|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sürpiz: Dün Meclis'te görüşülmesi beklenen tezkere, şimdi Cumartesi yapılacak olağanüstü toplantıya kaldı. Bugün MGK'da görüşülecek. Saat başı sürprizle karşı karşıya kalıyoruz. Türkiye, eşine az rastlanır bir dönemi yaşıyor. Her şey bıçak sırtı. Bir "müttefik"le, tezkerenin Meclis'te görüşülmesine başlanacak zamanın kıyısına kadar süren ve Türkiye'nin yüreğinde hâlâ ukde olan kıran kırana bir pazarlık. Saatlerce, hatta şimdi günlerce süren bir iç ikna çabası. Bütün "ağır"lıkların kullanıldığı bu süreçte "evet"lerin bile kılpayı niteliği... Kerhen, zoraki, istemeyerek, içine sinmeyerek... Kazındığında altından "red" çıkan "evet"ler... Belki de herkes soruyor: Sayın başkan, sayın başbakan, sayın bakan, siz inanıyor musunuz bizi ikna için öne sürdüğünüz gerekçelere? Gözleriniz hiç de inanıyor gibi bir izlenim vermiyor... Nasıl inanabilirler ki... "Müttefik"e yönelik sorular bitmiyor. Milletvekillerinin içi durulmuyor. O yüzden hiçbir "evet", güven taşımıyor. Çünkü "Müttefik ülke"nin başındaki adam en bıçkın edasıyla bakanlarınızı paylıyor: -Türkiye'den beklediğimiz desteği göremezsek tamamen Kuzey Irak'taki gruplarla hareket ederiz. -Birlikte hareket etmezsek IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü size sırtını döner. Bu aşamadan sonra bize gelmenizin ya da durumu düzeltmeye çalışmanızın yararı olmaz. -Ermeni karar tasarılarının ABD eyaletlerindeki yerini biliyorsunuz. Ancak bunların Temsilciler Meclisi'ne gelmesi söz konusu olabilir. Lobiler bunu dört gözle bekliyor. -Bakın AB üçe bölündü. BM gerekli mi değil mi ona bakıyorum. -Beyler ABD topraklarında yapacağınız bir şey yok. Ülkenize dönün ve bu tezkereyi Meclisiniz'den geçirin! Bıçkın adamın alt alta sıraladığı her bir maddenin satır arası tehdit ihtiva ediyor: Kuzey Irak'taki yapılanmanın ipini bırakmak, Türk ekonomisinin ipini çekmek, ve Ermeni tasarılarını ısıtmak... Zihninin bir yerlerinde ülkenize tehdit saklı ve şantaj için kullanmaktan çekinmeyen bir müttefik! "Bu nasıl müttefik?" sorusu zihninizi zonklatıyor. Oysa hepsi bununla mı sınırlı onu da bilmiyorsunuz. Bu sürecin nerede noktalanacağını bilmiyorsunuz. Siz bir Ortadoğu ülkesisiniz, bölge ile tarihi, kültürel, ekonomik çok hayati bağlarınız var. Amerika Irak'tan başlayarak bölgeyi yeniden dizayn etmek üzere gelecek ve peşpeşe operasyonlar olacak... Her operasyonda nerede duracaksınız, bilmiyorsunuz. Yarın İran vurulacaksa, Suriye'ye cephe açılacaksa nerede duracaksınız? Bıçkın adam aynı tonda karşınıza çıkıp, aynı dar alanlarınızı önünüze koyarsa ne diyeceksiniz? Bir kere kol kola girmenin sizi nerelere sürükleyeceğini tahmin edemiyorsunuz. Bıçkın adamın sizinle ilgili çıkarları sona erdiğinde ya da başka partner bulduğunda bizzat sizin önünüze çıkacak risklerin ne olduğunu kestiremiyorsunuz. "Evet" demek zor, "hayır" demek zor... Kırk katırı ya da kırk satırı tercih etme noktasındasınız. Kırk katırı tercih etmediğinizde önünüze çıkacak seçeneğin kırk satır olduğunu düşünüyorsunuz. Ne kahredici bir durum. Lideriniz huzurunuza çıkıp "73.5 milyar dolar borcumuz var!" dediğinde, bunun nasıl bir halet-i ruhiyeyi yansıttığını en acı biçimde yüreğinizde hissediyorsunuz. Yılların, yıllarca biriken zaafların yükü binmiş bu neslin, bu siyasal kadronun üzerine... Bunu içiniz yanarak gözlüyorsunuz. Amerika nasıl bakıyor Türkiye'ye merak ediyorsunuz. Acaba kullanılıp atılacak bir malzeme gibi mi, yoksa? "Türkiye - Amerika stratejik işbirliği" Washington'dan nasıl okunuyor? Amerika, Ortadoğu'ya ilişkin politikalarını belirlerken, Türkiye'nin de fikrini almadığına göre, nasıl bir stratejik işbirliği anlayışı sorusunun cevabı yok! Bundan dolayıdır ki Türkiye'de Amerika'ya güven yok. Bunu da bilmeli Amerika!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |