|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bush, dün "tarihin geri kalanı bizim tarafımızdan yazılacak" diyordu. ABD Başkanı kendisinden çok emin; ama olmamalı, güç ve silah sahibi olmak, bunlar aracılığıyla dünyayı altüst etmek, ölümleri beslemek, çıkarları demokrasi sözüne alet etmek tarih yazmak değildir. Tersine her zaman olduğu gibi tarih savaşa direnenler, insanî değerleri yüceltenler tarafından yazılacaktır. Tersine her zaman olduğu gibi zihniyet güce galebe çalacaktır... İnsanlık çok savaş gördü, sadece 50 milyon insan 20. yüzyılda savaşlarda katledildi. İnsanlık çok diktatör gördü, Hitler, Mussolini, Stalin, Pinoche nicelerinden geriye sadece lanet hisleri kaldı. Ve insanlık onlara rağmen ve onların geri gelmemesi için barış, demokrasi hattında müthiş bir yol katetti. Yine katedecektir. En önemlisi bu çerçevede Bush tarihi değil, tarih Bush'u yazacaktır. Türkiye'nin, gerekçesi ne olursa olsun, böyle bir adamın kısa süreli de olsa önünü açması pek acıdır. Artık pek geriye dönüş yok. Ölüm ve kan geldi ve yaşanacak... Tezkerenin TBMM'den geçme ihtimalinin kesinleşmesinden sonra savaşın önünde hiçbir engel kalmadı... Artık milletvekillerine yönelik uyarı yazısı yazmanın bile bir manası yok... Daha da öte... Şu aşamada iç siyasetten, Ankara'dan Meclis'ten söz etmenin ne anlamı var? Kürt sorunu, Kuzey Irak, ABD'den gelecek paralar, bu paraların nasıl kullanılacağı ya da kullanılması gerektiği konusunda ahkam kesmenin, milli çıkar çılgınlığına katılmanın ahlaki olmamak dışında ne anlamı var? Keşke tarih bazı konularda durmaksızın kendini yenilemese... Keşke silah ve ölüm makinelerinin ve onların tehditlerinin karşısında ülkeler, devletler, kurumlar sinmese, susmasa, kaçmasa... Keşke... Zira "korkunun ecele faydası yok". ABD'nin amacı ve çıkarları Ortadoğu'da bir Kürt devleti kurmaksa kuracaktır; bugün bu küstah güce elini veren yarın kolunu kaptıracaktır. Bu sadece Türkiye için değil, Fransa ve diğerleri için de öyle... Dünyayı şöyle bir izleyin... İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana dünya siyasetinin en önemli hakemlik kurumu, en önemli uluslararası meşruiyet aracı BM bile bir kopuşa, bir sona doğru gidiyor. ABD, BM Güvenlik Konseyi'nin müdahaleyi veto etmesine rağmen Irak'ı vurursa, bu durum bu kurumun işlevini ve anlamını fiilen sıfırlayacak. Tersi olursa, bu kez BM tümüyle ABD etkisi altına girerek işlevine başka anlamda son verecek ya da bu işlev ağır bir şekilde yaralanacak. Dünya güçlerinin sadece homurdanarak ABD'yi izlemesi ne vahim! Peki neyle avunacağız? Sahte savaş karşıtı CHP'yle mi? ABD askerine izin vermeyin ama bizim askerimiz Kuzey Irak'a girsin, gerekirse savaşsın diyen Baykal'la mı? Türk hükümetini önemli barış çabasında yalnız bırakan Fransa'nın, Almanya'nın işlevleri tükenmek üzere olan uluslararası kurumlarda giriştikleri küçük manevralarla mı? Ama yine de umutsuzluğa kapılmayın... Böyle durumlarda en çok güven duyulması gereken şey size en güçsüz gelendir: İlkelerdir, değerlerdir, bunlar için mücadele eden tek teke insanlardır... Tarih ve insanlık hemen her zaman onların sırtında yükseldi, yine yükselecek...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |