T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Şık olan - hatalı olan

Birisi Tabib Kd. Yzb. Fetin Rüştü Yıldız, diğeri Astb. Üçvş. A. Nihat Girgin... Önce Fetin Rüştü Yıldız dosyası... 2000 yılında Ordudan ihraç edilmiş. Yıldız'ın 1999 ve 2000 yılındaki "Görev performansına yönelik nitelikleri"ni tesbit eden belge ilginç notlarla dolu: "Görevdeki sorumluluk duygusu" diye sorulmuş, "çok yüksek" notu düşülmüş. "Görev bilgisi" sorulmuş, "mükemmel, konularına hakim" notu düşülmüş. "Görev hakimiyeti" sorulmuş, "Bilgi, ilgi ve yeteneği ile görevine hakimiyeti mükemmeldir." notu düşülmüş. "Görevini yerine getirme durumu" sorulmuş, "Görev tanımında belirtilen vazifeleri çok iyi yapar" notu düşülmüş. Bu belgenin hazırlandığı tarih 2 Mayıs 2000. Aynı şahsın ihraç tarihi 9 ağustos 2000. Yani arada sadece iki aylık bir süre var. Acaba ne değişti bu iki ay içinde ki, böylesine başarılı bir asker, "ihraçlık" bir asker haline geldi?

Bir de A. Nihat Girgin dosyasına bakalım:

A. Nihat Girgin, 10 Şubat 2000 tarihinde İl Jandarma Komutanı imzasıyla şöyle bir yazı alıyor:

"1. Aile yaşamınızla ilgili aldığım duyumlarda;

a. Eşinizin türban kullandığı,

b. Tesettür şartlarında yaşantısını sürdürdüğü,

c. Sosyal faaliyetlere iştirak etme konusunda ailece olumsuz ve çekimser bir tutum ve davranış içerisinde olduğunuz tesbit edilmiştir.

2. Görev yaptığınız İstihbarat Şube Müdürlüğündeki personel ve Şube Müdürümüzün de bu durumu tesbit etmesi üzerine bizzat şahsınızla yapmış olduğum mütalada da bu durumu kendiniz de bana te'yid ettiniz.

3.Türk Silahlı Kuvvetlerinin irticai faaliyetlere karşı son yıllarda gösterdiği hassasiyetin bütün toplum tarafından bilinmesine rağmen bu tutum ve davranışlarınız üzüntüyle karşılanmaktadır.

4.Komutanlığımızın ilgi 2 no'lu günlük emrinin 10'uncu maddesinin (a) fıkrasında da bu husus açık olarak belirtilmesine rağmen bu tür tutum ve davranışlarınızın devamı halinde hakkınızda yasal işlem yapılacağının bilinmesini rica ederim."

Bunun ardından Astb. Üçvş Girgin'in de ihracı geliyor. Nihat Girgin'in dosyası da mesleği ile ilgili bir çok takdir belgesi ile dolu.

Yani, sorun mesleki bir sorun değil, açıkça "eşinin başındaki örtü..." Eş durumundan ihraç!

Yargılanmadan ihraç gibi bir cezalandırmaya tabi tutulan insanlar, dosyalarını kamuoyunun bilgisine açıyor ve işte böyle dosyalar ortaya çıkıyor.

Nasıl karar versin kamuoyu?

Bir yanda Genelkurmay Başkanı'nın "yargısız ihrac"ı savunan tavrı var, diğer yanda bu dosyalar...

Evet, böyle hassas bir zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri tartışılmamalı.

Ama buna en çok da, o hayati kurum adına hareket edenler itina etmeli.

İçinde Yeni Şafak'ın da bulunduğu bazı medya organları ile savunma muhabirleri dahil bazı gazeteciler çağırılmıyor TSK'nın medya ile buluştuğu toplantılara...

Bu bir tavır.

Bakın nasıl değerlendiriyor Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Aslan Güner bu konuyu:

"Onlar şimdilik cezalı, yaptıklarının bedelini ödüyorlar. Cezaları biterse ilerde düşünürüz."

Nasıl bir yaklaşım? Yargısız ihraca benziyor mu? Savcımız da onlar, yargıcımız da, infaz makamımız da...

Sayın Komutan "savunma muhabirleri"ne karşı tavrı da "bazı haberleri sebebiyle bu dersin verildiği" notunu düşüyor. (Yalçın Bayer, Hürriyet, 10 ocak 2002) Bu da ilginç bir infaz türü.

Aslında biraz dikkatle baktığımızda, hükümete yönelik, hatta Meclis Başkanı'na yönelik bir infazdan bile söz etmek mümkün...

Bütün bunların tartışılmasından ve taraftarlarının - karşıtlarının bulunmasından daha tabii ne olabilir?

Şimdi bu ülkede bir dünya insan, "Ne olacak bu memleketin hali?" diye soruyor.

Ve bu sorunun ekseninde Genelkurmay Başkanı'nın tavrı da çok önemli bir yer tutuyor.

Aslında bir demokratik ülkede Genelkurmay Başkanı'nın kimi yerde "ültimatom" diye nitelenen tavrından yola çıkarak hükümeti yargılamaya kalkmak da, o ülkenin demokratik yapısının sağlığı açısından sorgulanacak bir durum.

Askeri kanat, Irak konusunda hükümetten "siyasi irade" beklendiğini ifade ediyor. Gerçi oradaki değerlendirmede de "iradenin geç kaldığı" imasıyla, "Saddam'ın cesaretlendirildiği" tarzında bir yorum da sezilmiyor değil ama, gene de "siyasi irade" beklentisi, sistemin kurallarının işlediğini gösteriyor ki, bunca çalkantı içinden bunun kurtulması önemli.

Ben sayın Özkök'e bir kere daha, baştan beri sürdürdüğü siyasetten uzak tavrının daha şık durduğunu hatırlatmak isterim. Bilinir ki iki testi çarpıştığında sadece biri zarar görmez.


11 Ocak 2003
Cumartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED