T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Osmanlı'da öyleydi, bizde böyle

"Avrupa Birliği'ne girelim..."

"Girmeyelim..."

"Alırlar..."

"Hayır bizi almazlar..."

"Uyum yasaları çıkaralım önce..."

"Ne gerek var? Ne güzel uyum içinde yaşıyoruz işte kendi halimizde..."

"Saçmalama! Uyum yasaları yetmez, idamı da kaldıralım. Kaldırmazsak giremeyiz..."

"Hayır idam dursun. Avrupa Birliği'nden bana ne!" tartışmalarının arasında, tarihin derinliklerindeki olaylara göz atmak, iyi geliyor dersem, katılır mısınız?

Katılın, katılın.

İbrahim Refik'in hazırladığı "Tarih Şuuruna Doğru" kitabının 3 numaralı "Osmanlı Özel" cildinde (öncekilerde olduğu gibi) birbirinden güzel anekdotlar yer alıyor.

Bir bakalım.

Osmanlı medeniyetinde çiçeklerin de dili olduğunu biliyor muydunuz?

Osmanlı Türkleri, altı asırlık tarihleri boyunca yoğrula yoğrula kendine has, orjinal ve zarif bir medeniyet geliştirmişlerdi.

Osmanlı'da bir evin camı önüne konmuş bir saksıda "sarı" çiçek bulunuyorsa, bu, "Ey yoldan geçen, bu evde hasta var; yüksek sesle konuşup onu rahatsız etmeyiniz" demekti.

Camın önündeki saksıda "kırmızı" bir çiçek varsa, verilen mesaj şu şekildeydi:

"Ey yoldan geçen, bu evde gelinlik kızımız var; kullandığın kelimelere dikkat et; ağzından argo bir lakırdı çıkmasın".

Ya, işte böyle!

İnceliği görüyor musunuz? Demek ki pencere önünde hem sarı hem kırmızı çiçek bulunursa, evde bir hasta, bir de gelinlik kız var demektir.

Bugün bunlar unutuldu.

Günümüzde çiçekler de rastgele.

Eğer pencere önünde titizlikle seçilerek konulmuş olduğunu tahmin ettiğimiz sarı ve kırmızı çiçekler görürsek, aklımıza ne gelir?

Ev sahibinin Galatasaray taraftarı olduğu.

KİTAPLIK

Nevşehir'de yeni kurulan bir okulun öğrencileri, "dört duvarın okul diye tanıtıldığı bir mekanda, araçsız gereçsiz öğretim yapmaya çalışan unutulmaş çocuklar" olduklarını düşünüyorlar. Okulda bir kitaplık kurmaya karar vermişler ve sizden kitap göndermenizi istiyorlar. Örnekevler İlköğretim Okulu, Kütüphanecilik Kolu, Nevşehir adresine ulaştırırsanız, çok makbule geçeceğinden emin olabilirsiniz.

Gölge hükümet kurulsun

ABD Başkanı Corç Buş'un, bir terörist saldırı düzenlenmesi ihtimaline karşı, başkent dışında gizlice 100 kişiden oluşan bir gölge hükümet kurduğu ortaya çıktı.

Bizim de böyle bir ihtimali düşünmemiz lazım.

Hemen Ankara dışında bir "Gölge hükümet" kurulmalı. Artık İlhan Selçuk mu başbakan olur, Doğu Perinçek mi yoksa Çevik 1 mi, ona kuracak olanlar karar versin.

Değişen profil

Hasan Kaçan dönercide... Ekonomik krizin en yoğun olduğu günlerde, yarım ekmek arası döner alırken, elindeki uzun bıçakla döner kesen adama sorar:
- Baba işler nasıl?
- Fıstık, fıstık!
- Yok yahu! Sahi mi?
- He valla.
- Kriz herkesi vurdu, size dokunmadı mı hiç?
- Şimdi şöyle bak. Bizim müşteri simitçiye kaydı. Lokantanın müşterisi de bize. Olan lokantalara oldu, anladın mı? Müşteriler değişti yani.

GÜNÜN SÖZÜ

İnsanlar, yalnızca anladıkları konularda konuşsalardı, dünyadaki sessizlik dayanılmaz olurdu.
Max Lemer


2 Mart 2002
Cumartesi
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED