|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cumhurbaşkanı ile AK Parti arasında, keşke bir tartışma çıkmasaydı. Bu tartışma, elbette büyütülerek basına yansıdı. Bir münakaşa, tarafların her ikisini de yıpratır. Tarafsız olması gereken Sezer'in, Tayyip Erdoğan'a karşı cephe aldığı izleniminin doğması doğru değil. Erdoğan, işi uzatmamayı tercih etmiş. "Hele bir seçimler olsun; şık olan ismi beraberce belirlemektir" demiş. Güvenoyu
Parlamenter demokraside, Cumhurbaşkanı, başbakanı atamakla birlikte, onun kuracağı hükûmetin Parlamento'dan güvenoyu almasını gözetmek durumundadır. Mazide, Sadi Irmak Hükûmeti ile çok belirgin bir örnek yaşanmıştır. Ecevit, Kıbrıs Harekâtı ertesinde hükûmetten çekilince, Meclis'te tek başına çoğunluğa sahip olmayan Süleyman Demirel, MHP, MSP ve Güven Partisi ile biraraya gelerek, Parlamento'da güvenoyu alacak desteği sağladığını açıklamış, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından görevlendirilmek istemişti. Korutürk, Demirel'e hükûmet kurma görevini vermedi; Bağımsız Sadi Irmak'ı atadı. "Çankaya hükûmeti" tartışması bu yüzden çıktı. Demirel, "Çankaya'dan geldiler, Çankaya'ya giderler" dedi. Dediği de çıktı. Fahri Korutürk, sonunda Demirel'in söylediğine geldi. 1'inci Milliyetçi Cephe böyle kuruldu. Üstelik o tarihte, Adalet Partisi dibe vurmuş, ilk defa CHP'nin oyları, % 29 oranına düşen AP'ninkileri aşmıştı. Buna rağmen, Korutürk'ün iradesi Parlamento'nun iradesini aşamadı. "Havada ikmal" (!)
Gelelim Refahyol Hükûmeti'nin yıkıldığı günlere. O tarihte, Demirel, Tansu Çiller'i değil, Mesut Yılmaz'ı görevlendirdi. "Hükûmeti kuracağız" diye ortaya çıkan blok, bütünlüğünü muhafaza edebilseydi, Yılmaz hükûmeti güvenoyu alamazdı. Ama, Demirel'in Yılmaz'a hükûmeti kurma görevi vermesi sonucunda, transfer çabaları da daha güçlü olarak devreye girdi, çeşitli vaatlerle milletvekilleri partilerinden koparıldı. Hüsamettin Cindoruk başkanlığında Demokrat Türkiye Partisi de böylece oluştu. 28 Şubat'ın ağır şartları altındaydık. Refahyol, yoğun bombardımana muhatap kaldığı için kamuoyundaki desteğini kısmen kaybetmişti. Erbakan'ın istifa ederek yerine Tansu Çiller'in geçmesi biçiminde özetleyebileceğimiz "Havada ikmal" bu sebepten dolayı gerçekleşemedi. 109 ve 110. maddeler
Anayasa'nın 109'uncu maddesi,"Başbakan, Cumhurbaşkanı'nca, TBMM üyeleri arasından atanır"diyor. Bu cümle, "Cumhurbaşkanı dilediğini atar" anlamında kaleme alınmamıştır. Amaç, Cumhurbaşkanı'nın atayacağı kişinin milletvekili olması zaruretini vurgulamaktır. Zira 109'uncu maddeyi takib eden 110'uncu madde, güvenoyunu düzenliyor. Güvenoyu alamayan bir hükûmet düşer. Bu konuda tartışmayı uzatmaya gerek yok. Seçim sonuçlarını görmek lâzım. AK Parti tek başına iktidara gelecek çoğunluğa ulaşırsa, Cumhurbaşkanı, CHP Genel Başkanı'nı atayabilir mi? Veyahut, diyelim ki bir koalisyon tablosu çıktı. AK Parti'nin desteği bulunmadan Meclis'te çoğunluk oluşmuyorsa, Sezer, bir oldu bitti ile tercihini sergileyebilir mi? Hayır... Sezer, güvenoyu alabilecek bir çoğunluk bulmakla mükelleftir. Ve göreceksiniz, zaten öyle de davranacaktır. Siyasi Partiler Yasası
Bir başka tartışma konusunu, Sabih Kanadoğlu'nun kapatma davası oluşturuyor. Anayasa Mahkemesi'nin, kararını, mutlaka, seçim sonrasına ertelemesi gerekir. Yüksek Seçim Kurulu'nun bir partinin lehinde ve aleyhindeki haberleri "tarafsızlık zedelenir" diye yasakladığı bir ortamda, seçime tesir edebilecek bir karar alınması, Anayasa Mahkemesi'ni, siyasetin göbek taşına oturtacaktır. Aslında, Tayyip Erdoğan'ın Genel Başkanlığı'nın yasaklanması önemli değil. Siyasi Partiler Kanunu'nun 11'inci maddesinin değişmesi ile halledilebilecek bir konu, bu. 11. maddeye göre "Türk Ceza Kanunu'nun 312'inci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı, halkı, sınıfı, ırk, din, mezhep ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığı açıkça tahrik etme suçlarından mahkûm olanlar" siyasi partilere üye olamaz. 312'inci madde değişti ve sadece kamu düzeni açısından tehlike yaratacak şekilde kin ve düşmanlığa tahrikin, suç sayılacağı kabul edildi. Bu yeni düzenleme, Siyasi Partiler Yasası'na yansımadığı için, Tayyip Erdoğan'ın partiye üye olamayacağı iddia ediliyor. Cumhurbaşkanı ve Erdoğan
Anayasa Mahkemesi, 1 Kasım'da toplanıyor. Hukukun siyasallaşması, hem hukuka, hem siyasete zarar veriyor. AK Parti ile devlet arasında bir kavga olduğu izleniminin yaratılmak istendiği anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı Sezer'in böyle bir niyetinin bulunmadığını tahmin ediyoruz. Nitekim, resepsiyon salonuna girişinde, Yeni Şafak Ankara Temsilcisi Fehmi Koru'ya, "Seçimleri etkileyecek bir konuşma yapmam" diyor. Sonra, herhalde, basının da baskısıyla, ağzından bu çatışma cümlesi çıkıyor: "Başbakan'ı, Tayyip Erdoğan (milletvekili olmayan biri) değil, ben tayin ederim." Tayyip Erdoğan ise, tartışmayı tırmandırmama yolunu seçmiş, "Şık olan Cumhurbaşkanı ile istişare etmemizdir. Belki ismi beraberce belirleriz" demiştir. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, Cumhurbaşkanı güvenoyu alacak bir kişiyi görevlendirmek mecburiyetindedir. Demek, AK Parti'nin milletvekillerine ihtiyaç duymaktadır. Tayyip Erdoğan ise, o partinin -Genel Başkanlığı'na tedbir konulsa bile- lideridir. Arkasında milyonlarca vatandaşın oyu vardır. Sezer, sonunda hukukun ve adaletin gereğini yerine getirecektir. Unutmayalım, Sezer, Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi Fazilet Partisi'nin içindeki "yenilikçilerin" oyları ile aday gösterilmiş ve seçilmiştir. FP içindeki yenilikçiler, Demirel'e karşı çıkarken, tercihlerini, büyük çoğunlukla Sezer için kullanmışlardır. Ne yapmalı?
Anayasa Mahkemesi, hukukun sınırlarını zorlayarak, Tayyip Erdoğan'ın Genel Başkanlık'tan ayrılması kararını alabilir. 1 Kasım'da alelacele toplantı yapılması, bunun habercisidir. Bence Tayyip Erdoğan, mahkemeye bu fırsatı vermeden, Genel Başkanlık'tan istifa ettiğini açıklamalıdır. Böylece, kararın şokunun, oyları üzerinde yaratacağı tahribatın önünü keseceği gibi, "Hukukun sınırlarının zorlandığı bir ortamda, devletin daha fazla zarar görmesini önlemek için bu fedakârlığı yaptığını" açıklayarak, aleyhteki bir gelişmeyi lehine dahi çevirebilir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |