|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk, 22.2.2002 günü Trabzon'da yaptığı konuşmada "İdam cezasının kaldırılması, belli bir kişiye endekslenmeden ele alınmalı." demiş. Yani; Sayın Adalet Bakanımız, açıkca (İdam cezasının kaldırılması APO'nun idamına endekslenmeden ele alınmalıdır.) diyor. YOK!, Sayın Adalet Bakanı, ENDEKSLEYELİM! İdam cezasının kaldırılmasını; 50 bin şehidimizin katili, o şehitlerimizin ana-babalarının gönüllerini acıyla delen, bu milletin milyonlarca dolarının terörde heba olmasının ve bu nedenle İMF.'ye muhtaç olmamızın müsebbibi terörist başı, kanlı katil APO'ya endeksleyelim!.. Ona endekslemeden idamın kaldırılmasını ele alırsak, o şehitlerin ruhlarını MUAZZEP, şehitlerimizin ana-babalarının, bu milletin fertlerinin gönüllerini DİLHUN ederiz. "Avrupa Birliği istiyor, onun için idamı kaldırmalıyız." diyenler, Avrupa Birliği'nin TCK.'nun 312. maddesinde de demokratikleşme istediğini niye görmezlikten geliyorlar?... TCK.'nun 312. maddesinde yapılan son değişiklik demokratikleşme mi getirdi?.. TCK'nun 312. maddesini görme, idamın kaldırılmasını gör!.. Buna; Anadolu'daki tabiri ile "Bu ne perhiz, bu ne lahana?!.." derler. Avrupa Birliği'nin idam konusundaki isteği ile ilgili olarak, bu noktada, Kanuni Sultan Süleyman'ın, Sadrazam Rüstem Paşa'ya söyledikleri akla geliyor. Nizamı alem için de olsa; Sadrazam Rüstem Paşa'nın tertip ve desiseleri ile oğlu Şehzade Mustafa'nın katline ferman veren Padişahı, Sadrazam Rüstem Paşa "Üzülme, daha evladın olur." diyerek, sözüm ona teselliye kalkışmış. Bunun üzerine, Padişah Onu şöyle azarlamış: "Konuş Rüstem, konuş! Evlat da senin değil, Devlet de senin değil!::" Şimdi bunu niye hatırladık ve hatırlattık?!.. Avrupa Birliği konuşuyor. 'İdamı kaldırın!' diyor. Tabi 50 bin şehit, gönlü yanık ve delik analar-babalar, onların değil. Adalet Bakanımızın dediğinin aksine; (İdamın kaldırılması tartışmalarını APO'YA ENDEKSLEYELİM!) Önce bu teröristbaşını, kanlı katili; İmralı'da bir eli balda, bir eli yağda, özel Prof. Doktorlar bakımında ağırlıyacağımıza; bağımsız Mahkemenin verdiği kararı uygulayalım. Anayasa'da (Mahkemelerin kararlarının uygulanmasının geciktirilemiyeceği) yazıyor, Oysa; nerede ise 2 yılı aşkındır Hükümet, APO ile ilgili Mahkeme kararını keyfi olarak geciktiriyor. İdam hükmünün infazı ile ilgili tezkereyi, oylanmak üzere TBMM.'ne göndermiyorlar. Başbakanlıkta; eğer çöpe atmadılarsa, çekmecede tutuyorlar. Önce Anayasa'nın hükmünü yerine getirelim. Mahkemenin kararını infaz edelim. Ondan sonra, idam cezasını kaldırırsak kaldırırız. APO'u asmadan, idam cezasını kaldırıp, onu kurtaran olursa; Onlar şehitlerin kanında boğulur. Şehitlerin kanını kimler yerde bırakıyor?.. Haydi görelim!...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |