|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Niyetlenilip tepkiler üzerine kurulmasından vazgeçilen Pentagon'un 'stratejik etkileme ofisi' tartışmaları ile bizim 28 Şubat aynı günlere denk geldi. 28 Şubat'la ilgili, tahmin edilen ancak bugüne kadar tanığı bulunup belgelenilemeyen çok önemli bir ayrıntıya artık sahibiz. Nuriye Akman'ın Zaman'daki 'Sisi' görüşmesi 'kayıp halka'yı sağlıyor. Akman'ın konuğu 'değişik' biri. Usta röportajcı bile onu nasıl tanımlayacağını tam bilememiş. Kullandığı "Üçüncü cinsin en çarpıcı temsilcisi" ve "90'lı yıllar boyunca 'travestiler kraliçesi' olarak anılan" sıfatları kişiyi gözünüzde canlandırmaya yetiyor mu, bilemem. Sisi'nin şimdiye kadar bilinmeyen bir özelliğini, Nuriye Akman, son röportajıyla ortaya çıkardı: "28 Şubat'ın gizli kahramanı." Bu 'rütbeyi' ve cenazesinin 'devlet töreni ile' kaldırılması beklentisini hak edecek görevini "Jandarma istihbarat teşkilâtının yayınlarında genel koordinatörlük yapmak" olarak tanımlıyor Sisi. Bir grup arkadaşıyla birlikte 'Strateji' adlı bir dergi çıkarıp 28 Şubat'a malzeme sağlamış. Gerekmiş, tesettüre bürünerek tekkelere dadanmış; 28 Şubat ekranlarının şimdi unutulmaya terk edilmiş Ali Kalkancı, Emire Kalkancı ve Fadime Şahin gibi 'kahramanlarını' o bulmuş... Bütün bu 'görevleri' kendiliğinden, gönüllü olarak üstlendiğini söylüyor Sisi. Röportaj konuğunun 'Jandarma istihbarat teşkilâtı' dediği birim, Susurluk Skandalı sonrası patlayan tartışmalar sırasında var olmadığı resmen açıklanmış 'JİTEM' oluyor herhalde. 'Strateji' dergisi mâcerası sadece sekiz ay sürmüş; ancak 28 Şubat açısından çok kritik bir sekiz ay... O hengâmede, Meclis'te sayısal çoğunluğa sahip bir hükümet, 'silâhsız kuvvetler' baskısıyla düşürüldü. Dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de, şimdi, "Darbeyi önledim" iddiasıyla karşımızda. Bu iddia Sisi'nin "28 Şubat'ın kahramanı" olduğu açıklamasıyla üstüste konulduğunda, yakın siyasi tarihimizin bu en önemli süreci, yeni bir anlam kazanmaya başlıyor. Süleyman Demirel Sisi'nin çabalarıyla ulaşılması planlanan son noktayı önlemiş; ama, çok arzu ettiği halde, ikinci dönem seçilemedi; Sisi ise, herhalde çok daha uzun süreli olacağını hesap ettiği 'görev' süresinin sekiz ayla sınırlandığı gerçeğine tosladı... Bu noktaya, ABD'de düşünülmüş ve kamuoyu baskısıyla hayata geçirilmeden vazgeçilmiş 'stratejik etkileme ofisi' projesinden geldiğimizi hatırlayalım. Yabancı gazeteler ve televizyonları -gerekirse yanıltıcı veya düpedüz yalan- haberlerle besleyecek bir birim olacak ve ABD'nin hedeflerine yönelik saldırılarına moral zemin hazırlayacaktı, kurulması düşünülen ofis. Bu amaçla, dışarıdan bir firmanın işbirliğine başvurulduğunu da biliyoruz. Nuriye Akman röportajı, Sisi'nin ağzından, benzer bir şablonun 28 Şubat sürecinde bizde uygulanmış olabileceğini düşündürüyor. Sisi ve arkadaşlarını 'dışarıdan işbirliğine başvurulan bir firma' olarak düşünün; medyaya dönük 'görevi' de ofisin 'haberle besleme' faaliyeti olarak... Böyle düşündüğümüzde, 28 Şubat, 11 Eylül sonrası yöntemini yıllar önce uygulamaya koyan bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Sisi ve kadrosunun gayretli çabalarının sağladığı 'moral zemin' üzerinde istediği sonucu almış gibi 28 Şubat... Bizdeki olayın, henüz hiç bilinmeyen yönü, sürecin dış bağlantıları. 'Sisi' ve Süleyman Demirel gibi 'yerli ağızlar' konuşmaya başladılar; ancak açıklamalar burada kalmayacak. Olayın dış boyutlarını açığa vuran belgeler yakında etrafta uçuşmaya başlarsa hiç şaşırmayın. 28 Şubat ile 11 Eylül süreçlerini birleştiren bir kader çizgisi var gibi.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |