|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İnsan Hakları İzleme Komitesi Avrupa ve Orta Asya Bölgesi araştırmacılarından Jonathan Sugden, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde köylerinden göç edenler hakkında hazırladığı raporu Taksim Hill Hotel'de kamuoyuna açıkladı. Raporda, hükümetin projede samimi olmadığı, geri dönüşün yollarını açacak yerde, engelleyici yöntemlere başvurulduğu belirtildi. Hükümet tarafından uygulanan Köye Dönüş projesinin sağlıklı bir şekilde işlemediğini belirten Jonathan Sugden, "Türk hükümeti köye dönüş projesi için uluslarası kuruluşlardan tek kuruş talep etmedi. Oysa uluslararası kuruluşlar Makedonya'ya 7,2 milyon dolar, Kosova'ya 2 milyar dolar, Yugoslovya'ya 4 milyar dolar, Bosna'ya son 10 yılda 15 milyon dolar evlerini terketmek durumunda kalan insanların tekrar yerleştirilmeleri için yardımda bulundu" dedi. "Hükümet kaynak bulmalı" İnsan Hakları İzleme Komitesi'nden Minky Worden, 1991'de göç eden Salih Demir ve Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği'nden Semra Oğuz'la birlikte raporunu açıklayan Sugden, "Türk hükümeti köye dönüş ve rehabilitasyon projesini 1999'da açıkladı. 2002'ye kadar köye dönüş projesi ile ilgili ciddi bir çalışma yapılmadı. Hükümet bu insanların köye dönüşlerini temin edecek kaynakları oluşturmak durumunda. Şayet böyle bir kaynak oluşturamıyorsa doğru dürüst projeler üreterek uluslararası kuruluşlara başvurduğu takdirde bu insanların köylerine dönmeleri de kolaylaşacaktır" dedi. "İki yıldır köyümden ayrıyım" Toplantı'da söz alan Salih Demir (39) ise, "Siirt'in Pervari ilçesine bağlı Sarıyaprak köyündenim. Köyümüz 2000 yılında boşaltıldı. Ben de 8 nüfusumla Van'a göç ettim. İçişleri Bakanlığı'na ve çeşitli kurumlara tekrar köyüme dönmemi sağlamaları için müracaat ettim. Ancak bir türlü sonuç alamıyorum" dedi. "Can güvenliği yok" Semra Oğuz da, göçlerden dolayı büyük mağduriyetler yaşandığını belirterek, "Göç etmek mecburiyetinde kalan insanların köylerine geri dönüşlerinde engeller çıkartılmaktadır. Köylülerin arazileri güvenlik sebebiyle ya boş bırakılmakta, veya aynı köyden, koruculuk yapmış insanlar tarafından kullanılmaktadır. Köylerine geri dönmek isteyenler ise can güvenlikleri sebebiyle dönemiyor" şeklinde konuştu. Çelişkili rakamlar Basın toplantısı sırasında gazetecilere İnsan Hakları İzleme Komitesi raporu ile GÖÇ-DER'in raporları dağıtıldı. Hükümetin Köye Dönüş programı raporunda köylerini terkeden insan sayısının 345 bin olduğu açıklanırken, bu sayı, İnsan Hakaları İzleme Komitesi raporunda 1 milyon, GÖÇ-DER'in raporunda ise 3 milyon olarak yeraldı.
"Vali, jandarma ve korucular engelliyor"
İnsan Hakları İzleme Komitesi'nin raporuna göre köylerinden göç ettirilmiş insanların, sıkışık ve sağlığa aykırı konutlarda, sağlık sorunları ve sosyal sorunlarla içiçe yaşadıkları vurgulanarak, geri dönüşte birçok engellerin çıkartıldığı belirtildi. Hükümetin merkez köyler oluşturarak insanları bu köylerde topladığı kaydedilen raporda, şu görüşler yeraldı: "Bu merkez köylere çiftçilik veya hayvancılıkla geçinmek mecburiyetinde olan köylüler gitmek istememektedir. Ayrıca valiler, jandarma ve köy korucuları köylülerin geri dönüşünü engellemektedir. Türkiye'de köylerine dönemeyen insanların yasal başvuru yolları tıkalı olduğu için bu insanlar kanunlar önünde de haklarını koruyamamaktadır." 'Korucu sayısı düşürülmeyecek'
Olağanüstü Hal (OHAL) Bölge Valisi Gökhan Aydıner, geçici köy koruculuğu sisteminin OHAL ile ilgisi olmadığını belirterek, korucu sayısının düşürülmesinin söz konusu olmadığını söyledi. Aydıner, gazetecilere yaptığı açıklamada, geçici köy koruculuğu sisteminin, Köy Kanunu'nun 74. maddesine göre düzenlendiğini anımsattı. Türkiye'nin başka yerlerindeki köylerde de korucu bulunduğunu anlatan Aydıner, sayının ise köyün büyüklüğüne ve ihtiyacına göre 2-3 kişi olabildiğini dile getirdi. Aydıner, şunları kaydetti: "Ancak son zamanlarda kanunda yapılan değişiklikle, sayı konusuna açıklık getirmiştik. Değişiklikle deniyor ki, eşkıya varsa, terör varsa sayı artırılabilir. Bölgemizde de terör örgütünün malum faaliyetleri sonucunda köylerimiz güçlükler yaşadı. İnsanlar adeta göçe zorlandı. Bu yüzden korucu olmak isteyenler korucu yapıldı. Bu durumun OHAL ile ilgisi yoktur."
Vali Aydıner, korucuların görevlerinden alınmasının söz konusu olmadığını da dile getirerek, "Ancak son yıllarda terörün azalmasıyla artık yeni köy korucusu alınmıyor. İstifa edenler, ölenler var. Onların yerine de yenileri alınmıyor. Yani sayı doğal olarak zaten azalıyor" dedi. Aydıner, geçici köy korucularının sosyal güvenceleri konusunda daha önce bir çalışma yapıldığına da belirtti.
|
|
|
|
|
|
|