|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Turizm hassas bir sektör. Daha birşey görmeden biz kendimiz feryat etmeye başlarsak, yabancılar hiç gelmez. Bu konuda hassas olunması gerekir. Turizm Bakanı Güldal Akşit, Irak krizi nedeniyle "rezervasyon iptali" olduğu yönündeki haberlere karşı çıktı. Akşit, "Bugüne kadar bizim rezervasyonlarımızda herhangi bir iptal yok. Pembe bir tablo çizemem ama şu da bir gerçek; rezervasyon iptali yok. Ancak bir duraklama, yavaşlama var" diye konuştu. Yeni Şafak'ın sorularını cevaplayan Bakan Güldal Akşit, bugüne kadar yaptıkları çalışmalar, 2003 yılı turizm hedefleri, Irak krizinin turizme etkileriyle ilgili düşüncelerini anlattı. Bakan olduktan sonra caddelerde özgürce dolaşamayı ve rahatça alışveriş yapmayı özlediğini belirten Akşit, "Beni kimse tanımıyor, elimi kolumu sallar, özgürce gezerim diyemiyorsunuz. Şurada bir tost yiyeyim diyemiyorsunuz. İşte bunları özlüyorum" dedi. Bakanlık görevinde 100 günü geride bıraktınız. Neler yaptınız bugüne kadar? Acil Eylem Planı ve Hükümet Programı çerçevesinde bakanlık olarak öncelikle bir acil eylem planı hazırladık. Plan çerçevesinde iki yönlü çalışma başlattık. Birincisi yasal düzenlemeler, ikincisi ise sektörde canlanmayı sağlayacak tedbirler. Hizmet Birlikleri ve Meslek Birlikleri Yasa Tasarıları'nı tekrar ele aldık. Sektör temsilcileriyle de görüşeceğiz ve son şeklini vereceğiz. Hizmet Birlikler Yasası ile, turizm sektöründe görev alan tüm yatırımcısıyla, otelcisiyle tamamının yasal korunması olsun istiyoruz. Bu birliklerin TOBB'un şemsiyesi altında yapılanmasını öngörüyoruz. Tesisler Yönetmeliği var; daha güncel, uygulanabilir, aksaklıkları giderecek bir yönetmelik olması için değişiklik çalışmaları sürüyor. Turizm sektörünün uluslararası rekabeti için neler yapmayı palanlıyorsunuz: Sektörün sorunlarını biliyoruz. Özellikle turizmden gelir sağlayan ülkelerdeki vergi düzeyi maalesef bizde yok. Bizde uygulanan KDV yüzde 18'ken, diğer ülkelerde yüzde 5-10 civarında. Türkiye'nin içinde bulunduğu zor günleri de düşünürseniz, KDV'nin yüzde 5-10 seviyesine düşmesini istemek hayalcilik olur. Ancak, en azından sektörü motive edecek, birkaç puanlık düşüş sağlayabilirsek, KDV'nin zaman içerisine makul seviyeye inebileceğini düşünüyoruz. 2002 yılı hedeflerinize ulaşıldı. 2003 yılı hedefleriniz nelerdir? 2002 hedefimiz 13 milyon turist ve 11 milyar dolar gelirdi. Gelirimiz 11.9 milyar dolar, turist sayısı ise 13 milyon 246 bin olarak gerçekleşti. 2003 yılında ise 13 milyar dolar gelir ve 15 milyon turist hedefliyoruz. Şu ana kadarki gelişmeler çok iyi, ay sonuna kadar geleceklerle birlikte artışın büyüklüğü de net olarak ortaya çıkacaktır. Yaklaşan bir Irak savaşı var. Savaş olasılığı turizmi nasıl etkiliyor? Bugüne kadar bizim rezervasyonlarımızda herhangi bir iptal yok. Tabiî pembe bir tablo çizemem ama şu da bir gerçek; rezervasyon iptali yok. Bir duraklama, yavaşlama var. Bu yavaşlamanın birinci sebebi Irak krizi, ikinci sebebi de en büyük pazarımız olan Almanya'da yaşanan ekonomik kriz. Ancak, hatırlatmak gerekir ki, turizm çok hassas bir sektör. Söylentilerden en çabuk etkilenen sektör. Daha kimse birşey görmeden biz kendimiz feryat etmeye başlarsak, "yandım" diye bağırırsak, yabancılar hiç gelmez. Bu konuda çok hassas olunması gerekir. Ben rica ediyorum; sektör temsilcilerine, basın kuruluşlarına "ne olur yaygara koparmayalım, gerçekleri söyleyelim" 1991 Körfez Savaşı'ndan turizm ne kadar zarar gördü? 1991 Körfez Savaşı'nda turizm sektöründeki talepte yüzde 20-30 civarında bir düşme oldu. Ancak Türkiye'de turizm sektörü sürekli yükselen bir trend izliyor. İstikrarlı bir büyümemiz var. Dünya Turizm Örgütü, önümüzdeki 10 yıl içerisinde Türkiye'yi turizmin parlayan yıldızı ilan etti. 10 yıl sonra birinciliğe oynayacak bir ülke olacak Türkiye. Irak'taki bir savaştan turizm sektörü ne kadar zarar görür? Şu anda bunu tespit etmek çok zor. Ancak Türkiye dezavantajlarını avantaja çevirebilecek bir ülke. İstanbul gibi, Ege gibi farklı bölgelerimizi öne çıkararak, Antalya bölgesindeki düşmeleri berteraf ederiz, benim temennim bu.
'ÜLKE MENFAATİ DUYGUSALLIKLA DEĞİL, MANTIKLA KORUNUR'
Yetki tezkeresine imza attınız. Yapılan açıklamalar sizi tatmin etti mi? Ben Bakanlar Kurulu'nun bir üyesiyim, o tezkerenin altına imza atan birisiyim. Tabiî konular tartışıldı, değerlendirildi, tasvip edenler, etmeyenler oldu. Fakat bir noktadan sonra duygusal davranmayı bir tarafa bırakıp, mantığınız, aklınızla ve ülke menfaatleri doğrultusunda hareket etmek zorundasınız. Altına imza koyduğunuz bir tezkerenin arkasında durmak zorundasınız. Burada bir karar alıp Meclis'te farklı davranmak mümkün değil. Ben imzamın arkasında durmak zorundayım. Gönlümdeki insani duygularım çok farklı olabilir, bu işin insani boyutu. Meclis'in alacağı bir karar. Milletvekilleri tezkere önlerine geldiğinde vicdanlarıyla başbaşa olacaklar. Türkiye ABD'ye direnç göstermesinin nedeni olarak ekonomik zararlar gösterildi. Sorun sadece ekonomik mi? Olayı sadece ekonomik olarak görmemek gerekir. Burada en önemli sorun Türkiye'nin güvenliği sorunudur. Bir Kuzey Irak gerçeği vardır. Arkaşlarımız da açıklama yaptılar olayın hem siyasi, hem askeri hem de ekonomik boyutu var. Ekonomik boyut vazgeçilemeyecek değildir, vazgeçilemeyecek askeri ve siyasi boyutudur.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |