T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Filmin ikinci yarısı için lütfen yerlerinize!..

Ve perde!... Kısa bir antrakttı (filmin ilk yarısından sonra verilen kısa ara) geçen bu süre. Sürenin dolduğuna ve artık herkesin ekran karşısındaki yerine yerleşmesi gerektiğine dair uyarı anonsu, filmin yapımcısı ABD tarafından, CNN'ler FOX TV'ler kanalıyla yapılmaya başlandı artık... Haydi bakalım dünya, koltuklara...

Filmler hiç olmamış, hiç yaşanmamış gibidir, bilirsin. Uzaktan bakmak, seyretmek üzerine kuruludur ayarı, kötü finallere müdahele edebilmek gelmez elinden. İktidarın kazandığı zaferi izlerken, biraz hayıflanır, biraz 'olmaz böyle'lerle söylenir, sonra da kalkıp gidersin işte. Hiç olmamış gibi yani.

Geriye sadece birkaç kare fotoğraf kalır zihninin elinde. Durağan bir enstantane. Hiçbir şey gibi bir şey.

İnsanlık değerlerinin yansız gözlemcisi, uslanmaz muhalif Postman'ın 'Öldüren Eğlence'de söylediği gibi; "Fotoğrafta bir sentaks yoktur. Bu, fotoğrafı dünyayla tartışma yeteneğinden yoksun bırakır. Fotoğraf, mekanın-zamanın 'nesnel' bir kesiti olarak, birisinin orada olmasına ya da birşeyin gerçekleşmesine tanıklık eder. Fotoğrafın tanıklığı etkilidir, ama hiçbir düşünce iletmez. Fotoğraf bir olgular dünyasıdır, olgular hakkında tartışma ya da onlardan sonuçlar çıkarma dünyası değil."

Öznel insanlık halleri

Öyle işte... Gelgelelim, hiç de nesnel değil, bilakis gayet kanlı-canlı, nefes alıp verecek derecede 'öznel'dir insanlık halleri. Çünkü seyircinin çerez-cola keyfiyle âlemin seyrine daldığı saatler, diğerlerinin can pazarıdır çoğunlukla.

Bir taraf, "Biz adıyla sanıyla Amerika'yız, 'gözünün üstünde kaşın var' savaşını başlatmaya muktediriz arkadaş, var mı ötesi" dayılanmasıyla patır patır konuşurken, diğer tarafın dili mahcup, yitip gidecek canlarını düşündükçe sözü eksik, kaybetmenin ezikliğiyle cümleleri kekemedir.

Öyle nesnel falan değildir yani durumlar... Gayet özneldir, fotoğrafların aksine. Konuşur seninle ve durup dinler sırası geldiğinde... Çünkü orada kimse yaşamıyormuş gibi yapmakla olmamaktadır bu işler. Anneler, babalar, onların çocukları yaşamaktadır bomba yağdırılacak yerlerde, bal gibi.

Öznel şekilde.

Canlı yayın anonsu

Birdenbire başlayıp, -sadece bir camın ardından seyredileceği için- hiç yaşanmamış gibi bitecek bir savaş daha eşikte. ABD'de canlı yayınlarda arz-ı endam etmeye başlayan kudretli ABD generallerinin, motoru çalışır durumdaki bir arabaya benzeyen konuşmaları, B-52 bombardıman uçaklarının cirit attığı Hollywood yapımı filmin devamı için tüm dünyanın seyircisine 'yerine geç' anonsu gibiydi.

Ramazan'a beş kala yaşananlar, geçtiğimiz yıl Ramazan'da Afganistan'a düzenlenen 'Invisible War'ı (Görünmez Savaş) hatırlattı nedense... Filmin ilk yarısını yani...

Sıcak aile iftarlarındaki içecek reklamlarıyla yeni bir Ramazan'ı daha karşılarken, eş-dost sohbetleri ekrandaki 'hava saldırısı' sesleriyle bölünecek belki şimdi. Nesnel fotoğraflar kalacak zihinlerde yalnızca... Öznel olanlar mı? Onlar camın ardında.

Ta ki, insan kalmak için çırpınan iyi insanların çabaları sonuç verene dek. İnsanlık yeniden kazanana dek.


31 Ekim 2002
Perşembe
 
ÖZLEM ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED