|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ben epeydir peşini bırakmıştım; Vatan'dan Deniz Arman'ın "mgk.gov. tr" başlıklı yazısını (29 Haziran) okuyunca tekrar merak sardım. Arman, Milli Güvenlik Kurulu'nun resmi internet sitesinde "Sizden gelenler" bölümünde yer alan "ilginç" bir mektuptan söz ediyordu. Söz konusu mesaj/mektup, kolayca tahmin ettiğiniz gibi yine "derin" konulardan birisini yine çok bildik bir açıdan gözden geçirmekteymiş. Yakın zamanlarda bu "site" üzerine bir iki yazmıştım. Gerçekten de, sitenin "Sizden gelenler" bölümünün adını artık "Bizden gelenler" olarak değiştirmenin zamanı çoktan geldi de geçiyor bile! Arman'ın yazısını okuduktan sonra üç beş haftalık bir arayla siteye tekrar girdim. Sitede pek bir yenilik yok; site yine aynı site... Herhalde site yapıcıları da, sitede gerekli tadilat için MGK'nın akibetini bekliyorlar... "Sizden gelenler" bölümüne hakim ruhta da bir değişiklik gözlenmiyor. "Bizden gelenler" ruhunun hakimiyeti devam ediyor. Ama herşeye rağmen, bu bölümde bazı kıpırdanmalar da yok değil doğrusu... Nasıl mı? İzah etmeye çalışayım: Bir kere, asıl işlevi "güvenlik" konularında halkı bilgilendirmek olarak tarif edilen bu siteye pek uymayan bazı mesajlara/mektuplara yer verilmeye başlanmış. Mesela, "konu"su ana sayfada "trafik", iç sayfada "güvenlik" olarak belirtilmiş olan şu mesaj: "Ne olur, Türkiye'nin en büyük sorunu trafik, birinci madde olarak gündeme bunu getirin. Saygılarımla." Bilmem bu mesajın içeriğine siz de şaşırdınız mı? "Trafik" sorunu ülkenin tabii ki en önemli sorunlarından birisi ama bu sorunu "Milli Güvenlik Kurulu Sitesi"nde görmek, doğrusu benim için çok şaşırtıcı oldu... Bizim bildiğimiz, bu çerçevede "trafik" gibi "seküler" sorunlar hiç hesaba katılmazdı. Varsa yoksa "irtica" ya da "bölücülük" gibi temel sorunlarla ilgilenilirdi. "Bizden gelenler"de karşıma çıkan ve beni şaşırtan ikinci mesaj/mektubun konusu "Halk dini ve cemaat" başlığını taşıyordu. Taze bir mesajdı, 26.06. 2003 tarihini taşıyordu. Mektup sahibi, ülkemizde "laiklik" konusunda niçin tam olarak başarılı olunamadığına değindikten sonra teşhisini bakın nasıl koyuyordu: "Bu başarısızlığın en önemli nedeni Osmanlı Dönemi'nde olduğu gibi, Cumhuriyet Dönemi'nde de devlet yöneticilerinin 'halk dini' ile ilgilenmemeleri ve 'cami cemaati'ni kazanamamalarıdır. (...) Şeriat devleti özlemleri de, yönetimlerin ilgi göstermediği ve zaman zaman katı laiklik anlayışlı bürokratların küçük görüp aşağıladığı yine halkın bu kesiminde filizlenmiştir." Sizi bilmem ama bu mektup da bana ilginç geldi doğrusu... 04.06.2003 tarihli bir mesaj/mektup özellikle ilgimi çekti. Söz konusu mektup, "derin konular"a girmeyip, tabiri caizse sitenin benimsediği "metodoloji"ye yönelikti. Biliyorsunuz, "Sizden gelenler"e gelen mesajların altında imza yok. Site bu konuda şu açıklamayı yapmış: "İsim ve adres saklı tutulmuştur." İşte ilgimi çeken mesaj da tam bu konuyla ilgili. Mesaj sahibi şöyle diyor: "Bir yazının, yazarının –'isim ve adres saklı tutulmuştur' diyerek, ismen mahfuz tutulması, gerekli değil iken neden mahfuz tutulmuştur? Yazarı saklı olan yazı, nasıl açıkça yayınlanabilir? Demokrasilerde her ürünün (fikir, şikayet, dilek, istek de bir üründür) menşei belirlenmek mecburiyetindedir. İsimsiz hiçbir dilek veya şikayet, vs... demokratik ülkede yayınlanamaz. Okuyucuların kafalarında –Yoksa bu yazıları kendiniz mi yazıyorsunuz? Diye bir soru işareti oluşmasına meydan vermeniz doğru olmaz düşüncesindeyim..." Görüyorsunuz, bu "girişim" de hiç fena değil.... Söylediğim gibi, site şimdilik iç açıcı bir site olmaktan çok uzak.... Ama bakalım, belki bu küçük "girişimler" sonucunda belki biraz toparlanabilir. "Sizden gelenler"de yer alan metinler tabii ki bundan ibaret değil. Arman'ın da belirttiği gibi, uzun yazılar hâlâ "derin konular" etrafında dönüp dolaşıyor. Ancak bütün bu, hepsi birbirinden ilginç mesajları gözden geçirirken aralarından bir tanesi beni çok gülümsetti. Bu mesajın "konusu" olarak da "Bir Yorum" denmiş. Mesaj şu sözlerle başlıyor: "Merhaba, öncelikle bu imkanı sunduğunuz için teşekkürler. Kısaca sıkıntı duyduğum bazı konuları paylaşmak istiyorum..." Ben bu sözleri okur okumaz kendi kendime şöyle dediğimi iyi hatırlıyorum: "Haydaaa! Bazı okurlar da MGK sitesini Güzin Abla sanmaya başladı herhalde!" Böyle bir sitede kişisel "sıkıntılar" ortaya dökülür mü? Burası bu işin yeri mi? Fakat çok geçmeden yanıldığımı anladım. Çünkü okurun sözünü ettiği "sıkıntı" öyle sıradan sıkıntılardan değil, malûm sıkıntılardandı: "Son yaşananlar bence Türkiye üzerinde gizli emellerin uygulanma sürecini ifade ediyor. (...) Halkın doğru olarak bilgilendirilmesini istiyor ve medyanın olumsuz yönlendirmesine isyan ediyoruz. Sizlerin bilgiye ulaştırmada gösterdiğiniz gayretlere teşekkür ediyoruz." Bu sözleri okur okumaz da şöyle mırıldanmışım (öyle diyorlar!): Yahu senin başka "sıkıntın" yok mu Allah aşkına?!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |