T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Merkez Bankası'nın sahte paraya karşı örnek mücadelesi

Hepimizin eline zaman zaman çok eski, yıpranmış para geçer. Ankara Altındağ'da öğretmenlik yapan Adnan Adıgüzel, yaşadığı bir eski para hikâyesini anlatıyor.

Kullanıla kullanıla iyice eskimiş, harcamaya kalkınca geri çevrilecek kadar yıpranmış parayı harcamaya da utanıyor insan.

Bu tür paraların Merkez Bankası'nda yenisiyle değiştirildiğini öğrendim. "Persude Para" gişesine gidip bir milyonluğu yenisiyle değiştirmek için gişedeki memureye verdim.

Memure parayı aldı, kimliğimi istedi ve bir kağıt uzatarak adresimi yazmamı istedi. Denileni yaptım ve beklemeye başladım. Biraz bekledikten sonra hemen güvenlikten biri, kendisiyle gelmemi söyledi. Nereye gittiğimizi sorunca, kimliğimi almam için güvenlik odasına götürdüğünü söyledi. Oraya varınca da değiştirmek için verdiğim paranın sahte para olduğunu, işlem yapılacağını, biraz beklemem gerektiğini söylediler.

Öğretmen olduğumu ve bir saat içinde okulda olmam gerektiğini söyleyince "Sen bugün okulu falan unut, akşama evine varabilirsen haline şükret" dediler. "Görüşebileceğim bir yetkili yok mu?" deyince, "Hocam artık işlem başladı, bunun dönüşü yok, geçenlerde bizim güvenlikteki bir arkadaşın başına da böyle bir iş geldi ve bir şey yapamadık" dediler ve beklememi söylediler.

Hakkımda piyasaya sahte para sürmek ya da bilerek sahte para kullanmaktan dava açılacakmış. Bunun için de önce karakoldan gelecek polislerle karakola gidecek, oradan adlî tabiplikten geçip mahkemeye çıkacakmışım.

Biz konuşurken hemen polislerimiz de yetişti ve suça el koyup beni arabalarına alarak Solmaz Kılıçtepe Polis Karakolu'na götürdüler. Sağ olsunlar polis memurları çok anlayışlı davrandı. Gayet kibar bir şekilde işlemlerimi yaptılar. Bu arada Merkez Bankası'nın yasaları uygulamadaki bu hassasiyetlerini de eleştirmeden edemediler.

"Bizim başka işimiz yokmuş gibi bir de böyle şeylerle uğraştırıyorlar" diye banka görevlilerine sitem de ettiler. Tabii bu bana da bir teselliydi. Bu arada okulumu arayarak karakolda olduğumu ve derse gelemeyeceğimi bildirdim.

Karakoldaki işlemler yapıldıktan sonra bir polis memuruyla Adlî Tıp Şube Müdürlüğü'ne gittik. Memur yolda olayın hikayesini dinledikten sonra "1995 yılından beri bu meslekteyim, daha şöyle kerli ferli bir kişiyle ilgili bir şey yapamadım. Hep böyle ıvır zıvır işlerle uğraşıyorum" diye sitem etti.

Adlî Tıp'a vardık, alkol ve darp muayenesi için makbuz karşılığı 17.500.000 lira aldılar. Doktorumuz da alkol ve darp olayı olmadığına dair raporunu da verince tekrar karakola döndük. Karakolda bana sıra gelince ifadem alındı, imzalattırıldı. Son olarak elime iki form verildi ve sekiz tane birinden, bir tane de diğerinden fotokopi çektirmem istendi. Fotokopici bulup formların fotokopisini aldım getirdim. Böylece karakoldaki işim bitmiş oldu. "Hocam geçmiş olsun, gidebilirsin" dediler. Ben "Her şey bitti mi?" diye sorunca, bir gün mahkemeye çıkmak için çağırılacağımı ve beraat edeceğimi, ancak 90-100 milyon civarında bir para cezasına çarptırılabileceğimi söylediler. Böylece yakamı şimdilik kullanıla kullanıla 'persude' olmuş paradan kurtarmış oldum. Şimdi mahkemeye çağrılmayı bekliyorum.

* * *

Okula döndüğüm zaman bütün öğretmen arkadaşlar geçmiş olsun dileklerini ilettiler. Daha sonra öğrenciler de hocam geçmiş olsun demeye başladılar. "Bir şey yok" desem de, çocuklar muzipçe gülerek, "Hayır hocam biz öğrendik bir milyon sahteymiş ve sizi korakola götürmüşler, dersimize dün onun için gelememişsiniz" dediler. Öğretmen arkadaşlar "Hocam bende de eski bir milyonluk var, senin yolun Merkez Bankası'ndan geçiyordur, değiştiriver" diye şaka yollu takılmaya da başladılar. Bazıları da "Hocam, demek piyasaya sahte para sürüyorsun, senden korkulur" diyerek suçumu iyice dillere düşürdüler.

Konuyla ilgili hassasiyetlerinin meyvelerini vereceğini ve bir daha Merkez Bankası'na uğramamaya özen göstereceğimi şimdiden bildiririm. İnşallah çektiğimiz sıkıntılar boşa gitmez.

Memleketimizin bu sahte para ile olan mücadelesi sonunda bu işin köküne kibrit suyu dökülür. Merkez Bankası memurlarının bu hassasiyeti devletimizin tüm diğer kurumlarındaki memurlarına örnek olsun.

Sonuçta anladık ki eski para deyip geçmeyeceksin, insanın başına neler açabiliyor. Sonunda hem o bir milyonu kaybediyorsun hem de üstüne yirmi katı para veriyorsun bir de mahkemenin vereceği cezayı bekliyorsun. Bakalım sonu nasıl bitecek.

CANLI YAYINDA FUTBOL

Canlı yayında bir futbol müsabakası sunmak hiç de kolay olmasa gerek.

Hele millî maç olunca...

Düşünün, bizimkiler atağa geçmiş, kaleye doğru yaklaşıyorlar.

Düzenli paslaşma, yerinde çalım, derken az sonra bir şut çekilecek ve beklediğimiz gol gelecek.

Maçı anlatan sunucu heyecanla aktarırken, sahada gördüğü güzel hareketler karşısında arada bir övgü dolu ifadeler kullanıyor.

"Harika... Helal olsun... Bravo... Aferin... Çok güzel..." gibi.

Ya tersi olunca?

Yani gereksiz çalım, şahsi oynama, hatalı faul, yerini bulmayan pas, hakeme küfür, rakip oyuncularla dalaşma, kart görmek için adeta inat etme vs.

Böyle durumlarda sunucunun içinden "Aptal... Geri zekalı... Salak..." gibi sözler sarfetmek geçmez mi dersiniz? Geçer ama söyleyemez.

Bizim için hava hoş tabii. Ekran karşısında istediğimizi söyleriz.


28 Şubat 2003
Cuma
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED