T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Anti-Türkiye - Anti-AB ittifakı...

Türkiye'deki AB karşıtları ile Avrupa'daki Türkiye karşıtları arasında adeta bir 'kutsal ittifak' söz konusu. Bizdekilerin dört koldan harekete geçtikleri ve Türkiye'nin Avrupa yoluna harıl harıl mayın döşemeye giriştikleri bir sırada, Avrupa Parlamentosu, 'Güney Kafkasya kararı' adı altında Ermeni sorunu konusunda bilinen ve Türkiye'yi inciteceği besbelli iddiaları içeren bir tasarıyı büyük oy farkı ile kabul etti.

Avrupa Parlamentosu'nun söz konusu kararının bir 'temenni' kararı olmaktan öteye gitmiyor ve 'yaptırım gücü' bulunmuyor. Ancak, Türkiye'nin de katıldığı Avrupa Konvansiyonu'nun toplantısıyla aynı günde böyle bir karar almanın, 'akıl' ve 'iyi niyet'le ilişkisi olamaz.

Avrupa Parlamentosu'nda bu karara oy verenler, verdikleri oylarla, Türkiye'deki AB karşıtları, Türkiye'nin AB yoluna mayın döşedikleri bir sırada, onlara mayınları için kullanabilecekleri 'fünye'yi tedarik etmiş durumdalar.

Neyse ki, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'den TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'a uzanan 'etkili yelpaze', Türkiye'nin 'Avrupa perspektifleri' konusunda 'sağduyu'yu kaybetmiş değiller. TBMM'nin Avrupa Parlamentosu'na karşı yayımladığı 'tepki açıklaması'nda da aynı sağduyudan izler mevcut.

Tuncay Özilhan, Türkiye'nin Avrupa Parlamentosu'nda temsil edilmediğini, temsil edilmesi halinde böyle kararların çıkamayacağına, dolayısıyla bir an önce AB kurumlarında yer almak amacıyla yol almak gerektiğini söylerken, yerden göğe haklıdır. 70 milyonluk bir 'demokratik' Türkiye, Avrupa Birliği'nin en büyük güçlerinden biri olacak. Gücü oranında Avrupa Parlamentosu'nda temsil edilecek. Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya kadar 'sayısal ağırlığı' olan bir ülke haline gelecek. Böyle bir 'kimlik'teki ülkeyi incitecek kararların Avrupa Parlamentosu'ndan çıkması tasavvur edilebilir mi?

İsmail Cem, AB'nin 'laikliği'nin Türkiye'nin üyeliği ile mümkün olabileceğini söylerken doğru söylüyor. AB bünyesi içinde, 'Türkiye'ye önyargılı unsurlar'dan söz ederken de haklı. Bu durumda, gerek AB'nin, gerekse Türkiye'nin 'AB üyeliği' için 'daha fazla gayret göstermesi gerektiğini' belirtmesinde de haklı.

Ancak, AB, önce Helsinki Zirvesi'nde (1999) Türkiye'yi 'diğer aday üyelerle aynı önkoşullarla aday üye' ilan etmekle, ardından son Laeken Zirvesi'nde (2001) Türkiye'yi geleceğin Avrupa'sının anayasasını hazırlayacak olan Avrupa Konvansiyonu'na davet etmekle, 'münhasıran bir Hristiyan kulübü olmak niyetinde bulunmadığını' hükme bağlamış durumdadır. Yani, artık, 'Ne yaparsak yapalım, Müslüman olduğumuz için bizi AB'ye almazlar' argümanının zemini ortadan kalkmıştır.

Bundan sonrası, AB kadar bizim elimizdedir. Türkiye, 'demokratikleşme süreci'ni tamamlama yolunda ilerlerse 'tam üyelik müzakereleri' başlayacak ve 'demokratik Türkiye' uluslararası ölçülerle oluştuğu zaman, Türkiye, AB'de yerini alacaktır.

Bazılarının son günlerde yine ekranlara ve gazete sayfalarına taşıdığı 'AB, Türkiye'yi bölmek istiyor', 'AB'nin niyeti Sevr'i uygulatmak' ve hele hele 'AB, Doğu Roma'yı canlandırmak amacında. Ayasofya'yı kilise yapacaklar. Ama bunları gerçekleştirmek için, Türkiye'yi parçalamaları gerekiyor. İşte, Kürtçe eğitimi bu sebeple ortaya atıyorlar. Bu yolla Güneydoğu'yu kopartacaklar vs.' cinsinden iddialar, tam kelimesiyle deli saçmasıdır ve gerçek dışıdır.

Daha önce yazdıklarımıza ve anlattıklarımıza, yeniden değinmekte yarar var. Bir kere, 'Kürtçe eğitim' diye bir AB gündem maddesi yok. Varolan, Katılım Ortaklığı Belgesi'nde Türkiye'nin 'orta vade'de yerine getirmesi gerekli hedefler arasında sıralanan 'eğitim hakkı dahil olmak üzere Türk vatandaşlarının kültürel haklarından yararlanmalarını engelleyen hükümlerin mevzuattan çıkarılması'.

Bu, devletin 'Kürtçe eğitim verme yükümlülüğü' anlamına gelmiyor. Kürtler de dahil, Türkiye'de anadilleri Türkçe olmayan vatandaşların, kendi ana dillerine ilişkin 'öğrenim hakkı'nın bulunması anlamına geliyor. Tabiatıyla, 'resmi dilin Türkçe olması'na ilişkin herhangi bir AB itirazı söz konusu bile değil.

Kürtler bir yana, Türkiye'nin vatandaşlarının Abhazca, Gürcüce, Arnavutça vs. öğrenim hakkı olamaz mı? Olmamalı mı? Böyle haklar olmadan, 'Türkiye bir kültür mozayiğidir' diye şişinmenin ne anlamı kalır? Avrupa Birliği'nin üyesi ve aday üyesi herhangi bir ülkede, bu haklar kullanılırken, Türkiye'de kullanılamaz ise, Türkiye, nasıl 'Avrupalı' olabilir; 'Avrupalı' sayılabilir?

Bir ülkenin kendi vatandaşlarına saygısı olmazsa, kendi vatandaşlarının herhangi bir bölümüne, 'ülkeyi parçalayacak potansiyel unsurlar' gibi bakarsa; o ülkenin birliğinin 'sahte' ve 'kırılgan' olduğu sonucu çıkmaz mı? Kendi insanlarına saygılı olmayan bir ülkede 'insan haklarına saygı'dan söz edilebilir mi?

Bu konuda 'klasik argüman', Türkiye'nin diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak, 14 yıl bir 'ayrılıkçı savaş' yaşamış olduğu ve bu tür 'kültürel özgürlükler ve haklar'ın dolayısıyla parçalanmaya yol açacağı.

Soru basit: O sözü edilen 'ayrılıkçı savaş' bu tür kültürel hakların yokluğunun sağladığı zeminden yararlanmadı mı? Kültürel hakların tanınmaması, 'ayrılıkçı savaş'ı engellemedi. Bu bakımdan, kültürel hakların tanınması ve kullanımı, 'mozayiğin parçaları'nın bütüne 'entegrasyonu'nu sağlar. Bölmez; tersine Türkiye'yi bir 'büyük demokratik konsansüs' ile birliğini pekiştirir.

Komplolardan, kara çalmaktan, belden aşağıya vurmaktan medet ummadan; Türkiye'nin demokratikleşmesinin, Türkiye'yi parçalayacağına Türkiye'yi ikna etmeyi deneyin. Türkiye'nin Avrupa'dan uzaklaşarak, -yani Avrupa'daki Türkiye karşıtlarını sevindirerek- bugünkü konumunu aynen devam ettirmesinin, Türkiye için, halk için 'çok iyi' olacağını çıkın açık açık savunun.

Görelim, arkanızda kaç kişiyi göreceksiniz...

NOT: Emin Çölaşan, iki günde bir bana, kendisine mekan seçtiği foseptik çukurunda görüşme çağrısı yapıyor. Tam da bu özelliklerinden ötürü, çağrısına şimdi de, bundan sonra da uymayacağımı sayın okurların farkettiğinden eminim. Davul dengi dengine misali...


2 Mart 2002
Cumartesi
 
CENGİZ ÇANDAR


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED