özgürlük, ne eşitliktir...

Yukarıda ki cevaplardan hiçbiri "cumhuriyet"i tanımlayan bir nitelik değildir. Yani cumhuriyet ne özgürlüktür, ne çağdaşlıktır, ne modernliktir, ne çoğunluğun yönetimidir, ne kendi kendini yönetmektir, ne de eşitliktir. Belki bunların her biri cumhuriyetin içinde az çok vardır, ama hiçbirisi tek başına cumhuriyeti tanımlayacak özellikte değildir.

Cumhuriyetin oldum olası Türkiye'de yanlış anlaşıldığı yahut yanlış anlatıldığı bir gerçektir. Bu yanlış anlaşılma sıradan halk düzeyinde değil okumuş yazmış kesimlerde, belli bir eğitim almış insanlarda bile görülmektedir. İmkan olsa da ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan ders kitaplarındaki cumhuriyet tanımlarına baksak, bu yanlışlığın aslında buradan beslendiğini görürüz.

Yukarıdaki cevaplardan cumhuriyeti özgürlük olarak tanımlayanlar bu ülkede tek parti yönetimi sırasındaki totaliterliğin farkında değiller, galiba. Şu anda bile özgürlüklerle ilgili kısıtlamalar ve şikayetler cumhuriyetin doğal bir gereği olarak savunulmuyor mu? Ayrıca pek çok diktatörlüğün cumhuriyet adı altında ayakta durduğunu görmezlikten gelmek mümkün değildir. Herkesin şikayet ettiği Irak bir cumhuriyet değil mi? Afganistan bir cumhuriyet değil miydi?

Cumhuriyet "çağdaşlıktır" diye cevap verenlerin ne anlatmak istedikleri pek belli değil ama muhtemelen Batılı formda bir hayat anlayışına işaret etmekte ve bunun cumhuriyet olduğunu söylemektedirler. İster istemez Batılı monarşileri, mesela İngiltere'yi, Hollanda'yı, İspanya'yı ve diğerlerini hatırlatmak gerekiyor. Bu ülkelerin çağdaşlığı tartışılmayacağına göre onların monarşi olmaları buna engel teşkil etmemektedir. Hemen belirtelim Türkiye'nin cumhuriyetle birlikte ne kadar çağdaş olduğu da sorulması gereken bir sorudur.

Cumhuriyeti "modernlik"le tanımlayanlar muhtemelen geleneksellikten kopuşa ve Batılı değer ve yapıların alınmasına imkan verdiğine işaret etmektedirler. Bu nispeten doğru gibi gözükse de unutmamalıyız ki Türkiye geleneksellikten kopuşu ve Batılı yapıları iktibas etmeyi ta on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında başlatmış ve özellikle de Tanzimat süreciyle hızlandırmış bir ülkedir. Cumhuriyette bu süreç hızlanarak sürmüştür. Mesela Osmanlı saltanatı devam ediyor olsaydı bu modernleşme devam etmeyecek miydi?

Cumhuriyet çoğunluk yönetimi değildir

Cumhuriyet nedir sorusuna verilen cevaplardan en ilginci "çoğunluk yönetimidir" şeklindeki cevaptır. Gerçekten de bir toplumun çoğunluğu temsil edenlerce yönetilmesi ilkesi cumhuriyetle değil demokrasiyle ilgili bir özelliktir. Bu cevabı verenlere hatırlatmak lazım ki tek parti yönetimi döneminde Türkiye'yi hangi çoğunluk yönetmiştir? Tek parti yönetimi cumhuriyetle bağdaşmayan bir yönetim olmadığı gibi bugün de pek çok ülkede gördüğümüz gibi diktatörlükler şeklinde bile ortaya çıkabilmektedir. Eğer cumhuriyet demokratik bir yapıda ortaya çıkar ve demokratikleştirilmişse o zaman çoğunluk yönetimi şekline dönüşebilir. Dolayısıyla çoğunluk yönetimi cumhuriyetin değil demokrasinin temel niteliğidir.

Cumhuriyetin çoğunluk anlamına gelen "cumhur"la tanımlanması oldum olası Türkiye'de yapılan temel yanlışlardan biridir. Res-publica teriminin Türkçe'ye cumhuriyet şeklinde tercüme edilmiş ve böyle yerleşmiş olması onun kamu ve halkla ilgili anlamındaki res-publica'nın çoğunluk anlamına geldiği anlamını vermez.

Cumhuriyet iktidarın belli bir ailenin ve kişinin olmamasıdır

Bu anlamda cumhuriyet en üstün iktidar olan siyasal iktidarın herhangi bir ailenin, kişinin ve aristokrasinin olmaması, halkın yani kamunun olması anlamına gelir. Dolayısıyla cumhuriyet demek egemenliğin, en üstün emretme gücünün saltanatta, belli bir ailede veya kişide olmaması demektir. Bir siyasal toplumda en üstün iktidar bir ailede, saltanatta veya kişide değilse o bir cumhuriyetten başka bir şey değildir.

Türkiye'de de cumhuriyet bundan başka bir şey değildir. Asırlardır Osmanlı ailesinde ve aileye mensup sultanda olan siyasal iktidarın onların tekelinden alınması ve kamuya, halka intikal etmesidir. İktidarın Osmanlı ailesinden veya sultandan alınarak kamuya intikal etmesi olayının özgürlük, çağdaşlık, modernlik, eşitlik gibi değerlerle tanımlanması cumhuriyetle değil demokrasiyle ilgili bir sorundur. Bütün mesele cumhuriyeti demokratikleştirebilmektir. Bugün hiç kimse siyasal iktidarın herhangi bir aileye, aristokrasiye ve kişiye ait olmasını istemiyor ama cumhuriyetin demokratikleştirilmesini sabırsızlıkla bekliyor. Bu bakımdan ortada bir cumhuriyet sorunu değil bir demokrasi sorunu vardır.


31 Ekim 2002
Perşembe
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED